10° Kapalı

“YA HEP BERABER, YA HİÇ BİRİMİZ”

Güncel - 8 Mart 2021 00:51 A A

Her alanda mücadele eden ve Edirne’de yaşayan kadınlara “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü 1857’de Newyork’taki bir dokuma fabrikasında çalışan Kadınların “eşit iş, eşit maaş, çalışma süresinin 16 saatten 8 saate düşürülmesini içeren talepleri ile hak arayış mücadelesine dönüşüyor. Başlayan mücadele sonucu kadınların örgütlediği grevi bastırmak için de fabrika sahiplerinin fabrikayı yakması sonucunda 120 kadın işçi hayatını kaybediyor. Fabrikada yanarak hayatlarını kaybeden işçiler anısına ilan edilen 8 Mart’ın, kadınların bu mücadelesinin geldiği noktayı nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu yöneltik.

ÖĞRETMEN SEÇİL ERKILIÇ; “1857’de ortaya çıkmış olan kadınların hak arayış mücadelesi günümüze kadar süregelmiş haklı bir mücadeledir. Tarihsel sürecini hepimizin bilip önünde saygıyla eğildiğimiz bu günün anısına, biz kadınlara atfedilen emekçi kadınlar gününün önemini bir kere daha vurgulamak isterim. Gelinen noktada önemli kazanımların varolduğu yadsınamaz fakat sadece kadınların değil tüm insanlığın yaşam haklarının hakedilen düzeyde olmadığı da aşikardır. Bu da bizlere kadın erkek el ele mücadele etme yolundan ayırmadan birlikte hak arayış mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Sadece kadın ve erkeğin hak mücadelesi de yetmez, yaşadığımız çevre için, hayvanlar için, doğa için kısacası hayata bütüncül bakarak tüm mücadele alanlarını heybemize koyarak yaşamayı ilke edinmeliyiz. Sadece kadın hakları mücadelesi demek pozitif ayrımcılığa sürükler algıları, tabii ki kadın haklarımıza, mücadelemize sahip çıkalım ama unutmayalım ki Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!”

EDİRNE GERÇEK GAZETESİ SPOR MUHABİRİ KADRİYE TUNÇ; Öncelikle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nde bu onurlu mücadeleyi veren tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Yıllardır süren bir direniş var dı farklı adlarla anılan, farklı yollarla da olsa mücadeleyi ilerleten bir direniş… O ilk isyanın kıvılcımından bugüne kadar süren bu direnişte, kadınların mücadelesinde değişen ne mi oldu.? Her bir kazanım, kaybettiğimiz bir kadını temsil ediyor. Ne acı, ne vahşice bir durum! Yaşadığımız coğrafyada, kadınların sosyo-ekonomik, siyasal, toplumsal anlamda olumlu bir değişim olduğu zaman, hemen öncesinde bir kadın ya vahşice sevgilisi, eşi, arkadaşı tarafından katledilmiş oluyor ya da bir kadın işçi, yaşadığı toplumsal eşitsizliğin, kapitalizmin ve cinsiyetçiliğin gölgesinde hayatını kaybediyor. Hatırlayın Özgecan’ı!

Tek değişen; katledilen, tacize tecavüze, psikolojik şiddete uğrayan, işyerinde cinsiyetçiliğe mobbinge uğrayan, ataerkil sistemin baskısı ile geleneksel aile kavramının içinde baskılanmış kadınların isimleri… Katleden ise hep aynı! Kadınlar, o günden bugüne bunun mücadelesini her alanda veriyor. Direniş büyüyor! Bu sorunun kaynağını kadınlar daha fazla sorguluyor. Siyasetin, sporun ve diğer alanlardaki tüm cinsiyetçi yaklaşımların önünde tavrını net bir şekilde koyuyor. Kadınlar kendilerine dayatılan tüm bu zorbalığın sebebinin, sınıfsal kökenli bir sorun olduğunun, eşit hak ve özgürlük noktasında ataerkil sistemin dayattığı erkek egemen hiyerarşinin, kadının bir meta olarak kullanıldığı böylesi anlamlı bir günde içini boşaltmaya çalıştığı kapitalizmin artık farkında! Artık kadınlar hayatın her alanında ilk direnişin başladığı o günün verdiği inançla fabrikada, okulda, işte, evde, sokakta sınıfsal – toplumsal özgürlüğüne her türlü baskıcı dayatmacı şiddete karşı mücadele ediyor. Kadınlar bugün direnişi büyütmek için o günün kararlılığında ezber kalıpları yıkarak kuralları baştan yazıyor.!
Bugünün 8 Mart’ında kadınlara çiçekler alınıp, özlü sözler söylenerek bir lütufmuş gibi temsiliyetler veriliyor. 8 Mart kutlanacak bir gün değildir. Bir mücadelenin sembolüdür. Artık gazeteler 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü olarak başlıklarını atmaya başladığında ve bayan ile kadın kelimesi arasındaki farkı anladığında bir şeylerin anlamlı değişimini hissedeceğiz. İşte o zaman 1857 yılından 2021’ e emekçi kadınların mücadelesinde bir adım daha ileride olacağız. Dayanışmayla…”

AV. IRMAK ÇAM; “ Biz kadınlar toplumsal statümüz ne olursa olsun, geçmişten bu yana devam eden cinsiyet eşitsizliğine karşı hep bir mücadele içerisinde olduk. Bu mücadeleyi birçok alanda verdik ama en önemlisi belki de mücadelenin direnç taşı iş gücü piyasasında verdiğimiz mücadeleydi. Şu an dünyada ve ülkemizde kadınlar çalışma hayatının birçok alanında üretimin içerinde erkeklerle aynı koşullarda çalışmaktadır. Ancak adalet ve eşitlik ilkesi tam olarak gözetilmediği için aynı koşullarda çalışsak da eşit fırsatlar sunulmamaktadır. Birçok meslek dallarında kadın çalışan tercih edilmediği gibi, erkek aday ile aynı eğitim ve başarıya sahip bir kadının yönetici olarak tercih edilmemesi de bunun bir göstergesidir. Ülkemizde kadınların okuma yazma oranı yükselmesine, çalışma hayatında uzun zamandır yer almalarına rağmen, kadın yönetici sayısı erkeklere oranla çok daha düşüktür. Yasal düzenlemelerle cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçilmeye çalışılmıştır ancak bu düzenlemeler etkin ve yeterli olamamıştır. Cinsiyet eşitliğine ilişkin Anayasa da ve İş hukukunda yasal düzenlemeler mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesinde: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” denilerek aslında kadınlar için pozitif ayrımcılığı içeren bir düzenleme yapılmıştır. Mutlak ayrımcılık yasağı içeren bu düzenleme kamu organları ile birlikte diğer kuruluş ve kişileri de bağlamaktadır. Kamu hukukundaki bu düzenleme kadar geniş çapta ve kapsayıcı olmasa da özel hukuk içerisinde yer alan İş hukukunda da eşitlik ilkesi düzenlemiştir.

İş Kanunu’nun 5. Maddesinin 3. Fıkrasında: “İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.” denilmiş devam eden fıkralarında, “Aynı ve Eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Yine İş Kanunu’nda da, T.C.Anayasası’nda olduğu gibi pozitif ayrımcık içeren düzenleme görüyoruz. Şöyle ki 4857 sayılı İş Kanunun geçici 6. Maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesinde,”… kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.” düzenlenmiştir.

Özellikle çalışma hayatı içerisinde kadın erkek eşitsizliği pek gündeme getirilmemiş olsa da, koruyucu yasal düzenlemelere rağmen kadının toplumsal ve çalışma yaşamında maruz kaldığı eşitsizlik yadsınamaz derecede fazladır. Bir kadın ister evli olsun, ister çocuklu olsun, ister engelli olsun erkekler ile eşit haklara sahip olmalıdır. Biz kadınların var olma, kabul görme, yaptıklarımızın görünmesi ya da yapabileceklerimize toplumun inanması için vereceğimiz mücadele devam edecektir, daha eşit ve daha özgür bir dünya için..

EDİRNE ÇEVRE GÖNÜLLÜLERİ DERNEĞİ BAŞKANI VE DİŞ HEKİMİ AYTEN EREN; “Bundan 164 yıl önce yine kadın emeğinin vahşice sömürüldüğü, 120 kadın işçinin haklar mücadelesinde yaşamını yitirdiği dönemlerin üzerinden çok zaman geçmiş olsa da, hala cinsiyet eşitliği, kadın emeği, kadına şiddeti konuşuyor olmamız kadın hareketinin yetersizliğinden kaynaklanmadığının farkındayız. O zamanlardan günümüze yoğun kadın mücadeleleri yükseldikçe, ataerkil ve kapitalist sistemin azami kar hırsıyla kadın ve çocuk emeği odaklı sömürünün devam ettirilebilmesi için en yaygın, en az cezalandırılan şiddet olarak tüm dünya ülkelerinin çoğunun gündeminde bulunmaya devam ediyor.

Ülkemizdeyse siyasi iktidar yıllardan beri kadını evli, anne, dindar, örtünmüş, kamusal alanın dışına itilmiş, sessiz kitleler kategorisine hapsetmek hedefiyle, yasalarını, uygulamalarını dayatmak için var gücüyle çalışıyor. Ama, Karadeniz’de HES’e karşı, Ege’de jeotermal yapmak isteyenlere, Kaz Dağları’nda altıncılara, Trakya’da topraklarını termikçilere karşı savunmak için direnen, fabrikalarda sendikal hakları için alanı terk etmeyen kadınlar inadına en önde haklarını savunmaya devam ediyorlar.

2014’te İstanbul Sözleşmesi olarak yürürlüğe giren “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Sözleşmesi” imzalanmasına rağmen, siyasi iktidarın aileyi merkeze alan gerici politikaları ile kağıt üzerinde kalmakta ve şiddet vakalarını önlemekte oldukça yetersiz görünmektedir. Özellikle 2008 ‘den bu yana 8 kat artan kadın cinayetleri bunun kanıtıdır.

Her mücadele toprağa ekilmiş yeni tohumlardır ve biz ülkenin tüm alanlarındaki kadın mücadelelerinin tüm insanlığın barış,eşitlik ve bir başka dünya yaratma yolunda değişimi sağlayacağı inancımızı daha yüksek sesle söyleyerek 8 Martlarda daha bir çoğalıyoruz…Dünya Emekçiler Günümüz kutlu olsun…”

EĞİTİM-SEN EDİRNE ŞUBESİ KADIN SEKRETERİ NUR YILMAZ ERCİN, “Yıllardır her 8 Mart yaklaşırken, kentin her yanından fışkıran Kadınlar Matinesi afişlerinden, hediyelerden, çiçeklerden, vb. rahatsız olduğumu söyleyebilirim. Bu sene de Pandemi olmasaydı, her yerde görecektiniz. Kadınlar eğlenmesin demiyoruz ama, 8 Mart, bir anmadan doğup bugüne kadar dayanışmanın kutlamaya dönüştüğü bir gün. Hepimizin bildiği ve gördüğü şeyin altını çizmiş olalım. Gerçek anlamını, ruhunu unutturabilmenin en iyi yolu bir kavramın içini boşaltmak değil mi? Tecimsel sistem bu konuda gayet başarılı. Örneğin, 8 Mart’ta, X Pırlanta, Kadınlar Günü’ne özel kampanya yapıyor. Tüm televizyonlar, sosyal medyalar bu tür reklamlarla dolu. Yer yer, vicdana seslenen toplumsal sorumluluk mesajları ve programlar yapılmaya çalışılsa da yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Hatta zaman zaman yapılanların ne kadar samimi olduğuna dair şüphe duymamak elde değil. Bir günlüğüne makamları, mevkileri kadınlara devredip vicdan rahatlatılacak bir gün de değil. 8 Mart Kadınların Uluslararası Mücadelesini ve Dayanışmasını simgeleyen bir gün. 1857’den 2021’e ne yazık ki, kadınların eşitlik için mücadelesinin hala sürdüğünü ve hatta buna yaşam hakkı mücadelesinin de eklendiğini söylemek gerekiyor. Acı tarafı da bu. 8 Mart’ta “analar, bacılar, eşler” vasıflarıyla kadınlar yüceltilecek, 9 Mart’ta aynı yüceltenler eril şiddet dilini kullanarak, cinsiyetçi küfürlerle, hatta fiziksel şiddetle mesailerine kaldıkları yerden devam edecekler. Hiçbir şey olmamış gibi. Ancak, kadınlar da bu ataerkil her tür baskıya ve engellemelere rağmen yollarına devam edecekler. Kadınlar, “cam tavan”a rağmen, eşit işe, eşit ücreti olana kadar çalışma yaşamından, sokaklardan kopmayacak. Hayatın yarısı olan kadınlar, onca öldürülmelerine rağmen, sözlerini söylemeyi de, yetki ve karar mekanizmalarında göstermelik değil, gerçekten var olmayı da sürdürecekler.”

