13° Az bulutlu

MEÇHUL ANTRENÖRLER ANITI

Köşe yazıları - 19 Ağustos 2019 20:52 A A

Premier Lig 2017-18 sezonu sonunda Guardiola’nın oyun anlayışındaki akıcılığın futbolu getirdiği noktayı düşünürken, panzehirinin de bir o kadar keyif vereceğinden de emindim. Bir anda Jose Mourinho ve Guardiola rekabetinin gündemi ele geçirdiği El Clasico zamanlarından bugüne dek gelinen süreçte, neredeyse çağ dışı olarak görülmeye başlanan, bir dönemin kariyerinin sürüklendiği her takımda asla kaybetmeyeceği izlenimi veren Mourinho’nun, hal-i pürmelalini düşünürken buldum kendimi.

İnter’de yarattığı aura ile Barcelona’yı mat ettiği 2010 yılında ivme kazanan Pep Guardiola ve Mourinho rekabeti iki ismin birbirlerine olan üstünlük mücadelesinden öte, modern futbolun iki farklı tezinin de çatışmasını içeriyordu. Bu iki zıt kutbun çarpışması, seyircileri de kutuplaştırıyor, Dünyadaki futbol seyircilerini Barcelona ve Real Madrid fanatiklerine dönüştürerek de zirve noktasına ulaşıyordu. Futbol ne kadar değişmişti de, bir dönem tarihin en büyükleri listesinde adının yer alacağına kesin gözü ile baktığımız bir isim, 10 yıl içinde demode bulunabilir, çağdışı yaftalarının odağı haline gelebilirdi. Akıl yürütürken, Jose Mourinho’nun düşen itibarına dair bir gerekçe bulmaktan daha çok genel geçer sebepler bulma çabasına girdikçe, geçmişte yüzlerine aşina olduğumuz fakat artık yedek kulübesinde oturmayan isimler geçiyordu hafızamdan. Futbol’un diyalektiğinin elediği antrenörlerin çetelesini tutmaya da böyle başladım.

Çocukluğumu geçirdiğim evin televizyonunda en çok hatırladığım figürlerden biri Capello idi. İtalyan işi kazanmanın pragmatizmi, sahada kaybetmemek adına hücumdan dahi taviz verebiliyordu o dönemler. 94 yılında Avrupa Şampiyonlar Ligi finalinde karşılaştığı Cruyff Barcelona’sına karşı Capello kazanınca, Hücum prese karşı Alan savunması da kazanmış sayılıyordu. Tartışma günceldi ve henüz pozisyon futbolu, savunma futbolunu günümüzdeki kadar iyi çözümleyebilmiş değildi.

İnsan doğası, döneminin kazananlarını modelleyerek bir nevi aslını yaşatır.

Arrigo Sacchi kendi döneminin İtalya Ligi için, “Yabancı teknik direktörler bile, İtalya’ya geldiklerinde İtalyan tarzı iş yapmaya çalışıyorlardı.” yorumunda bulunur. Belki de tüm bu İtalyan işi kurnazlığın karşısında, kontrolü ele geçirebilmek için daha da kurnaz olmanız gerektiği düşünülüyor olabilir. Capello’nun Milan’da kazandığı Şampiyonlar Ligi kupası ve bir tanesi namağlup 4 lig şampiyonluğuna rağmen, Sacchi daha popüler ve hatıraları daha taze olarak anılmakta. Mourinho’nun yalnızlığı, salt kazanmak veya kazanmaya devam etmek ile alakalı olmayabilir.

Tarihin aktarılma süreçlerini ele alırken, tarihe tanık olanı göz ardı edemeyeceğimizi düşünmekteyim. Futbolda da, seyirci hafızası ve beğenisi de kazanmak veya kaybetmek kadar aleni sonuçlar dışarısında kalan, etkileyicilik kriterlerinin yön tayin edeni konumunda. Seyirci etkileşimi, kaybedenlerin dahi tarih sahnesinde yer almasını ve takdir ile ödüllendirilmesini sağlayan bir figür olarak, jüri rolünü üstlenmekte. Etkileyici ve iyi oyun kriterlerinin yoğunluklu şekilde, Hücum futboluna endekslendiği bu jüri için hafızalarda daha baskın yer eden bir oyun biçimi kalıcılaşıyordu. Buradaki hücum futbolundan, pozisyon niteliği değil şut, orta ve gol anlaşılmalıdır.

Mourinho’nun Real Madrid ve Manchester United kariyerlerinde sıklıkla karşılaştığı, seyircilerin “Hücum!” talimatları, bir antrenörün profesyonel mecralarda başarısızlığını bu denli malum gösterebilecek etmenlerden olabilir mi? Şüpheliyim.

Bu durum genel kriterlerini koruyor olsaydı, Sıkıcı olarak anılan Arsenal takımını İngiltere’deki dogmalara saldıran pas oyununun ve akıcı futbolun beşiği haline getiren Arsene Wenger daha farklı bir son ile sahneden ayrılabilirdi.

Futbolu ele alırken, takımların oyun felsefelerini Proaktif ve Reaktif olarak iki ayrı biçimde ele alabiliyoruz. Daha amiyane tabir ile top hakimiyetini elinde bulundurmak isteyen, topsuz oynayan ve kontra ataklar üzerinden skor üreten. Bunlardan bir tanesini iyi ve saygın, bir diğerini ise kötü ilan etmek benim için Futbolun yapısına aykırı. Her iki türün de banal örnekleri mevcut.

Sahada oynattığı futbolunun akıcılığı ile herkesi kendisine hayran bırakan, tüm Avrupa kıtasına yayılan seyirci kitlesini yaratan Arsene Wenger idi. Altın jenerasyonu ile beklentileri yükselten Arsenal, artan futbol endüstrisi ve harcamalarına karşı direnirken de en yetenekli gençleri takımında barındırabiliyordu. İlerleyen yıllarda ortaya çıkan Milyarderlerin satın aldığı takımlar ve ödenen astronomik transfer ücretleri ile ortaya çıkan takımların yükselttiği kadrolar zirveyi işgal ettiler. Tarihin tanıkları, romantik hislerle bağlı bulundukları takımlarına sahip çıksa dahi, sahadaki futbolcular kazanmanın cazibesine kapılarak takımdan ayrıldılar. Fabregas, Robin Van Persie gibi oyuncuların kendisini terk etmesi ve artık rekabette bulundukları diğer takımlara göre daha az tercih ediliyor olmaları da, Arsene Wenger’in sonu oldu.

Futbol seyircisinin, oyunun tüm ihtişamına kendini kaptırmış bir biçimde nesilden nesile artarak oyundan daha fazlasını istediğini düşünüyorum. Francesco Totti’nin tüm kariyerini Roma’da geçirmesi bir önceki jenerasyon için saygın davranış örneği iken, Y kuşağı için ise stabil kalıyor sanırım. Makine gibi işleyen düzenler, kusursuza yakın kadrolar ve gerçek korkuyu, alt edilemez görünen dominantlığı arzuluyoruz. Top ile oynama yüzdelerinde çok büyük üstünlüğü olan, seri galibiyetler elde eden bir takımın kaybetmesinden duyduğumuz heyecandan daha çok, ezici galibiyetlerinden duyduğumuz hazları konuşuyoruz. Sanıyorum artık jüri, kaybedeni yada favori olmayanı da desteklemiyor.

Y kuşağının hakim olduğu futbolcu jenerasyonlarının tercihleri de artık eski tip oyunculara nazaran daha değişken. Futbolcuların kariyer planlamalarının ortasında bir antrenör kendisine olan bağlılığı nasıl yaratabilir? Mourinho, Porto kariyeri sonrasında artan popülaritesi ile takımındaki yıldızları etkisi altına alabiliyor, hatta onları taktiklerinin merkezinde görev oyuncuları haline getirmeyi başarabiliyordu. Teknik adamın oyuncularını kendilerine inandırmak için ne yapabileceği konusunda, bilim ve sosyoloji henüz kesin bir yöntem sunmuş durumda değil hala Antrenörlüğün, gizli meslek sırları arasında.

Sarri, Guardiola, Klopp gibi yeni nesil antrenörler ile zirve yapan pozisyon futbolu artık oyunun popüler kültürünü de inşa etmekte. Seyircilerin daha çok rağbet gösterdiği proaktif oyun tercihinin gün geçtikçe kutsanması, Futbolcuların da içerisinde bulunmak istediği sistemi ve takım tercihlerini de şekillendiriyor. Muhtemelen mevcut Manchester United kadrosu da, övgülere mazhar olan Guardiola sistemi ile baş etmenin güçlüğüne ikna oldu ve alt edebilmenin yolunun da, Mourinho veya geçtiğimiz sezon Conte’nin de büyük takımlar karşısında denediği usül daha risksiz, pragmatist bir oyun ile değil, Sarri veya Klopp gibi proaktif oyunun varyasyonlarından geçtiğini düşünüyorlar. Bakış açısı esas farkı yaratan, eğer teknik direktör futbol denildiğinde yalnızca futbolu düşünüyor ise yanılgıya düşer. Jose Mourinho’nun da yaşadığı buhranın, oyunculara karşı tutumunda hata yapıyor olmasından daha çok bir jenerasyon sorunu olduğu kanısını taşımaktayım. Esas mesele kendisi gibi rekabetçi antrenör ile çalışabilecek oyuncularını bulmasında.

Köşe yazıları - 20:52 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ÇİNGENE AYRIMCILIĞI

    Ayrımcılık; “Yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek kişiler ile kamu ve özel tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, hemşericilik, hamilelik, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve özgürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Kafa Toplarında Mükemmelliğin Yeni Trend İsmi: Calvert-Lewin

    Premier Lig’te kafa vuruşlarına dair istatistiklerde ön plana çıkan ilginç bir isim var, Dominic Calvert-Lewin. Kafa vuruşları söz konusu olduğunda elit forvetlerin arasında geçiyor ismi. Bu sezon Lig’te hiçbir takımın Everton kadar fazla kafa golü skoru mevcut değil. Peki bu ismi havada bu kadar başarılı yapan ne?. The Atletic bu konuda bir araştırma yaparak Calvert […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Alanyaspor431011 1+1010
2.Fenerbahçe42204 2+28
3.Karagümrük42118 4+47
4.Galatasaray42115 2+37
5.BB Erzurumspor42116 4+27
6.Antalyaspor42114 2+27
7.Hatayspor42113 6-37
8.Göztepe41308 4+46
9.Kasımpaşa42023 2+16
10.Kayserispor42023 5-26
11.Konyaspor31204 1+35
12.Trabzonspor41215 505
13.Sivasspor31112 3-14
14.Gençlerbirliği31111 2-14
15.Beşiktaş41125 7-24
16.Yeni Malatya41123 7-44
17.Gaziantep FK40316 8-23
18.Ç. Rizespor40222 5-32
19.Denizlispor40221 6-52
20.MKE Ankaragücü30121 3-21
21.Başakşehir40130 6-61

HAVA DURUMU

21 Ekim 2020 ÇARŞAMBA
12°
  • PER °
  • CUM °
  • CTS °

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI