FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Güncel, Kültür Sanat 26 Ağustos 2019 58 Görüntüleme

Trak Tinselliğinin Yansımaları


Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, ‘Trak tinselliğinin yansımaları’ ile ilgilli gazetemiz GERÇEK’e konuştu.

Trak veya Trakya tanımlamaları Yunanlılar ve “Klasik Dünya” topluluklarının kullandığı terimler olduğunu ifade eden Beksaç;” Esasında bu gün bizim Trak dediğimiz insanların kendi sosyal oluşumlarını tanımlarken kendi kabile veya alt-kabile adlarıyla birlikte, klan ve aile adlarını kullanmış oldukları anlaşılmaktadır.

Trakların yaşadığını bildiğimiz bölgelere bu gün onlara izafeten Trakya adı verilmektedir.

Hayvancı yaşam biçiminden güç alan bir dünya görüşünden kaynaklanması nedeniyle doğayla bütünleşen sunakların Trak yaşamında yeri büyüktür. Çok yönlü bağlayıcı oluşumuyla topluluğun veya ulusun kimliğini ve bütünlüğünü sağlayan dini ve tinsel merkez olarak sunaklar toplulukların ana ve can alıcı merkezleridir.

Trakya’nın Trak kültür mirasıyla ilgili bir yönünü oluşturan “Sunaklar” ve “Kutsal Alanlar” Trak ruhunu anlamamıza yardımcı olacak en önemli anıtlardır. Bu tip kutsal mekânların diğer Balkan örnekleri ışığında iki tipini teşhis etmek mümkün olmaktadır.

Her şeyin gelip geçici olduğu Trak evreninde ana sabit noktalar ve evren çevriminin mihrak noktaları olduğu kadar sunaklar sosyal ve politik düzen ve çevre çevriminin de işlev ve gerçeğini tayin eden sabit mihraklardır. Sunaklar gelip geçici yaşam mekânlarından çok, kutsal ve atalarla gelecek arasında olduğu kadar, yaşananla yaşanan ötesinde bir bağlantı noktasında gerçek savunmayı hak eden bir konumdadır.” dedi.

Atların Traklar için önemli olduğunun altını çizen Beksaç; “Trak tümülüsleri Makedonya ve diğer topluluklardan farklı ayinler ve dini oluşumların sonucu oluşan bir nitelik arz eder. Bu Tümülüsler içindeki küller veya at kalıntıları çeşitli amaçlarla gerçekleştirilmiş bulunan dini ayinlerin kalıntılarıdır. Çok sayıda at kalıntısının çıkması da Trak şeflerinin çok sevdikleri atlarını gömmek için değildir. Burada atın Trak ve Eski Indo-Aryen dünya görüşü ve inanç sisteminde derin kök salmış bir durumun sonucu olarak önemli bir sembolik objeye dönüştüğü gözlenmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, atın en kutsal ve seçkin kurbanlar sınıflamasında insandan sonra en önemli niteliği taşımasındandır.

Bu dini ve defin ritüelleri dışında, tümülüslerin diğer bir yönü de onların peyzaj ve topluluk yaşam alanı ve kutsal bölge ile sınır belirleyici rollerinin olmasıdır. Bunlar dışında tümülüslerin bir kısmı, başlı başına bir sembol olarak işlev görmüş “Hieron Oros ” yani “Evren Dağı” olarak Trak kozmolojisi ve ayinle ilgili sistemi içinde önemli bir kozmik rol oynamasıdır. Bu noktada tümülüsler arkeo-astronomik açıdan da değerlendirilebilecek önemli bir gösterge olarak, Antik kayıtlardan iyi bir biçimde takip edilen törensel bir yapı tipi de oluşturmuştur.

Çoğu soyulmuş veya ağır biçimde tahribata uğramış durumlarda bulunan tümülüslerin yapılan araştırmalar ışığında elde edilen sonuçlara göre daha eski ve orijinal Trak niteliği gösterenlerinin önemli bir bölümü içinde Megalitik dolmen niteliği gösteren tipleri ortaya çıkacağı bir gerçektir.” diye konuştu.

Trakların ayin yerlerinin yüksek kayalıklar ile su kenarlarının seçmesini ilginç bulan Beksaç açıklamasının devamında şunları kaydetti:”En ilginç oluşumlardan biri yüksek tepeler ve ulaşılması güç yüksek yerler üzerinde şekillenen ve daha çok doğal kaya oluşumlarını kullanan etrafı yığma taşlarla çevrili geniş kutsal mekanlar ile yine yüksek kayalıklar veya tepe oluşumları üzerinde hazırlanmış platformlar ve bunları aşağıdaki alanlara ve daha çok da hemen yakında bulunan akarsu veya diğer suya dayalı oluşumlara bağlayan kayadan oyma merdivenlerdir.

Trak ayinlerinde çok önemli bir obje olan ve gök ile yer arasındaki ilişkiyi sembolize eden bu tip merdivenlerin rahipler veya rahip krallar tarafından kullanıldığı ve bu tip merdivenlerin ahşap örneklerinin bazı durumlarda tümülüsler üzerinde bulunduğu da bilinmektedir. Bu durum Trak dünya görüşü ve Ktonik dini dönüşüm sistemi için yeraltından göklere uzanan bir bağ ve aynı zamanda üst sınıflar ve alt sınıflar arasındaki rahiplik kurumunun dengeleyici rolüyle özdeşen sembollerdir. Bu tip sunaklar dışında kaya nişleriyle kendisini gösteren ve gizli törenler ve ayinler için kaya yüzeylerinde açılmış nişler oluşturma geleneğinin örnekleri yanında kaya yüzeylerinde oluşturulmuş daire biçiminde Güneş sembollerine de rastlanmaktadır.

Bu noktada, tümülüslerin dışındaki nekropoller konusu da benzer bir durum arz etmektedir. Aynı zamanda, önemli bir yüzey araştırması ve kazı çalışması konusu olan Trakya’nın Megalitik Anıtları da ilgi çekicidir. Bu noktada, Trak dönemine sokulmaya çalışılan ve menhir olarak adlandırılan dikili taşlar konusu önemli bir yanılgıyı da beraberinde getirmiştir. Bu dikili taşların Trak döneminden çok Orta Çağ süreci ve özellikle de Trakya’daki İlk Türk İskânlarından başlayan bir kullanım silsilesi içinde değerlendirilmesi gereken Yörük ve Sipahi mezarlıkları olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada da, bu insanların da beraberlerinde çok eskilere giden bir dikili taş geleneğini beraberlerinde getirmiş olduklarını unutmamak gerekir.”

“Traklar için ölümsüzlük inancı çok güçlüdür” diyen Beksaç son olarak şunları aktardı: “Yaşamın temelidir. Yaşamın özü ölümsüzlük üzerine kurulmuştur. Ama bu ölümsüzlük Eski Mısırda olduğu gibi ayni bedene geri dönüşle değil, ruh göçü süreçlerinin ardından ulaşılan metafizik bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle de bir tür maske olan bedenin Eski Mısırdaki gibi özenle korunmasına da gerek yoktur. Bilakis bu acılar ve sınavlar dünyasındaki bitirilen aşamasından kurtulmak için ölüm önemli bir kurtuluş yolu ve yeni ruhsal deneyimlere açılan bir kapıdır. Bu inancın sonucu olarak eski maddi bedenin yani geçici olarak kullanılan maskenin ortadan kaldırılması, bizzat ruhun yeni deneyimler kazanması için özgür kalmasına imkân tanımaktadır. Yakma geleneği bu nedenle birçok Demir Çağı toplumu gibi önemli bir tercih sebebi olarak maddi dünyanın kirlenmişliğinden ruhun arınması içi temel bir arındırıcı nitelik taşımaktadır.

Bu Ktonik inanç sistemi içinde ölümsüzlük biçimsel olarak değil ruhsal olarak kazanılabilen ve sonsuz ölüm ötesi süreçlerle gerçeğini bulan metafizik bir olaydır. Maddenin ruhani olguyu geçerli ve işlevsel kılan sembolik nitelikleri ötesinde geçici âlemde fazla bir geçerliliği de yoktur. Maddi olgular sadece sembolik yansımalarıyla metafizik olanın bir yansılamıdır. Metafizik derinliğiyle tinsel dinamizmi benimsediği için, Trakların kültür miraslarını algılamak gerçek değerlerini tayin etmek ve bütünüyle bu kültürü anlamak bizim gibi her şeyi maddeye dayalı kültürler için zordur. Trakların materyal kültür mirası Klasik Arkeologların Antik çağ anlayışında geçerli olan temel kültürel verileri olan mermer ve taş binalardan uzak, dinsel ve tinsel ihtiyaçlara cevap verebilecek nitelikteki üretimi sergileyen oluşumlara açıktır. Daha çok da doğayla bütünleşen basit olmasına rağmen, kutsallığı nedeniyle seçkinleşen göz alıcı objeler ve toplumsal dinamiği sağlayan, idari sistemin akışını tayin eden değiş tokuş ve hediye verme geleneğini desteklenen objelerden oluşmuştur.” Kadriye TUNÇ

İlginizi çekebilir

Oy Verme İşlemi Sona Erdi

Oy Verme İşlemi Sona Erdi

Tema Tasarım | Osgaka.com