24° Açık

Ole Gunnar Paradoksu

Köşe yazıları - 21 Nisan 2019 22:12 A A

Titanların savaş verdiği Premier Lig’te Ole Gunnar Solskjaer, 3 yıl daha takım çalıştırma teklifini kabul etti. Futbolculuk döneminde de kırmızı forma ile kalıcı olacağı beklentilerinin oldukça az olduğu bir iklimde, gol kralı olan Ole belki de daha çetin koşullarla da tanışmaya hazırdır. Köklü geleneklerin hakim olduğu İngiltere ve Manchester şehrinde Solskjaer ismini nelerin beklediğini, modern zaman parametrelerini de ele alarak değerlendirmek istedim. Zira Modern futbol birçok mikro detayların çok rahatlıkla genel süreçleri etkileyebildiği bir ortama evrilmiş durumda. Michael Cox, Manchester United takımının Solskjaer ismine emanet edilmesine dair, Premier Lig tarihinin en şaşırtıcı tercihi olarak görüşlerini beyan etmişti. Galiba o gün itibari ile yıl sonunda Solksjaer’in sözleşmesinin uzatılacağı ihtimalini içeren bir bahis açılmış olsa idi, kendisine alıcı bulmakta bir hayli zorlanırdı diye düşünüyorum. Manchester United yönetiminin hata yaptığını düşündüren kaygılar ortadan kalkmış olabilir mi? Bugün herhangi bir yönetim Solskjaer ile sözleşme yenilememeyi de tercih edebilir miydi? sorularının yaratmış olduğu denklemi de değerlendirmek istiyorum

Görev başına geldiğinden bu yana 19 maçının 14’ünü kazanan ve Şampiyonlar Liginde çeyrek finale yükselmeyi başaran bir antrenör olarak, yeni bir sözleşme imzalamayı hak etmiş durumda. Sir Alex Ferguson dönemi sonrasında Manchester United, David Moyes, Louis Van Gaal, Jose Mourinho gibi isimler ile çalıştı ve bu isimlerin yarattığı etkiden çok daha büyüğünü şu an sahada görebiliyoruz. Belirli dönemi içeren çıkışları genele uyarlamak konusunda her zaman temkinli olma taraftarlarındanım ve Solksjaer dönemi de benim için temkinli yaklaşılacaklar listesinde. Solksjaer tercihinin esasında günü kurtarma niyeti taşıdığını göz önüne alarak, Sir Alex Ferguson sonrası antrenör tercihlerini mercek altına alır isek Manchester United yönetiminin başarıya ulaşmak için ana planlarında sabit bir oyun düzeni olmadığı aşikar. David Moyes, Louis Van Gaal ve Jose Mourinho birbirlerinden belirgin bir şekilde farklı oyun anlayışları ile ayrılmakta. Özellikle Jose Mourinho döneminin öğretilerinden bir tanesi, günümüz yıldızlarının kendilerini daha rahat hissettikleri zeminlerde daha başarılı icraatler sunuyor olduğu olabilir. Zira Chelsea takımının da kriz anlarında oyuncularından yana tercihlerde bulunmaları, sürekli değişen takım ikliminin yapay bir yenilenme hissi yaratarak ivme yükselttiği anlardan da ders çıkartırsak,saha dışarısında performansa etki edecek bir aura yaratılmak üzere bir kurgunun çok da mantıksız olmayacağını düşünmekteyim. Tıpkı Zidane örneğinin Real Madrid yönetiminde başardıkları gibi.

Ferguson dönemi sonrasında rekabet zincirindeki tehditkarlığı oldukça zedelenmiş olsa dahi, Manchester United hali hazırda Dünya futbolu için marka değerini korumayı başarabilmiş vaziyette. İngiltere içerisinde de geleneklerine bu denli bağlı bir takım için, kültürün muhafaza edilmesi ve belirli temeller üzerinde yükselmek en içe sinebilecek plan olması da gayet anlaşılabilir duruyor. Sanıyorum bu sebepten dolayı da Manchester United, Louis Van Gaal ve Jose Mourinho gibi taktiksel anlayışı daha ön planda olan isimler ile çalıştıktan sonra genel beklentinin aksine Carrick, Solskjaer gibi isimlere yoğunlaşmış olabilir. Real Madrid ve Manchester United gibi takımlarda başarılı olabilmenin, diğer takımların aksine birçok faktörü ve yoğunluklu olarak da takım dinamikleri, politikalarına hakim olabilmekten geçtiği sıklıkla söylenir. Tüm bu gelişmelerden de Manchester United artık sadece doğru taktiksel plana sahip olan değil, politikayı da doğru uygulayan ile devam etmek istiyor kanısını ediniyorum.

Ole Gunnar Solskjaer ismi için kulübe dair temel alışkanlıkların mevcut olduğundan bahsetmek elbette ki mümkün. Röportajlarının satır aralarında dahi, Manchester United geleneklerine ve Sir Alex Ferguson’ın yöntemlerine ne kadar sadık olduğunu görebiliyoruz. Şubat ayının sonları ve Mart ayının başlangıcını da kapsayan, Kadronun sakatlıklardan dolayı rotasyonunun daraldığı dönem için vermiş olduğu bir röportajında, Ferguson’ın fikstür üzerine ne kadar hassas çalıştığını ve oyuncularının yılın hangi dönemlerinde ne denli forma şansı bulabileceklerini biliyor olmalarından bahsetmişti. Solskjaer’de bu denli fikstür üzerine rotasyonlarını uzun vadeli planlar halinde geliştirdiğini fakat sakatlıkların tüm bu planlarını bozduğunu anlatırken, esasında bugün pozisyonu için hazırlıklarının bilinçli veya doğal seyrinde çok uzun zamanı kapsadığını da anlayabiliyoruz.

İnsan doğasını ele almadan, başarının parametrelerini sadece rakamsal değişimler ile gözlemlemek büyük yanılgılara sebep olabilir. Günümüz futbolunun, her geçen gün daha da artan hücum prensiplerine yönelik övgüleri ve modernize edilmiş oyun planlarına olan tutkusu elbette ki futbolcuları, taraftarları da etkisi altına almakta. Jose Mourinho’nun Manchester United kariyeri, güncel moda futbol terimlerinden de ziyadesiyle nasibini alıyordu. Popüler olduğu dönemdeki pragmatist bakış açısı, artık zaferi peşinde sürüklese dahi memnuniyet oluşturmuyor ve daha çok “hile” yapılmışçasına, antipati uyandıran bir hale dönüşüyordu. Manchester United savunma yapmaz, durağan veya düşük tempolu bir oyun oynamaz ve hatta kaybederse dahi bu ısrar ile beraber kaybeder algısı yeşil sahadan beklentilerin, sonuçtan çok daha farklı dinamiklere evrilmesine yol açmıştı. Futbolcuların da, popüler olan oyun biçimlerinin ve Premier Lig’i de etkisi altına almış olan Pep Guardiola, Pocchettino gibi proaktif antrenörlerin oyun sistemleri içerisinde daha özgür biçimde, moda sistemler içerisinde var olmak istemesi de kopuşu beraberinde getirdi. Solskjaer göreve geldiğindeki ilk basın toplantısında, bir politikacının da yapması gerektiği gibi artık hücum futbolu oynacaklarından bahsediyordu. Yazının bu paragrafında kullanmış olduğum “politikacılık” atıfı içeren tabirleri bir yergi olarak değil, daha ziyade Solskjaer’in dinamikleri kontrol etmekteki becerilerini tanımlayabilmek adına yer vermekteyim.

United ilk karşılaşmasında Cardiff’i 5-1 mağlup etmeyi başarırken, konuşulan da zafer değil takımın en son ne zaman 5 gole ulaşabilmiş olduğu idi. 19 Aralık’tan bu yana Manchester United takımının uğradığı değişimi ele aldığımızda, saha içi dizilimlerinden daha çok oyuncuların özgürlüklerinden bahsedebiliriz. Somut olarak görünen, performans artışlarının da gerekçesini oyuncuların kendilerini daha özgür hissetmelerinden kaynaklı görüyorum. Paul Pogba, saha içerisinde kendisine uygun rolü buldu ve Rashford da gerçek potansiyelini ortaya sunuyor. Oyuncu kadrosunda herhangi bir değişiklik olmadan, sahadaki kimliğin değişimini de Ole Gunnar Solskjaer’in taktiksel başarısından ziyade, değişimin yaratmış olduğu auradan kaynaklandığını düşünenlerdenim. Oyunculara verilen özgürlük ve seyircilere verilen hücum futbolu Manchester United için üç ana lokomotifin ivmelenmesi anlamını taşırken, İngiliz sanayisinin de miladı olan Buharın itme kuvveti önümüzdeki sezonlarda da kendisine gereken dinamiği bulabilir mi?

Solksjaer de bu duruma çözüm olarak, oyuncuları ile sıklıkla yaptığı toplantılarda Manchester United tarihine dair bilgiler paylaştığı belirtiliyor. FA Cup Arsenal karşılaşması öncesinde, Sky Sports’a yapmış olduğu açıklamalarda da 2009 yılı Şampiyonlar Ligi yarı final eşleşmesinden örnekler ile Martial ve Jesse Lingard’a Wayne Rooney, Cristiano Ronaldo ikilisinin performansını izleterek, takımın geçmiş başarılara ulaşabilecek dinamiklere sahip olduğu hissini yaratmak istediğinden bahsetmişti. Geçmişlerindeki bu karşılaşmaların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Ole, birçok meziyetlerinin de başarıyı getiren geçmişteki oyuncular ile benzerlik taşıdığını belirtiyor.

Bir antrenörün kaderinin oyuncularına güven verebildiği süre zarfı ile kısıtlı olduğu söylenir. Oyuncuların inanmadıkları bir düzende başarılı olmaları, hatta günümüz yıldızlarının bu düzene itiraz etmemeleri dahi pek olası değil. Bu aşamalar ile birlikte ortaya çıkabilecek potansiyel liderlik tipinin de, Real Madrid’teki Zidane dönemine oldukça benzediğini bu yüzden de Manchester United kariyerini değerlendirirken, Cardiff ile geçirdiği dönemi ayrı bir kenara koymak gerektiği ve Norveç futbolu içerisindeki popülerliği ile Molde dönemini ele almak gerektiğini düşünenlerdim. Taraftarlar onu kenarda görmekten mutlu ve başardıkları, anımsattıkları üzerinden takım ile olan bağı güçlendiriyor. Pratik açıdan bu durum sürdürülebilir bir başarı vaad eder mi? hala daha bir soru işareti.

Manchester United kulübünün, kötü başlayan bir sezonun sonunu iyi getirmelerini sağlayan psikolojik hamlelerinin de ötesinde bir futbol aklına da ihtiyaçları var. Moyes, Van Gaal, Jose Mourinho ve Solskjaer hamleleri bir arada değerlendirildiğinde dışarıdan rastgelelik izlenimi yaratırken, uzun vadede de ortaya çıkacak tehditleri belirgin hale getiriyor. Manchester United halen daha yıldız oyunculara sahip olabilen ve büyük potansiyel barındıran oyunculara sahip, bu avantajı da kullanabilmek adına hoca tercihini oyuncularını geliştirecek bir hocadan ziyade mevcut yeteneklerini sahaya daha iyi yansıtmasını sağlayacak bir hocadan yana kullandı. Kulübün önceki başarılarını revize etmek üzerine kurguladığı gelecek planları takımın prangası da olabilir. Manchester United’ın geleceğe daha güvenle bakabilmesi için geçmişten aldığı dersleri günümüze de uyarlayabilmesi ve modern bir futbol aklını da elde edebilmesi gerekir.

Köşe yazıları - 22:12 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ÇİNGENE AYRIMCILIĞI

    Ayrımcılık; “Yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek kişiler ile kamu ve özel tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, hemşericilik, hamilelik, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve özgürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Kafa Toplarında Mükemmelliğin Yeni Trend İsmi: Calvert-Lewin

    Premier Lig’te kafa vuruşlarına dair istatistiklerde ön plana çıkan ilginç bir isim var, Dominic Calvert-Lewin. Kafa vuruşları söz konusu olduğunda elit forvetlerin arasında geçiyor ismi. Bu sezon Lig’te hiçbir takımın Everton kadar fazla kafa golü skoru mevcut değil. Peki bu ismi havada bu kadar başarılı yapan ne?. The Atletic bu konuda bir araştırma yaparak Calvert […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Alanyaspor431011 1+1010
2.Fenerbahçe42204 2+28
3.Karagümrük42118 4+47
4.Galatasaray42115 2+37
5.BB Erzurumspor42116 4+27
6.Antalyaspor42114 2+27
7.Hatayspor42113 6-37
8.Göztepe41308 4+46
9.Kasımpaşa42023 2+16
10.Kayserispor42023 5-26
11.Konyaspor31204 1+35
12.Trabzonspor41215 505
13.Sivasspor31112 3-14
14.Gençlerbirliği31111 2-14
15.Beşiktaş41125 7-24
16.Yeni Malatya41123 7-44
17.Gaziantep FK40316 8-23
18.Ç. Rizespor40222 5-32
19.Denizlispor40221 6-52
20.MKE Ankaragücü30121 3-21
21.Başakşehir40130 6-61

HAVA DURUMU

22 Ekim 2020 PERŞEMBE
24°
  • CUM 24.1°
  • CTS 25.5°
  • PAZ 23.5°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI