FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Güncel, Kültür Sanat 17 Ağustos 2019 23 Görüntüleme

SABAHATTİN ALİ KALBİMİZDE

Kırklarelili bir öğretmen, arkadaşlarıyla birlikte 1990’larda Sabahattin Ali’nin öldürüldüğü yeri aramaya çıkıyor. Üsküp Sazara civarında Çukurpınar Köyü sınırında biriyle karşılaşıyorlar. Yaşlı adamla sohbet ederken merakla Sabahattin Ali adını soruyorlar, ‘duydun mu hiç?’ diye. ‘Bilmez miyim onun selasını ben okudum da öyle mezara koyduk’, demiş yaşlı adam. Sohbet sonunda düşmüş önlerine, orman içinde sapa bir yere götürmüş öğretmen ve arkadaşlarını, başlamış anlatmaya.
‘1948 baharıydı. Koyun otlatırken bu taşın önünde gördüm. Ensesinden vurulmuş ve çürümüş durumdaydı. Jandarmaya haber verdik. Geldiler kemiklerini toplayacaklar. ‘Durun’ dedim. Bu adam sırtından vurulmuş. Şehit sayılır. Bunun selasını ben okuyacağım. ‘Çıktım şu taşın üstüne, ey çiçekler, ey ağaçlar şahit olun ki sırtından vurulan bu adamın selasını okuyorum.’ Okur ve orada mezara koyarlar.
Aylar sonra Sabahattin Ali’nin öldürüldüğü iç ve dış basında yer alınca devlet tarafından incelenmek üzere kemikleri çıkarılır. Kırklareli Devlet Hastanesi’ne götürülür. Orada da kaybedilir. İz yok.
2019 Temmuz ayında abim, eşi, ben ve eşim Sabahattin Ali’nin vurulduğu yeri görmek için yola çıktık. Sizce neden görmek ister ki insan? Vefa borcu mu? Hüzünlenmek için mi? Seni anlıyoruz, senin düşüncelerini paylaşıyoruz, senin için üzülüyoruz, saygıyla önümüzü ilikliyoruz demek için mi?
Hepsi ve dahası.
Üsküp’ü geçtik, Çukurpınar’a doğru gidiyoruz. İnternetten bakmıştım. Şöyle bir kaya üzerine bir karde oturtulmuş. Üzerinde de dizeler. Yol boyundadır sandım. Pür dikkat yolun sağına soluna bakıyoruz. Bir şey göremedik. Köyün girişine yakın iki adamla karşılaştık. Oduncu tipli. Ellerinde benzinli hızar. Durduk. Selamlaştık. ‘Sabahattin Ali’nin anıtını arıyoruz’ dedim. ‘Ohooo siz çok gelmişsiniz’ dedi biri. Biraz tarif istedik, ‘uzakta bulamazsınız’ dedi. Sapa yerde. Orman içinde. Baktım iyi birilerine benziyorlar; ‘Sizi arabayla götürüp tekrar buraya getirsek bize rehberlik eder misiniz?’, dedim. Biraz düşünüp bakıştılar. ‘Yok biz de arabayla gelelim. Bizi takip edin.’ dediler.
Minnet duyduk tabii. Yaklaşık 5-6 km geri döndük.(Minnet duyduğum için bana 100 km gibi geldi.) Sonra toprak yola girdik. 2km. de öyle gittik. Nice viraj ve yokuş-inişten sonra anıtın önündeydik. Yardım almadan asla bulamazdık. Araçlardan inip tokalaştık yeniden. Kendimizi tanıttık. Çukurpınar köyü muhtarı Yaşar Geri’ymiş. Arkadaşı da Ünal Gürbüz. Bildiklerini anlattılar. Biraz sohbetten sonra minnet duygularımızla yüklü bizden ayrıldılar.
71 yıl önce sırtından vurulduğu için meftayı şehit sayan, sela okuyan, çiçek ve ağaçları şehitliğe çağıran kültürün taşıyıcılarıdır muhtar Yaşar ve Ünal. Hiçbir çıkar gözetmeden onca yolu geldiler. Bildiklerini anlattılar ve gittiler.
“Çalmadan çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek. Bu, bu kadar güç, bu kadar tehlikeli mi olmalıydı?” demiş Sabahattin Ali, Ali Baba dergisinde.
Tehlikeli olur tabii. Çobanı, Muhtar Yaşar’ı, Ünal’ı yani bir zamanlar Devrimcilerin ütopyası olan halkı baş yapmak istiyorsun. Bu çok tehlikelidir. ‘Ayaklar baş olmaz’, diyorlar birileri de. Bütün kavga bundandır.
Sonra, dördümüz anıtla başbaşa kaldık. Bir ay önce Sinop’taydık. Sinop Cezaevi’nden sonra, koca adamın katledildiği yer. Duygular şelaleden boşalıyor.
Kızı, Prof. Filiz Ali’nin yaptırdığı anıtın önünde durdum. İki elimi önümde birleştirip başımı eğdim. Sessizce hissettim onu. Benim gibi bir insandı o. Veya ben onun gibi. Dördümüz de aynı duygu içindeydik. Diğer birçok insan gibi. Eserlerini seslendiren sanatçılar da böyle hissetmiş olmalı. Edip Akbayram, Zülfü Livaneli, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Ali Kocatepe ve niceleri. İyiler bedel öder.
Kızının sözlerini düşündüm. “Babamın sözünü tuttum ve uzun zaman hiç üzülmemiş gibi yaptım” demişti. O da üzülmemizi istemezdi herhalde. Ama iyi olmamızı, iyi insanların da güçlü olmasını isterdi herhalde. ‘Benim meskenim dağlardır ’ demişti. Öyle oldu.
Hüzünlüydük. Acıyı hissettik. Bin yıllardır her yerde, iyiler hep kaybediyor duygusuna kapıldık.
Ama pes edemeyiz. Boşuna çekilmedi bunca acılar, Her akşamın bir sabahı var. Güzel günleri aramaya devam.
Zeki Atalay

Tema Tasarım | Osgaka.com