11° Açık

Son Zamanlarda Eğitime Olumsuz Etki Eden Bir Durum: Siber Aylaklık

Köşe yazıları - 3 Nisan 2019 15:44 A A

Merhaba değerli okurlarım, kısa bir aradan sonra yine sizlerle birlikteyim. Bu yazımda teknoloji ile donatılmış bu dönemin problemlerinden biri olarak ortaya çıkan ‘Siber Aylaklık’tan bahsedeceğim. Hazırsanız serüvenimize başlayalım. ‘Siber Aylaklık’; literatüre iş sektöründeki bir tanımlama ile girmiştir. Buna göre çalışanların iş saatleri sırasında teknolojik bir aygıt ile internet erişimini kişisel amaçları için kullanmaları ve internette verimsiz zaman geçirmeleri ‘siber aylaklık’ olarak tanımlanmaktadır. Zamanında, iş ve kamu sektöründe bazı çalışanların ekranlarında sohbet(chat) sitelerinin veya çevrimiçi okey oyunu uygulama ekranlarının açık olduğunu gözlemlemiş olarak gerçekten ‘siber aylaklık’ yüzünden iş hızı ve verimi düşmekteydi. Fakat mesleğim akademisyenlik olduğundan; tahmin edeceğiniz gibi ben dikkatleri eğitim-öğretim faaliyetlerine kaydırmak istiyorum. Çünkü son zamanlarda ‘siber aylaklık’ akademisyenlerin, öğretmenlerin ve eğitim politikalarını geliştirenlerin başına bela olmaktadır. Peki, eğitimde ‘siber aylaklık’ tanımına baktığımızda; ders saatlerinde interneti eğitsel olmayan amaçlarla kullanma eylemi olarak ifade edilmektedir. Özellikle üniversite öğrencileri çoğu derste ‘siber aylaklık’ davranışları göstermektedir. Ortaokul ve lise döneminde öğretmen kontrolü daha kesin olduğu için ders sırasında ‘siber aylaklık’ yapacak teknolojik aygıt ve uygulama öğrencinin elinden alınmaktadır. Bu açıdan, bu kademedeki öğrencilerin okul dışı ders aktivitelerinde bu eylemleri göstermeleri daha muhtemeldir. ‘Siber aylaklık’ davranışlarına sosyal medya ve akıllı telefonların katkısı çok olmuştur. Çünkü yapılan akademik çalışmalarda, ‘siber aylaklık’ davranışlarının en kolay yolu, akıllı telefon üzerinden bu eylemleri göstermek olduğu ortaya çıkmıştır. Üniversite öğrencileri için ders esnasında ‘siber aylaklık’ davranışları, paylaşım ve mesajlaşmak, alışveriş yapmak, gerçek zamanlı güncellemeler yapmak, çevrimiçi içeriğe erişmek ve oyun/bahis oynamak olarak beş kısımda sınıflandırılmıştır. Ders sırasında öğrencilerin bu davranışları sergilemeleri öğrencilerin derse odaklanmasını engellemektedir. Bunun sonucu olarak eğitim-öğretime akademik başarı ve dersin işleyişi açısından sekte vurmaktadır. Özgürlüğün ifadesi olan üniversitelerde öğrencilerin elinden akıllı telefonlarını ya da vb. cihazları da almak siber aylaklığa çözüm değil sadece yasaklama olacaktır. Şimdi gelenekçi anne ve babalar ya da eğitmenler şunu diyecektir: “Ders sırasında öğrencilerin telefonlarını kapattıralım ya da ellerinden alalım”. Fakat burada tarih boyunca yasakçı zihniyetlerin düştüğü durumları bilmek ve görmek gerekmektedir. Ayrıca, zamanın çok hızlı aktığı bu dönemde teknolojiyi yasaklamak ülke politikalarına da tezat oluşturmaktadır. Bu açıdan öğrencilerin gözünden ‘siber aylaklık’ davranışlarını incelemek gerekliliği belki alana yol gösterici olacaktır. Üniversite öğrencileri ile yapılan nitel çalışmalarda öğrenciler görüşlerini ifade ederken; en çok vurguyu zaman bu kadar hızlı akarken ve teknoloji bu kadar hızlı gelişirken üniversitelerin bunun gerisinde kaldığı gerçeğidir. Ders sırasında akademisyenin her yerde bulunacak klasik bilgiyi bir sunudan (Bu arada, PowerPoint programı bazı ülkelerde yasaklanıyor.) okumasının öğrencileri artık sıktığını ve bu derslerin ilgi çekmediğini anlayabiliyoruz. Kimi gereksiz bilgiden kimi de ders sırasındaki monotonluktan bahsediyor. Dikkatin 20 dakika içinde kaybolacağını söyleyen akademisyenlerin, derslerini blok yapıp öğrencileri iki saat boyunca derste tutmalarından dem vuruyorlar. Sonuç olarak, akademisyen-öğrenci ilişkisinde şu klasik atasözü ortaya çıkıyor : “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma”. Fakat sadece suçu akademisyenlere atamayız. Öğrencilerin bazıları kişisel sebepler de ortaya atmaktadır. Bunlardan ikisi bağımlılık ve dikkat eksikliğidir. Son olarak da çuvaldızı kendine batıran öğrenciler de var. Türkiye’nin yine problemlerinden biri olan meslek seçimi problemi burada önemli bir konu olarak ortaya çıkıyor. Çünkü öğrenciler okudukları bölümü üniversiteye giriş puanları bu bölümü tuttuğu için ya da ebeveyn zorlamaları ve kaygıları ile bu bölüme geldiklerini ifade etmektedirler. Yani isteyerek ya da severek bu mesleği sağlayacak bölüme gelmediklerini dile getiriyorlar. Tabi ki anlayacağınız istenmeyerek okunan bölümün de dersi dinlenmiyor ve o derslere odaklanılmıyor. Peki, ne yapılabilir? Aslında çözüm önerileri kısmına geçmeden şunu belirtmek istiyorum. Bu kadar akademik çalışma ve farkındalığa rağmen bu konuda hiçbir şey yapılmayacağıdır. Bu yazıda bir gazete köşesinde öksüz kalacaktır. Çünkü eğitim-öğretim döneminin sonunda eğitimin ve akademisyenin kalitesi üzerine anket yaptırılmaz ya da yaptırılsa bile çıkan sonuçların üstü örtülür. Çıkan sonuçları takiben yaptırımlar olmaz. Amerika’da olsa eğitimin kalitesi üzerinde olumsuz bir durumda öğrencilerin verdiği cevaplara göre akademisyenin verimliliği sorgulanmakta ve gerekenler yapılmaktadır. Ayrıca, ders müfredatları çağa, yeniliklere göre güncellenmekte ve teknoloji planlamaları öğrencinin istediği ve daha eğlenceli ortamlar oluşması için imkân sağlamaktadır. Bu açıdan, umarım bir gün güzel ülkemde problemlerin çözüm kısmında bilinen, saptanmış, gerekli ve doğru adımlar atılabilir. Teşekkür ederim. İyilik ve sevgiyle kalın.

Köşe yazıları - 15:44 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ÇİNGENE AYRIMCILIĞI

    Ayrımcılık; “Yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek kişiler ile kamu ve özel tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, hemşericilik, hamilelik, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve özgürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • ARİSTOKRAT

    “ Arsene bir aristokrat. Alex Ferguson’da olduğu gibi işçi sınıfı değerleriyle hareket etmiyor veya Jose Mourinho’nun agresif doğasına sahip değil. Her şeyin ötesinde, eğitmeyi önemsiyor.”  Mircea Lucescu’ya ait bu sözler, eski bir eğitici için söylenmiş durumda. Artık saha kenarında varlığına şahit olamadığımız bu isim, bir dönem romantik futbol hislerine sahip olmamızı sağlayan takım ve oyununun […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Alanyaspor431011 1+1010
2.Fenerbahçe42204 2+28
3.Karagümrük42118 4+47
4.Galatasaray42115 2+37
5.BB Erzurumspor42116 4+27
6.Antalyaspor42114 2+27
7.Hatayspor42113 6-37
8.Göztepe41308 4+46
9.Kasımpaşa42023 2+16
10.Kayserispor42023 5-26
11.Konyaspor31204 1+35
12.Trabzonspor41215 505
13.Sivasspor31112 3-14
14.Gençlerbirliği31111 2-14
15.Beşiktaş41125 7-24
16.Yeni Malatya41123 7-44
17.Gaziantep FK40316 8-23
18.Ç. Rizespor40222 5-32
19.Denizlispor40221 6-52
20.MKE Ankaragücü30121 3-21
21.Başakşehir40130 6-61

HAVA DURUMU

29 Ekim 2020 PERŞEMBE
11°
  • CUM 15.3°
  • CTS 18.2°
  • PAZ 15.2°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI