14° Açık

Türkiye’de STK’ların İşleyişi ve Roman Halkının Sorunları- VİDEO HABER

Ekonomi - 18 Haziran 2020 07:31 A A

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği başkanı Turan Şanlı ile Türkiye’de sivil toplum kuruluşları ve Roman derneklerinin işleyişi, Roman halkının yaşamış olduğu sorunlar üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimize telefon bağlantısı ile Roman aktivist Şadi Çatı, Roman sivil toplum örgütlerinde faaliyet yürütmüş Roman yurttaşlardan olan Rıza Ürütürkcü ve Cengiz Ilgın katılım sağlayarak bilgi ve deneyimlerini aktararak konuya ilişkin açıklamalarda bulundular. Edirne Gerçek Gazetesi köşe yazarı Koralp Selçuk’un sorularını yanıtlayan Turan Şallı” Roman meselesi kimlik meselesi değil, bu bir sosyal mesele ve toplumsal bir sıkıntıdır.Biraz da eşitsizliğin içinde yıkılmak yok olmak meselesidir.” dedi.

Türkiye’de STK’ların işleyişi nasıl, “sivil toplum” tanımından ne anlamalıyız?

Sivil toplumculuk, temsil ettiği kesim için mücadele eden topluluk, var olduğu düşünceler içerisinde bir temsiliyet ile haklarını arayacak; sosyal haklar demokratik hakları olabilir…Demokrasi temelinde bütünleşmesi gereken çabalardır. Bu çabalar içerisine geldiğimizde Roman sivil toplum örgütlerine baktığımda 2010 yılında bir Roman açılımı politikası izlendi. Roman açılımı derken Romanların sosyo-ekonomik kültürel yaşamında özellikle ekonomi alanında ve ayrımcılık noktasında gerçekten bir değer katıp katmadığı hala bir tartışma konusudur. Yıllardan beri bunları yazan çizen biri olarak özellikle ifade etmek istiyorum. Hükümetin bu konuda iyi niyetli girişimleri olduğunu söyleyebiliriz ancak geldiğimiz süre içerisinde siyasi iktidar olan AKP’nin bu mücadeleden çok geri adım attığını veya istenen hedefe ulaşmak için gerektiği mücadeleyi verdiğini düşünmüyorum. Etkisiz kaldığını etkiyi geliştiremediğini düşünüyorum. Etki geliştirememe noktasında şu algıyı yarattı; Roman açılımı bu siyasette hedefinden uzaklaştı, uzaklaşması ile birlikte nihai politikalara erişemedi. Avrupa Birliği’nin, Türkiye ile yapmış olduğu müzakereler var; Türkiye’de yaşayan Romanlar geniş bir tanımla Çingene halkına yönelik yazılı metinleri var.AKP hükumeti de bu yazılı metinler üzerine bir şeyler yapmaya çalıştı. Bu çalışmalar yerini ve özünü bulamadı. 2009’da ilk Roman Çalıştayı, 2010 yılı ilk Roman Açılımı oldu. Geldiğimiz 2020 yılında hala Romanların sosyal ekonomik yapısında bir değişim olmadı. Bu yüzden benim düşüncem bu iş tamamen siyasi politize oldu  siyasallaştı yerini bulmayan bir çaba ile hedefinden çok uzaklaştı.

 

 

Sivil toplum halk nezdinde nasıl gelişir?. Derneğinize üye olmak isteyenler için baktığımızda Roman olmayan bir yurttaş üye olabiliyor mu?

Türkiye’de Roman sorunu sadece Türkiye’de değil bu sorun dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Çingene veya Romanlar için ortak sorundur. Bu ortak sorunun temelinde yoksulluk vardır. Bu yoksulluğun içerisinde; sosyal dışlanma ve sosyal dışlanmaya entegre olamamanın etkilerini yaşıyoruz biz. Temel nokta, yoksulluk ayrımcılık… Bu tür şeyleri çözüm noktasına kavuşturabilmek için bu noktada diğer sivil toplum örgütlerinin de beraber hareket etmesine ihtiyaç vardır. Bu sivil toplum anlayışı sadece Roman sivil toplum örgütleri ile olmaz. Çünkü Roman olmayan diğer sivil toplum örgütlerinin de olması lazım. Temel nokta şu; birbirimizi anlayabilme kültürümüzü geliştirmemiz lazım. Roman toplumu kendine özgü farklı bir sınıfsal yapısı, sosyo-ekonomik farklılığı var. Bunun için birlikteliği bizim yaratmamız lazım. Bu birliktelik olmadığı sürece Romanlar her türlü olumsuzluğu yaşar. Mesele şu; birbirimizİ sevmek, kültürel değerleri ve burada toplumsal uzlaşmayı yaratabilmemiz için birbirimizi anlayabilmemiz, birbirimize dokunmamız lazım.

….

Çingene olsun Roman olsun.. Diğer etnik kimliklere baktığımız zaman, Roman meselesi kimlik meselesi değil, bu bir sosyal mesele ve toplumsal bir sıkıntıdır.Biraz da eşitsizliğin içinde yıkılmak yok olmak meselesidir.Bu zamana kadar çok sayıda akademisyenler, tarihçiler farklı sosyal çalışmalar yapmışlardır; Çingeneler etnik bir kimlik midir, toplum mudur, millet midir? şeklinde tanımlamalar vardır. Bu tanımlamalara pek de takılı kalmak istemiyorum. İnsan olmak, eşit olmak, tüm temel değerler ile var olmak, demokrasinin bütünselliği içerisinde olmak. Bu bütünsellik içerisinde kardeş sevgisi de olacak ama kutuplaştırmadan, ayrıştırmadan olacak. Roman meselesi etnik bir kimlik meselesi değildir. İnsani bir meseledir, insanca yaşama isteği vardır. Roman kültürünü, müzik ve eğlence kısmını ayırdığın zaman bir yoksulluk kültürü ile karşı karşıya kalıyorsun. Yoksulluk Romanlara özgü değil her dışlanmış toplumun derin bir sorunudur. En derin yoksulluğu yaşayan toplumlara baktığımızda Çingeneler veya Romanlar vardır.

Dünyanın bir çok kesiminde Çingeneler var ve yoksulluğa alıştırılmış bir toplum. Avrupa’da sizin yürüttüğünüz çalışmalar gibi çalışma yürüten dernekler var mı? Varsa irtibat halinde misiniz?

Sosyal medya geniş bir iletişim ağına dönüştü. Yurt dışında ortak bir çalışmamız yok. Çalışma yapılan ülkeler Bulgaristan, Macaristan, Almanya’da var. Buna benzer ülkelerde sosyal medya üzerinden tanıştığımız Roman kardeşlerimiz var, özellikle de Bulgaristan’da. Ortak çalışmalarımız oluyor bilgi paylaşımı noktasında… Ama Romanlar kendi yaşadıkları coğrafyalarda yaşadıkları sorunlara çözümler bulmalı ve mücadele etmelidir. Kendi olanaklarımla yurt dışında Çingeneler ile çalışmalar yaptım. Hala yoksulluk kültürü var bundan kurtulmak için Romanları eğitimin içerisinde katmak zorundayız. Romanların okuması için mücadele edilmeli. Bu olmazsa yoksulluk, sosyal dışlanma döngüsü hep devam eder.

Derneğinizin başlığında “eğitim” kelimesi var. Mahallenizin içinde özellikle Roman yurttaşlar için ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz? Bu konuda dışarıdan almak istediğiniz destekler var mı? Belediyecilik ya da bunun gibi kurumlar size destekte bulunuyorlar mı? 

Eğitim benim için neyi ifade eder? Eğitim doğup büyüdüğü yaşadığı sürece  tüm evrim eğitim sürecidir. Eğitim yaşamın bir bütünlük parçasıdır. Bu parçasının içerisinde ben de bir Çingene mahallesinin içerisinde biriyim. Yetişkinler için bilgisayar kursları, okuma yazma kursları açtık. Bu kurslar dört yıl boyunca sürekli devam etti. Yaz tatili sürecinde bunu uyguladık. İlk bilgisayar kursunu 2012 yılında açtığımızda kursa talep Romanlardan çok Roman olmayanlar tarafından olmuştu. Dört Roman getirebildim bu da bir handikaptır. Kursları dezavantajlı gruplardan olan Romanlar için ücretsiz halk eğitimde açtık ama Romanlardan çok Roman olmayan kursiyerler oldu. Roman olmayanların gelmesinden de mutlu oldum ama önceliğimiz Romanların gelip kendilerini geliştirmesiydi. Bu çalışmalarımızda Edirne Halk Eğitim Merkezi çok destekledi.

Bu konuda söyleşimize katılarak bilge ve tecrübelerini aktarmak isteyen konuklarınız vardı. Dilerseniz sözü kendilerine bırakalım. Türkiye’de kentsel dönüşümde Romanların yaşadığı mağduriyetleri ifade eden, bu konuda ilk resmi kurumlara başvurarak çalışma yürüten Sadi Çatı,telefon bağlantısı ile söyleşimize katılarak şu ifadelerde bulundu:

Roman aktivist Şati Çatı: İktidarın yanında olan iktidar yalakası olanlar ekmek bulmak için bir şeyler almak için yanında.  Bu insanlar, Romanları kullanarak nemalanıyor. Bunun önüne biz geçemiyoruz. Çünkü; güç onların elinde. Biz onlardan olmadığımız içinde öksüz gibi kalıyoruz. Burada iş yapacak insanlar mahallelerde kalıyor, bizim dışımızdaki bazı sivil toplum örgütleri iktidarın yanında olduğu için her şeyinden nemalanıyorlar. Bizim en büyük sıkıntımız bunlar değil, bunlara bu imkanı sağlayanlar. Kentsel dönüşümde de aynı. Biri yaptırmak istiyor, diğeri öne çıkıyor. Bizim borç ödeme kültürümüz yok, çünkü doğru dürüst Romanların bir kazancı yok. Kentsel dönüşüm ile rant alanı oluşturuluyor aynısını Sulukule’de, Kağıthane’de yaptılar. Küçükbakkalköy’e kentsel dönüşüm yaptılar mahvoldu. Romanların bu çektikleri nedir. Sivil toplum kuruluşları bunları neden dile getirmiyor. Sivil toplum kuruluşları on kuruş için halkı satmayıp, halkın yanında olsun.

Cengiz Ilgın: Romanların sorunu Romanlardan kaynaklanan bir sorun değil. Yoksullaştırmadan kaynaklanıyor. Roman açılımından sonra her mahallede bir iki dernek açıldı. Bazı gruplar çıktı ön plana. Bunlar ticari amaçla Romanlar adına işler yapıyor. Biz bunları, Malkara, Keşan, İstanbul,… İzmir’de bu tür insanlarla karşılaştık, yüzleştik. Romanların kalkınması üretkenlik içine girmesinin dışına çıkarak bu sivil toplum örgütleri finansal masalar altında dökülen kırıntılardan beslenme içgüdüsüyle hareket etmeye başladı, dernek başkanları. Bunların içinde bazılarını tenzih ediyorum, ama çoğunluğu böyle.. Bizim içimizdeki Romanlar etnosentrik ile ötekileştirme ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Devlette konuyu ilk başta böyle bakmıştır. Ama sonra 1934 İskan yasası ön plana çıktı. Çünkü ötekileştirmede en önemli unsurlarından biri Cumhuriyet döneminde yapılmış. Yapılmış ama sağlıklı düşünülerek yapılmamış. Romanlar da böyle bir yasanın sonra karşılarına çıkarak, onlara engel olacağını düşünememişler. Romanlar çıkan yasadan haberdar değil. 2005’de dilekçe verildi. AKP, bunu bir çok kez onaylamadı. Romanların sosyolojisini anlamak lazım. Her mahallede birden fazla dernek olmamalı hatta şehirde bir yada iki dernek olmalı. Fazla dernekler olduğunda bölünme yaşanıyor.

AZ 81 Spor Kulübü Başkanı Rıza Ürütükçü: Kötü alışkanlıklardan korumak için kulübümüz genç güreşçiler yetiştiriyor. Gençleri yetiştiriyoruz, şampiyon çıkarıyoruz, tarihi Kırkpınar ve diğer güreş müsabakalarına çıkarıyoruz. İki yıldır Türkiye şampiyonları çıkarıyoruz, iki kızımızda milli takımda. Sivil toplum örgütleri açısından değerlendirirsek de Türkiye’de Romanlar için mücadele veren fayda sağlayan sivil toplum örgütü az bulunmaktadır. Sivil toplum örgütleri kendi fikirleri ve düşünceleri ile yola çıkmıyorlar, Romanları kullanarak siyaset yapıyorlar. Aldıkları projelerde Romanlara hiçbir faydası yok. İçişleri Bakanlığı’nın Roman derneklerini teftiş etmesi lazım. Hala Roman vatandaşlarımız aşsız, işsiz…Yapılan politikalarda söz var ama sahaya yansıtılamıyor. Devletin bize özen göstermesi gerekiyor.

Söyleşimiz Turan Şanlı’nın şu ifadeleri ile sona ermiştir;

” Zor bir süreç ve zor bir toplumun sorunları ile uğraşıyoruz. Ama bir de şu var üzülerek söylüyorum; her bir çalışmada sosyal gerçekliğimizi görmezden geliyoruz. Türkiye’de en büyük Romanların sorunlarından biri de şikayet etmesi. Artık şikayet etmekten uzaklaşmamız lazım. Kendimizle artık yüzleşmemiz lazım. İğneyi önce Roman toplumu kendine batırması gerek çuvaldızı ise diğerlerine batırması lazım. Kendimizi sorgulamak zorundayız. Devleti, haklı ve inandırıcı gerekçelerle zorlamalıyız. Bunun içinde birincisi; Roman sorunu çok geniş bir sorundur,bunun bir devlet politikası olması lazım. Roman dernek başkanlarında ise şunlar olması lazım; dürüstlük, ahlak, samimiyet. Bunlar olmazsa bu toplumda farklı bir gelişim yaratamazsın. Eğer bu değerler olmazsa, Roman dernek başkanları bireysel çıkara dönüştürüyor. Bunun bireysel çıkara dönüşmemesi için; sosyal güvencesi olması lazım, yüreği zengin ve yürekli olması lazım. Gerekirse yapılan haksızlığa, her türlü usulsüzlüğe direnecek, karşı çıkacak.  Demokrasiye inanmalıyız, tek çare demokrasi.

Edirne’de Roman halkı adına önemli çalışmalarda bulunan konuğumuz Turan Şallı’ya ve yayınımıza katılan diğer konuklarımız Şadi Çatı, Rıza Ürütürkcü, Cengiz Ilgın’a teşekkür ederiz.

Edirne Gerçek Gazetesi

Ekonomi - 07:31 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ROMANLARA YARANAMAYAN VALİ

    Romanların sosyo-kültürel farklılıkları toplumların ilgisini çektiği kadar tarihçilerin ve antropologların da inceleme konusu olmaya devam etmektedir. Anlaşılamama, kendilerine yönelik olumsuz önyargı tanımlamaları içinde sıkışıp kalmış durumdadır. Roman toplulukların sosyal ve kültürel farklılığı iyi analiz edilmediğinde soruna sağlıklı bir çözüm üretme olanağı mümkün olamayabiliyor. Tarihsel derinlikle sürekli dışlanan bu çingene topluluklarına devlet otoritesi gereken ilgiyi göstermemiştir. […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Satranç Dünya Şampiyonu, Nasıl Fantasy Futbol’da Başarılı Olur?

    Geçtiğimiz sezon 2019’da Premier Lig Fantezi Futbol sezonunun şampiyonu tanıdık bir isim; Magnus Carlsen. 29 Yaşında Norveçli Dünya Satranç Şampiyonu. Satranç Mozart’ı olarak anılan bu isim Fantezi Lig’teki başarısı ile akıllara belirli bir yöntem takip etmiş olabileceği sorularını getiriyor. Benim de severek takip etmiş olduğum bu oyun, lig içerisinde oynanan karşılaşmalarda yer alacak sporcuların başarı […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Göztepe11005 143
2.Karagümrük11003 033
3.Beşiktaş11003 123
4.Galatasaray11003 123
5.Alanyaspor11002 023
6.Hatayspor11000 003
7.Antalyaspor11002 023
8.BB Erzurumspor11002 111
9.Fenerbahçe11002 123
10.Kayserispor11001 013
11.Konyaspor11000 000
12.Ç. Rizespor10011 2-10
13.MKE Ankaragücü10011 2-10
14.Kasımpaşa10010 1-10
15.Gaziantep FK11001 3-20
16.Trabzonspor10011 3-20
17.Sivasspor10010 2-20
18.Gençlerbirliği10011 3-20
19.Başakşehir10010 000
20.Yeni Malatya10010 3-30
21.Denizlispor10011 5-40

HAVA DURUMU

22 Eylül 2020 SALI
14°
  • ÇAR 29.0°
  • PER 29.7°
  • CUM 31.2°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI