FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 30 Temmuz 2019 14 Görüntüleme

Başka Bir Medya Mümkün

Sosyal Medya üzerinden alternatif basının inşasına tanık oluyoruz bir yandan. Ekranları kaplamış güncel bilgiden yoksun dinazorların ortadan kaybolduğu ve döngünün doğasına hakim reyting simsarlarının, kalitelik içerik üretmekten uzak maddiyata dayalı anlayışları artık köhnemeye başlamış durumda.

İnternetin alternatif olmaktan çıkarak iyiden iyiye hayatımızın tamamı ve ana sektör haline geldiği şu devirde, Spor Kültürümüz ve geleceğimiz hakkında buradan dert yanmak istiyorum. Spora olan ilgi açısından Türkiye çok büyük bir Pazar fakat spor kültürü olarak bir o kadar köhne ve dar bir alana sahip olmasının tezatlığından bahsediyor olacağım. Hali hazırda lig içerisine ara verilmiş iken, belki mevcut sezonu ve geçirdiğimiz ekran başındaki saatlere dair kapsamlı bir düşünme yapmış oluruz.

TEDX için Bağış Erten’in yapmış olduğu konuşmadan bu konuda fazlasıyla yararlanmak istiyorum açıkçası, Bakış açısı değiştirir başlığı üzerine yaptığı konuşmada Spor Medyası üzerine çok yerinde tespitleri var. Şahsi olarak da çok değer verdiğim isim olan Bağış Erten’in bu konuşması ile karşılaşmış olmaktan da özel bir hazzı paylaşıyorum sizlerle.

Spor Medyası, mevcut düzendeki işleyişi ile “Futbol Medyası” haline gelen işleyişin çok büyük bir maziye dayanmadığını öğrendiğimde şaşırmıştım. TEDX konuşmasındaki örnekler gerçekten dikkat çekici, misal ilk 1950’lerde spora özel gazetelerde sayfalar yer alıyor ve manşetler dikkat çekici. 1958 yılında dönemin gazetesinin iki manşetinden bir tanesi Atletizm Dünya rekoru bir tanesi ise İstanbul Tenis şampiyonası. 1966 Yılında Fotospor’un manşeti ise Güreş ve derginin kapak resminde de İstanbul Futbol takımları yerine Göztepe ve Feriköy karşılaşması var. Buna benzer örnekler de 90’lı yıllara kadar sürebiliyor.

90’lı yıllara gelindiğinde ise, şahsi olarak şaşırmadığım fakat tespitin Bağış Erten’den geliyor olması ile içten içe sevindiğim bir durum ile karşılaşıyor Basın. Patronlar, ekonomik kaygılarını ön plana çıkartarak, bir gelir kapısı olarak gördükleri medya kuruluşlarının için boşaltmak sureti ile yapay ve içi boş yöntemlere başvuruyorlar.

Bugün artık günlük rutinimiz ve olağan olduğunu zannetmiş olduğumuz sporda kamplaşma, Derbi olarak adlandırdığımız şehir takımlarının karşılaşmış olduğu maçlardan öncesinde bir savaş iklimi yaratılması ve düello ortamından bir kazanan çıkartmaktan ziyade, kaybeden hatta tahrip olan figürü yerme üzerine bir dil geliştirilmesi. Toplumun zıt kutuplarına büyüteç tutularak fanatik bir kitle yaratılması üzerine büyüyen tüketici olgusu, Medya patronlarının ceplerini doldururken, hayat niteliği düşen kitleler de agresifleşiyorlar. Bunun gündelik yaşamımıza yönelik yarattığı erozyonu da tahmin etmek güç değil.

Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum da değil üstelik, Endüstrileşme olarak adlandırılan aslında sermayenin devreye girmesi ile birlikte ortaya konan üretimin nitelikten ziyade ilgi çekiciliği ve pazarlanabilir olmasının ön plana atılması dönemimizin temel sorunlarından bir tanesi. Kariyerlerini sporculuk ve medya içerisinde kalifiye işler içerisinde geçirmiş insanların, şahit olduğumuz sığ sohbetlerinin maksadı da, tamamen maddiyata yönelik. Reyting olgusu ve televizyon programlarının tek tipleşmesi de bu düzeni korumak maksatlı.

Sosyal Medya bu dişlinin neresinde kalacak?

Geçen hafta bahsetmiş olduğum Simulasyon Yarışçılık merakının bana kazandırdığı özel isimlerden bir tanesi olan Yiğit Tezcan gibi işin farklı boyut medyasını üstlenen isimlerin her geçen gün yukarılara tırmanacağını umut ediyorum. Bir nesilin televizyonlarını kapattığı fikrindeyim, en azından artık çevremde Televizyonu düzenli seyreden birilerinin olmamasından da böyle hissediyor olabilirim. Sosyal Medya üzerinden aradığımız profillere çok daha basit, zaman kısıtlaması olmadan ulaşabiliyoruz ve nitelik olarak kendini hazır hisseden herkesin de test edebileceği bir zemine sahibiz.

Tema Tasarım | Osgaka.com