EDİRNE YENİ SANAYİİ SİTESİNDE OTO LASTİK TAMİRCİLİĞİ YAPAN REMZİYE CANKIRAN;1857 yılında Amerika’da bir dokuma fabrikasında “eşit iş, eşit aş” için kadın dokuma emekçilerinin yakmış olduğu meşale o günden bu güne kadının her alanda, her mevkide yer alması ile gün ve gün güçlenmekte. Ülkemizde 1923 yılında Cumhuriyeti’n ilanı ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk olarak kadına seçme ve seçilme hakkı vermesi ile birlikte kadın her alanda kendini göstermeye başlamıştır ki “erkek hegomanyası” olan bir toplumda geldiğimiz konuma ulaşmak için bir sürü badireler ,zorluklarla karşılaştığımızda bir gerçektir… günümüzde kadın sanayiden tutunda ,siyasetine kadar her alanda var olduğunun bilincinde olarak daha da güçlenerek toplumdaki yerini sağlamlaştırmaktadır. Tabi ki bu yerin sağlamlaşması kadının kendi gücünün farkında olmasından geçer…

1857’de bir dokuma fabrikasında yükselen kadın hareketini yok edebilmek için 120 emekçi kadını şehit edenlerle, kadının sadece doğurmak ve kendilerine hizmet etmekten ibaret olduğunu sanan zihniyetler bilmelidir ki kadın artık her yerde, değişim kadından başlar …”

EŞİTLİK İÇİN KADIN PLATFORMU GÖNÜLLÜSÜ ŞAHİDE AĞAOĞLU; “1857’de örgütlü olarak, eşit işe eşit ücret olarak simgeleşmiş bu kadın mücadelesi, bu günde emeği (ev içi emeği) yok sayılan kadın mücadelesi, ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü,’ olarak hepimizi bir araya getiriyor. Eşitlik mücadelesi, haklarımız için alanlarda hep birlikte, yasalar, eşitlik için devam ediyor.
320’nin üzerinde Kadın örgütü ve 170’ lerde karma örgütün, sendikaların destek verdiği EŞİK, Eşitlik İçin Kadın Platformu Gönüllüsü olarak, benim de içinde yer aldığım, tüm ülkede kadınlar/Kadın örgütleri haklarımız için, kazanılmış haklarımızı kaybetmemek için alanlardayız, yanyanayız, birlikteyiz. Her gün 8 Mart, her gün mücadele diyoruz. İstanbul Sözleşmesi uygulansın, kadınlar ölmesin diyoruz. Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, bunun bir cinskırım, kadın kırımı olduğunu EŞİK olarak haykırıyor ; ‘Herkes Göreve, Meclis Göreve’ diyoruz. Yaşasın 8 Mart. Yaşasın Kadın Mücadelesi ve Dayanışması.”

EMEKLİ İŞÇİ HAVVA BUDAK; “8 Mart’ı cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların eşit hak ve özgürlüklere sahip olabileceği bir dünya için 1857 yılında yakılan meşale olarak görüyorum. Günümüzde ise 8 Mart istisnalar hariç her yıl kurum ve kuruluşların indirim ve reklam yaparak kadına özel kampanyalarla destekledikleri, hediyeler, eğlenceler ile kadına şiddeti, kadın cinayetlerini kadın-erkek eşitsizliğini unutturmaya çalışan birgün olarak kutlanmaya devam etmektedir.
Cinsiyet ayrımını ortadan kaldıracak eğitimin okullarda ders olarak verilerek geleceğin daha eşitlikçi olabileceği 1857 yılında eşitlik için yanarak can veren kadınlarımızdan bugüne, bugünün kadınlarının neler yaptığı, nerelere geldiği, gelecekten neler beklediği ile ilgili düzenlenen etkinliklere katılımların, eğlenmeye katılımlardan çok olduğu nice 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü anmak dileğimle…”

BİR EL BİN NEFES DERNEK BAŞKANI YAĞMUR ISLATTI: “8 Mart, insan hakları, kadın hakları ihlallerinin, ayrımcılığın, sınıfsal zorbalığın sonucu ortaya çıktı. Başlatılan mücadelede kadınlar çok ciddi bir yol kat ettiler ancak; günümüzde hala kadınlar hemen tüm iş kollarında aktif olarak çalışıyor olmasına rağmen mobbinge uğramakta, taciz görmekte, sırf “kadın” olduğu için ayrımcılığa maruz kalmaktalar. Kadının toplumdaki yerinin yalnızca evinin içinde olması gerektiğini düşünen bir zihniyet ile mücadele ediyoruz. Kadına yüklenen tek görevin “annelik” olduğunu düşünen, kadının sosyal hayattan kendi dünyasına çekilmesini isteyen bir düşünce yapısına karşı duruyoruz. Bugün hala ülkemizde ve dünyada, her gün onlarca kadın eşlerinden, sevgililerinden, aile bireylerinden şiddet görmekte, tecavüze uğramakta, katledilmekte ve bütün dünya aslında hala buna seyirci kalmaktadır. Kadınların hakları, anayasal güvence altına alınmadığı sürece, kadın-erkek eşitliği yasada ve sosyal alanlarda tam olarak sağlanmadığı sürece de bu ne yazık ki devam edecektir. Bizlerden önce kadınlar büyük bir meşale yaktılar. Bizlere düşen görev de bu ateşi söndürmeden bu mücadeleye devam etmektir. Bugün, bu mücadelenin geldiği noktaya baktığımızda; kadınların tüm zorbalıklara rağmen dik duruşlarından ödün vermediklerini görebiliyoruz. Ancak; kadın cinayetlerinin, tecavüzlerin ve katliamların özellikle son yıllarda ciddi oranda artmış olması, kadınların buna alıştırılmaya çalışılıyor olması bizleri yıldırmamalıdır. Lütfen içimizdeki gücün farkında olalım. Bizler gücümüzü tüm zorbalara rağmen birbirimizden alıyoruz. Bu mücadelede kazanan kadınlar olacaktır… Mücadeleden vazgeçmemek umudu ile…”Kaynak: Edirne Gerçek Gazetesi

Güncel - 00:51 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ÇİNGENE ÇADIR TİYATROSU

    Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olma sürecinde kültürel, sosyal sorunları ile konu olan ülkemizin Roman vatandaşları 14 Mart 2010 yılında Roman Açılımı ile tanışmasını sağlamıştır. Aradan geçen 11 yıllık süre içinde 2016 yılında hazırlanan “Ulusal Stratejik Roman Eylem Planı” Resmi Gazete’de de yayımlandı. Roman Açılımında küçük adımlar atılmış ise de, bütüncül bir sosyal politika üretilemedi. Devletin […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • MUTLU YILLAR

    Moskova Devlet Tiyatrosu duvarlarında büyük çatlaklar meydana gelir. Dev bina inşa edilirken, oldukça sağlam olmasına rağmen, zamanla kalın kirişler çürümüş ve temel kaymıştır. Mühendisler binayı tamamen yıkmak yerine, büyük granit bloklarla değiştirmeye başlamış ve binanın temeli yenilenmiş. Rus yazar Grigoriy Petrov’un ünlü eseri ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ki birinci bölüm bu örnek ile başlar. İlk kez, 1923’de […]
  • VATANDAŞ ABUZER

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, yaşadın mı adam gibi yaşayacaksın tek ve Vatandaş Abuzer de yaşadıklarından öğrendikleriyle, hayatın güzelliklerini fark ederek insan gibi yaşamayı seçmişti. Bu onun hayat felsefesi olmuştu, hayatın her yönünden kendine yakışanı bulup onu kendi hayatına uygulayıp yeri geldiğinde gülen güldüren, yeri geldiğinde düşünen düşündüren bir hayat çizgisinde ilerliyordu ta ki elinde […]
  • Umutlu Yıllara

    Kocaman bir yılı geride bıraktık acısıyla tatlısıyla… Edirne Gerçek Gazetesi okurlarına bir yıl boyunca ciddi emeklerle hazırladığımız gazetemizi takip ettikleri, bize destek verdikleri için teşekkür ederiz. Bundan tam bir yıl önce gazetemizi çıkarmaya başladık. Basılı olarak çıkarmaya başladığımız gazetemizin fikri yıllar yılı aklımızdaydı aslında. Merak ediyorduk, okuyorduk, yazıyorduk, çevremizle paylaşıyorduk. Bir gün değerli dostumuz gazetemizin […]
  • Manchester United Sonunda Bir Futbol Direktörüne Kavuştu

    Manchester United, Dünya Futbolunun zirvesindeki takımlardan bir tanesi fakat bu uzun sayılacak bilecek bir süredir spor içi başarılar ile desteklenen bir durum değil. Alex Ferguson sonrası kulübün Futbol aklının yitirildiği ve telafisinin gerçekleşmediği düşünülüyordu yıllar boyunca. Bugün gerçekleşen hamlelerin tamamı da bu niyetle gerçekleşiyor diye düşünüyorum. Bu hafta yeni bir Futbol Direktörü ile anlaşıldı, John […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • DOLMENLER

    Yıllardan beri Dolmenlerden bahseder dururuz. Dolmenleri söz konusu yaparız. Dolmenlerin öneminden bahsederiz. Peki, nedir bu Dolmenler? Şimdi kısaca bu soruya cevap verelim dostlar! Kısaca Dolmenleri tanımlayalım. Geçmişin bize bıraktığı yadigârların başında gelen Dolmenler evrensel bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Atalarımızın atalarının ışığı olan Dolmenler az farklılıklarla, çok farklılıklarla, ama esasında hemen hemen benzeri fonksiyonlarla çok […]
  • Covid-19 Karantina Günlükleri

    Merhaba sevgili okurlar, Covid tedbirlerine rağmen artık çember daralmıştı. Sonunda ben de Covid’e yakalandım. Çok şükür 20 günlük bir tedavi sonrası şimdilik bu illeti başımdan attım. Bu yazımda sizlere yaşadığım karantina ve tedavi sürecini baştan sona kadar aktaracağım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki zor bir süreç dostlar. Öncelikle virüse bir arkadaş toplantısı sonucu yakalandığımı düşünüyorum. Tedbirleri […]
  • 2020’YE DAMGASINI VURAN ÜLKEMİZ VE DÜNYA KADINLARI

    Geçtiğimiz yıl dünya, başta milyonları etkileyen ve dünyanın neredeyse tüm ülkelerini etkisi altına alan COVID-19 pandemisi olmak üzere birçok kriz ile mücadele etti. Dünyadaki bu belirsizlikler ve kriz ikliminde de kadınlar öncülük etmeye devam ederek, en zorlu durumlarda bile hedeflerinden vazgeçmeyerek, kendi alanlarında başarılara imza atarak dünya sahnesinde kendini kanıtlayarak, normları yıkarak, cinsiyet eşitliğinin altını […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Galatasaray24163549 19+3051
2.Beşiktaş24163553 26+2751
3.Fenerbahçe24163547 26+2151
4.Trabzonspor24136531 24+745
5.Alanyaspor24126640 23+1742
6.Hatayspor24116739 29+1039
7.Gaziantep FK24108637 29+838
8.Karagümrük24107737 31+637
9.Antalyaspor24711624 29-532
10.Yeni Malatya2479830 31-130
11.Göztepe2478934 31+329
12.Sivasspor23610726 29-328
13.Konyaspor23761029 28+127
14.Ç. Rizespor24681029 41-1226
15.Kasımpaşa24751226 38-1226
16.Kayserispor24671117 28-1125
17.BB Erzurumspor24671123 36-1325
18.Başakşehir24661228 43-1524
19.Gençlerbirliği23551320 44-2420
20.MKE Ankaragücü23541426 39-1319
21.Denizlispor24461422 43-2118

HAVA DURUMU

15 Nisan 2021 PERŞEMBE
10°
  • CUM 14.7°
  • CTS 13.5°
  • PAZ 15.7°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI