-3° Açık

TRAKLAR KİMDİR?

Güncel - 21 Temmuz 2018 15:07 A A

Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç Traklar ile ilgili bilinmezlikleri anlatırken bir kültürün nasıl yok olduğunu gözler önüne seriyor…

Bir kültürün izlerini yansıtan Trakları, TÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Prof. Dr. Engin Beksaç gazetemiz Gerçek’e anlattı.

Trakya’nın adının nasıl aldığını aktaran Beksaç şunları kaydetti: “Traklar Güney Doğu Avrupa’nın, yani Balkanlar’ın büyük bir bölümünde yaşamış ve bu bölgeye Trakya adının verilmesine sebep olmuş bir kültürün sahipleriydi. Binlerce yıl bugün Trakya olarak adlandırdığımız bölgede yaşadılar. Bugün de biz onların yaşadığı topraklara ‘Trakya’ diyoruz.

Günümüzde Trakya üç farklı devletin sınırları içinde kalmış olsa da birçok özelliğiyle hala eski Trakya’nın birçok özelliğini yaşatarak, önemli bir kültürel bölge olma özelliğini sürdürmektedir. Farklı dinlerin, farklı dillerin, farklı milli değerlerin etkisi altında kalmış olsa da Trakya hala Trakya olma özelliğini korumaktadır. Trakya hala da Trakya olarak farklı kimliğini korumaktadır.

Günümüz Trakyası Bulgaristan, Türkiye ve Yunanistan tarafından paylaşılan bir bölge olarak bilinmesine rağmen, gerçekte bu bölgenin sınırları çok daha geniş alanlara yayılmaktadır. Bu eski sınırlar içinde Romanya, Moldova ve Makedonya gibi günümüz devletlerinin de dâhil olduğu görülmektedir. Özellikle Romanya ve Moldova bu konunun bilincinde olup, Trak çalışmalarının en önde geldiği ülkeler arasında yer almaktadır.”

Trak Kültürü’nün nerelerde görüldüğünü anlatan Beksaç; “Günümüzde Traklar olarak andığımız kültürün gerçek yayılım alanı doğuda Karadeniz ve Marmara kıyılarından batıda Vardar Ovalarına, güneyde Ege Denizi kıyılarından kuzeyde Dinyeper ve Dinyester Nehirlerine kadar uzanan bölge olarak teşhis edilmektedir. Bu bölge dışında Anadolu’nun kuzey batı kesimi de çok erken süreçlerden itibaren Trak Kültürü’nün yayılım alanı içinde kalmıştır. Özellikle Kuzey Anadolu’da Filyos Çayı çevresine kadar uzayan bu sınırı Orta Anadolu ve Batı Anadolu’da belirlemek hayli zordur.

Erken dönemlerde Trak Kültürü’nün etkisi altında olduğunu bildiğimiz bir başka yerde Kuzey Ege Adaları olmuştur.

Genelde dağlık ve kayalık bir coğrafya üzerinde yaşamanın Trak Kültürü’nün sosyal, ekonomik, dinsel ve kültürel oluşumunda önemli bir yol gösterici rolü vardır. Bu nedenle tüm yayılım alanları içinde Trak topluluklarının dağlık ve kayalık arazilerde yoğunlaşması da rastlantı değildir. Bu durumda Trak Kültürü’nün tarımdan çok hayvancılığa dayalı ve yarı göçer kırsal karakterli yapısının da rolü büyüktür. M.Ö. 5. Yüzyıl sonra dışardan gelen etkilerle önemli değişiklikler gösteren Hellenistik Dönem ve sonrasında bile bu durum büyük ölçüde değişmeden kalmıştır. Trak Kültür ortamındaki köklü değişiklikler ancak Roma hâkimiyeti sonrasında şekillenmeye başlamıştır.

Trak Kültürel yapısı içinde yer aldığı geniş coğrafi alanın alt özelliklerine göre bazı değişiklikler göstermesine rağmen, esasında bazı belirleyici temel özelliklere sahiptir. Bunların başında gelen en belirgin özelliklerden biri yabancı kültürel etkilere karşı olan direnç ve uzun vadeli karşı koyma eğilimidir. Etnik kimliklerin şekillenmesinde oldukça etnosentrik kalan bu yapılanma M.Ö. 1700’lerden M.S. 600’lere kadar süren uzun bir kültürel oluşumun hayatta kalmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bu oluşumda özellikle din ve dilin çok önemli bir rol oynadığı bellidir. M.S. 600’lerden sonra Trak dili veya dillerinin ortadan kalkması ve geleneksel Trak dininin sona ermesi bu kültürün etkinliğini ve gerçek kimliğini kaybetmesinde önemli rol oynamıştır. Buna rağmen Trak kültürü ile bağıntılı birçok kültürel olgu farklı diller ve farklı dini inanışlara rağmen, Traklar’ın yaşadığı topraklarda varlığını sürdürmektedir. Bu da bize Trak Kültürü’nün yaşadığı topraklar üzerinde ne kadar güçlü olduğunun önemli bir kanıtıdır.

Antik Çağ’ın ünlü tarihçisi Herodot’un Hintliler’den sonra Dünya üzerindeki en kalabalık ulus (Historia V-3) olarak tanımladığı Traklar’ın kendilerini tanımlarken, bugün onları tanımlamak için ortaya koyduğumuz Trak sözcüğünü kullanmadığını gayet iyi bilmekteyiz. Bu durum yaşadıkları topraklar için kullandığımız Trakya sözcüğü için de geçerlidir.

Farklı farklı aileler, soylar, klanlar, kabileler ve kabile ittifakları ile şekillenmiş bir sosyal yapılanmaya sahip olan bu insanların kendi etnik kimliklerini bu aile, soy, klan ve kabile ekseninde şekillenen bir adlandırmayla tanımladıklarını gayet iyi bilmekteyiz. Bu tanımlamaların de zamana ve mekâna göre kronolojik duruma göre farklılaşmalar gösterdiği de gözden kaçmamaktadır.

Trak sosyal yapısında etmen olan bu durum politik oluşumlarda da önemli bir belirleyici role sahip olmuştur. Esasında Geç Bronz Çağı içlerinde şekillenen ve hem dini hem de askeri otoriteyi temsil eden ve uhrevi âlem ile yaşanan âlem arasında duran, yarı kutsal, yarı sıradan kimliğe sahip kabile yöneticileri ve bunların yakın çevresinde bulunan konsey fikri Traklar için çok uzun bir geçerliğe sahip olmuştur. Bu nedenle Trakya’da vukuu bulan Pers işgali sonrasında oluşan bazı İran etkilerine rağmen politik yapılar genel olarak Avrupa’da Bronz Çağı içlerinden başlayarak gelişen ve Demir Çağı içlerinde de varlığını koruyan yarı dini yarı askeri sisteme bağlı kalmıştır. Bu nedenle de, Traklar’ın değişik kabileleri tarafından oluşturulan değişik yönetimlere rağmen, merkezi bir etnik oluşumu temsil eden ve tüm Trak Kabilelerini içine alan bir devlet yapılanması hiçbir zaman mevcut olmamıştır. Çünkü her bir kabile grubu kendisini merkezi bir etnik kimlik olarak görmüş ve oluşturdukları politik oluşumları da merkezi bir yapı olarak değerlendirmiştir. Bunun sonucu olarak da her grup kendisini kendi özgün adıyla tanımlamıştır.

Trak veya Trakya bu kültürün temsilcilerini tanımlamak için Yunanlılar tarafından kullanılan bir terimdir. Thrak veya Thrakia bir biriyle yakından ilintisi olan iki terimdir. İlki bir kültürel bütünü oluşturan insanları tanımlamak için kullanılırken, ikincisi bu insanların yaşadığı bölgeyi belirtmek için kullanılmıştır.

Trak sözcüğünün etimolojisi hakkında Antik Yunan kaynakları ilginç veriler ortaya koymaktadır. Bu noktada en ilginç sözcük hiç şüphesiz ‘Thrakis’ olup, ‘Thrake ve Thrakia’ sözcükleri ile ilişkili bir durum arz etmektedir. Bölge tanımlaması olan ‘Thrakia’ sözcüğü esasında Thrake sözcüğünden kaynak almaktadır. Trakya’ya adını veren Thrake bir Nymphe olup,  Yunan Mitolojisinde Oceanus ve Parthenope’nin kızı olarak karşımıza çıkmaktadır. Thrake sözcüğü iyileştirici anlamında açılımlar da yapmaktaysa da esasında kökünü teşkil eden Thrasso sözcüğü zorluk ve zahmet ile birlikte kargaşa anlamı da taşıyan bir fiildir. Bu da bize Yunanlıların Traklar ve Trakya’ya nasıl baktıklarını ve bu insanlar ile topraklarını nasıl algıladıklarını çok iyi bir biçimde açıklamaktadır.

Bu Nymphe’nin Traklar’ın günümüz Sırbistan sınırları içinde yaşadığı bilinen kabilesi Triballiler ile ilintili olduğu bilinen şekliyle Thrassa olarak ifadesi bu noktada gerçekten çok dikkat çekicidir.

Trakya, Yunan mitolojisinde ayrıca Savaş Tanrısı Ares’in oğlu Thrax ile de ilişkili olarak karşımıza çıkan bir kavramdır. Antik Yunanlılar için Traklar daima savaşçı kimlikleriyle ön planda olmuşlardır.

Bu sözcük de bunun güzel bir göstergesidir. Yunanlıların dünya görüşüne göre Traklar Savaş Tanrısı Ares’in soyundan gelmektedir.

Savaş Tanrısı Ares ve Trakya’nın bağını gösteren ilginç bir sözcük olan Aria da Thrakia tanımından önce bölgeyi belirlemek için kullanıldığı bilinen bir sözcüktür.  Aria sözcüğü Ares’in yurdu anlamına gelmektedir.

Bu sözcükler dışında Antik Çağ kaynakları Thrakis veya Thrakia terimi öncesinde Perike veya Perke teriminin kullanıldığını belirtmektedir. Bu sözcükler de ilginç çağrışımlar yapmakta, dağlar, kayalar ile birlikte, fırtına ve yıldırımları akla getirmektedir.

Bu sözcüklerin analizi Antik Çağ’da Trakya’nın ve Traklar’ın nasıl algılanarak ifade edildiğini göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu sözcüklerin tanıklığında Antik Yunanlılar için Traklar’ın gizemli, zorluklar arz eden ve doğaüstü güçleri üstün insanlar olduğu ve bu insanların yerleştiği Trakya’nın da korku uyandıran, gizemli ve fırtınaları bol ormanlık, kayalık ve dağlık bir bölge olduğu anlaşılmaktadır.

Antik Çağ kaynaklarında karşımıza çıkan bir durum da ‘Tirasian ve Tiras’ sözcüklerinde ifadesini bulmaktadır. Kızıl saçlı veya Alev Saçlı gibi bir açılımı olan sözcük Trakları betimlerken, Tiras’ın soyundan gelen anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. Musevi kaynaklarında dört büyük adanın sahibi olarak ifade edilen Tiras, Traklar’ın da atası olarak belirtilmektedir. Bu noktada ilginç olan Tiras veya Tyris’in Antik Çağ ‘da Dinyester Nehri ‘ne verilen bir ad olmasıdır.

Antik Çağ kaynakları belli belirsiz de olsa Trakları Dinyeper ve Dinyester Nehirleri Bölgesi ile ilişkili kılmaktadır” diye kaydetti.

“Arkeolojik verilerin ışığında Trak Kültürü’nün ilk çıkış noktalarını Dinyeper ve Dinyester nehirleri bölgesine çıkarmak mümkündür” diyen Beksaç şunları kaydetti: “Bu durumu teyit eden bazı bazı keramik buluntularına rastlamak mümkündür.

Esasında Trak Kültürü’nün bazı özellikleri arkeolojik verilerin ışığında Orta Bronz Çağı içlerinde şekillenmeye başlayan ve özellikle Geç Bronz Çağı içlerinde kimlik kazanan oluşumları ortaya koymaktadır. Bu kültürel oluşumda Orta Avrupa üzerinden gelen kültürel etkiler ile Karadeniz kuzeyindeki bölgelerden gelen kültürel etkiler yönlendirici olmuştur. Bu karşılaşma bölgesinin de Dinyeper ve Dinyester Nehirleri Bölgesi yani Moldova ve Romanya toprakları olduğu fark edilmektedir.

Özellikle Romanya ve Moldova’da varlığı tespit edilen Geç Bronz Çağı kültürel yapılanmasının daha sonraki Trak Kültürü’nün oluşumunda önemli bir rol oynadığı fark edilmektedir. M.Ö 1700’ler süreciyle güneye doğru inmeye başlayan yarı göçer karakterli hayvancılığa dayalı bir ekonomik oluşuma sahip olduğu anlaşılan bu Ön-Trak Kültürü’nün zamanla Balkanlar’ın doğu kesimine yani bu gün Trakya olarak bilinen bölgeye hâkim olduğu bellidir.

Demir Çağı başlarında M.Ö. 1000 yılları civarında Orta Avrupa üzerinden gelen ve Halstatt Kültürü olarak bilinen oluşumdan da etkiler alan bu Demir Çağı Kültürü Trak Kültürü’nün temsilcileri olmuştur.

M.Ö 7 yüzyıla kadar dış etkilere kapalı olan bu kültürel yapı bu tarihten sonra özellikle Yunan Koloni hareketi nedeniyle dış dünyaya açılmak zorunda kalmıştır. M.Ö. 5 yüz yıl sürecinden sonra ise yabancı etkiler hayli artmıştır.

M.Ö. 3700’lerden itibaren Balkanlı halkların Kuzey Batı Anadolu üzerindeki varlığı Hitit kayıtlarının da tanıklığında açıkça belirlenmektedir. Bu Balkanlı halklar özellikle M.Ö. 1200’ler civarında başlayan bir hareketlilik ile Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Anadolu ‘da yerleşmiş olan Frigyalılar, Lidyalılar, Mysialılar, Mysialılar ile birlikte Bebrykler ve Mygladonlar Trak soylu halklardır. Bunlar dışında Bithynialılar da Trak olarak bilinen uluslardandır.

Traklar kültürel oluşumlarından da anlaşılabileceği gibi Avrupa Soylu bir ulustur. Dilleri hakkında her ne kadar çok az veri bulunmaktaysa da eldeki veriler bu dili Hint-Avrupa dil ailesinin Satem grubuna dâhil etmeye yeterlidir.

Traklar’ın fizyonomisi hakkında Antik Çağ kaynakları önemli bilgiler vermektedir. Bu bilgilerden Traklar’ın genellikle açıkgöz ve ten rengine sahip olduğunu anlamaktayız. Bu tarifler daha çok kumral ve sarışın bir görünümü ifade etmektedir.

Bu bilgiler dışında Traklar’ın genetik özellikleri hakkında fazla bir şey söylemek de mümkün değildir. Çünkü Traklar cesetlerini yakmayı tercih ettikleri için günümüze genetik örnek alacak fazla bir veri kalmamıştır.

Traklar’ın ekonomik yaşamı daha çok hayvancılığa dayanmakta ve bu nedenle de yarı yerleşik bir karaktere sahip olduğu belli olmaktadır. Bu nedenle de Traklar’ın kozmolojisi ve takvim anlayışları da bu hayvancı karakterleri yansıtmaktadır.

Trak dini genel hatlarıyla gizlemli ve okültik bir özden beslenen ve doğanın sırlarıyla donanmış aşkıncı bir karaktere sahiptir. Bu niteliğiyle de Avrupa’nın diğer Demir Çağı toplumlarının dinleriyle yakın paralellikler göstermektedir.

Bu din şekilsel olmaktan çok öze önem veren doğaüstü güçlerin soyut olarak algılandığı bir oluşum olarak karşımıza çıkmakta ve ölümsüzlüğü ön plana çıkartan bir güç odağı oluşturmaktadır. Bu durum en erken oluşum sürecinden başlayarak daha geç dönemlerde güç ve etkinlik kazanan Orfik hareket gibi daha sonraki yeni dini oluşumlarda da kendisini göstermektedir.

Trak inançlarının reenkarnasyona önem vermesi yaşanılan dünyanın geçiciliği ve yaşanan ötesindeki âlemin aşkınlığı olgusuna öncelik vermesini gerektirmiş ve ruh kavramını ön plana çıkartmıştır. Bu özellikleriyle de yoğun biçimde yön verdiği Gizem Tapılarının da şekillenmesine ana etmen teşkil etmiştir.

Trak dininin münzevi ve çileci bir karakteri olduğu Antik Çağ kaynaklarında açıkça teşhis edilmekte olup, oldukça sofu ve tasavvufi bir tarzı olduğu da algılanmaktadır.

Trak Sanatı da bu görüşlerin etkisinde kaldığı için daha çok ufak tefek eşya ve mezar gelenekleriyle ilintili ortamlarda karşımıza çıkan yaratılarıyla tanınır olmuştur. Özellikle metal işçiliği Traklar’ın en çok ilgi duyduğu sanatsal üretim alanı olarak dikkat çekmiştir.

Trak giyim kuşamı da bölgesel farklılıklara rağmen, genel bazı özellikler sergileyerek, kabile kimlikleri ve sosyal özellikleri ön plana çıkartacak bir süsleme anlayışıyla yazları hayli sıcak, kışları ise hayli soğuk bir iklime göre şekillenmiştir.

Traklar’ın aile, soy, klan ve kabile belirtici özellikleri olan döğmeler ile yüz ve vücut boyalarını tercih etmeleri de Avrupa’nın diğer Demir Çağı toplumlarıyla yakınlık oluşturan bir olgudur. Bu döğmelerin sosyal olduğu kadar, dini bir amaca haiz olduğu da bilinen bir gerçektir.

Doğanın gizemlerini araştıran Traklar’ın çok iyi bir tıp bilgisine de sahip olduğu ve çok iyi birer şifacı olduğu bilinmektedir. Bunun dışında sırlara ulaşmada bir araç olarak algıladıkları gök ve yeryüzü hakkında da önemli bir bilgiye sahip oldukları ve bu bilgiyi de çok iyi kullandıkları birçok Antik Çağ kaynağında ifade edilmiş bulunmaktadır.

Trak Dönemi’nden kalmış olan kutsal alanlar ve kutsal anıtlar da tamamen bu oluşuma göre şekillendirilmiştir. Bu anıtlar Traklar’ın bilgeliğinin sessiz tanıkları olarak çağlara meydan okumaktadır.”  Makbule TUNÇ

 

 

Güncel - 15:07 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • DONALD TRUMP ÇİNGENELER ARASINDA

    Amerika’da seçimi kaybeden Donald Trump, sandıktan çıkan yenilgi oylarına itiraz etmiş, sonuç olarak kongre binasına yandaşlarını çağırmıştır. Çıkan çıngar sonunda ölenler olmuştur. Amerikan savunma bakanlığı ve diğer askeri kuvvet komutanları anayasaya bağlı olduklarını ifade etmelerinin sonucunda direnci kırılan Trump, Meksika sınırını aşmaktan vaz geçip, okyanusu aşıp Avrupa’ ya ulaşır. Çok sevdiği Türkiye’ye Hamzabeyli sınır kapısından […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Gerçekten dört mü yıl?

    Biz gazetemizi yayın hayatına sürdüğümüzden bu yana, güneşin etrafında dört kere dönmüş Dünya. Kime sorarsanız sorun, basit bir mikroskobik bir zaman değil artık. Bu dört yılı, kendimizi büyüten ve geliştiren bir süreç olarak ele alıyoruz. Edirne Gerçek Gazetesi, dört senesi ömrümüzün. Halkımızın doğru habere ve nitelikli yorumlara ulaşmasının ne kadar değerli olduğunun her geçen gün […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • Covid-19 Karantina Günlükleri

    Merhaba sevgili okurlar, Covid tedbirlerine rağmen artık çember daralmıştı. Sonunda ben de Covid’e yakalandım. Çok şükür 20 günlük bir tedavi sonrası şimdilik bu illeti başımdan attım. Bu yazımda sizlere yaşadığım karantina ve tedavi sürecini baştan sona kadar aktaracağım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki zor bir süreç dostlar. Öncelikle virüse bir arkadaş toplantısı sonucu yakalandığımı düşünüyorum. Tedbirleri […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Fenerbahçe752012 6617
2.Alanyaspor651015 21316
3.Galatasaray74129 5413
4.Fatih Karagümrük732214 8611
5.Çaykur Rizespor732210 8211
6.Kasımpaşa73228 6211
7.Başakşehir73139 8110
8.Beşiktaş63129 9010
9.Gaziantep FK71519 10-18
10.Sivasspor62226 7-18
11.Antalyaspor72237 10-38
12.Hatayspor52214 7-38
13.Yeni Malatyaspor72236 10-48
14.Göztepe614110 737
15.Erzurumspor62138 11-37
16.Konyaspor61326 516
17.Kayserispor62044 9-56
18.Gençlerbirliği61234 7-35
19.Trabzonspor71249 14-55
20.Denizlispor61235 10-55
21.MKE Ankaragücü50144 9-51

HAVA DURUMU

18 Ocak 2021 PAZARTESİ
-4°
  • SAL 1.9°
  • ÇAR 5.8°
  • PER 9.4°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI