28° Açık

Koronavirüsü Fabrikaları da Kapatacak mı? İşçi Hakları Nelerdir?

Bölge - 14 Mart 2020 00:40 A A

Kamuda düzenlemeler uygulamaya koyulurken özel sektörde ne olacak? Binlerce insanın bir arada çalıştığı fabrikalar kapanacak mı? Koronavirüsü iş hayatını nasıl etkiler? Merak edilen tüm soruları Çalışma Ekonomisi Uzmanı İş Hukukçusu Avukat Ulaş Çam ile konuştuk.

Koronavirüsü iş sözleşmesinde nasıl etkili olur?

İş kanununda salgın hastalıklarla ilgili bir düzenleme söz konusu değildir. Ancak İş Kanunun 24. Maddesinde bireysel iş hukukunun alanına giren İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı düzenlenmektedir. Maddenin 1. fıkrasında Sağlık Sebepleri başlıklı bir düzenleme vardır. Bu düzenlemenin b fıkrasında aynen şöyle diyor: İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa…” şimdi baktığımız zaman burada açıkça bulaşıcı hastalıktan söz ediliyor. Böyle bir durum söz konusu olduğu zaman iş yerinde işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshi hakkı verilmiş durumda. Böyle bir fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Buradan yola çıkarsak Korona’da bir bulaşıcı hastalık ve işçinin fabrikada çalışırken yanındaki bir insanın da bu hastalığa yakalanması olasılığı var. Ülkemizde sayıca az olmayan, binlerce işçinin aynı mekanda toplu üretim yaptığı fabrikalar bulunmaktadır.

Kamuda önlemler alınırken; çoğunluğu özel sektörde olan bu işletmelerde durum ne olacaktır?

Böyle toplu üretim yapan bir iş yerinde korona riskinin ciddiliği tartışılamaz. Yine İş Kanunun yine 24. maddesinin 3. fıkrasında zorlayıcı sebepler isimli bir düzenleme var. Bu düzenlemede aynen şu ifade geçiyor: “İşçinin çalıştığı iş yerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa” bu durumda da işçi açısından iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı elde edebiliyor. Yani Korona işçinin çalıştığı yerin çalışmasını bir haftadan fazla engelleyecek nitelikte bir salgın olduğu için işçi buradan da yola çıkarak ‘burada korona var bir zorlayıcı neden var, ben iş sözleşmemi fesih edebiliyorum” diyebilecektir. Bana göre bu zorlayıcı sebep ortadayken işçinin fabrikada çalışmasının beklenmesi olanaksızdır. Burada fesih haklı nedendir ama kimse böylesi bir durumda işinden de ayrılmak istemeyecektir. Bu konu hızlıca ilgililerce değerlendirilmeli ve somut öneriler ve eylem planı açıklanmalıdır.

Fabrika çalışan işçide koronavirüsü tesbit edilirse diğer çalışanlar fabrikaya gelmeye zorlanabilir mi?

Koronavirüsü ile birlikte artık sağlık sebepleri açısından işyeri onun çalışabilme durumunu ortadan kaldıran bir yer haline gelmiştir.

Bu durum işçinin koronavirüsü hastalığı nedeniyle fabrikadan çıkıncaya kadar çalışmama hakkı olabilir mi ?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği(İSG) Kanunun’da iki farklı durumda işçiye çalışmaktan kaçınma hakkı tanınmıştır. Bunlardan biri, İSG Kurulu veya işverenin vereceği karar üzerine çalışmaktan kaçınma hakkı, diğeri ise yakın ve ciddi tehlike arz eden durumlarda çalışanın durumu re’sen takdir ederek çalışmaktan kaçınma hakkıdır. 6331 sayılı Kanun m. 13/3’te düzenlenen re’sen çalışmaktan kaçınma hakkının kullanılabilmesi için ise ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olması gerekmektedir. Sanırım Koronavirüs bu anlamda oldukça ciddi ve önlenmez bir yakın tehlikedir. Konuya buradan da bakılabileceğini düşünüyorum.

Peki Fabrikada virüs çıkarsa faaliyet yapması yasal mıdır? Fabrikanın faaliyeti durmalı mıdır?

Devletin, henüz virüs yayılmadan tedbir anlamında okulları tatil etmesi, maçlarının seyircisiz oynanmasına karar vermesi gibi durumlar söz konusu olduğuna göre böyle bir durumda mutlaka iş-yerinde faaliyet durdurulmalıdır. Kanunumuzda İşveren açısından haklı nedenle feshi düzenleyen 25. maddenin 3. fıkrasında işveren açısından ‘zorlayıcı sebepler’ adında bir düzenleme daha var. Burada da işçiyi iş yerinde bir haftadan fazla sürede çalışmaktan alı koyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması var. İşveren bu durumda işçileri işten çıkarabilme hakkına sahip ama tazminatlarını ödeyerek. Zorlayıcı sebep bakımından yorumladığımızda işveren artık benim için burada Koronavirüsü var, ben burada çalışamam ve bu bir haftadan fazla süre ile benim çalışmamı alıkoyacak durumda diyerek; oradaki üretimi durdurup işçilerin tazminatlarını ödeyerek işten çıkarabilme hakkına sahip. Ama işveren de böylesi bir durumda iş yerindeki işçileri tazminat ödeyerek çıkarma yoluna gitmeyecektir. Bu rasyonel bir çözüm değildir.

YÖK o zaman bu söylediğinizin aksine davranacak. Çünkü öğrencilerin gelmemesini ama personelin okula gelmesini talep ediyor?

İlginç bir karar. Sonuçta orada çalışanlar da çok ciddi bir kalabalık oluşturuyor ve birlikte çalışıyor. Yüzlerce insan üniversite bünyesinde ekonomik faaliyette bulunuyorlar. Dolasıyla öğrencilerin toplu halde bulunması risk yaratıyorsa onların bulunması da risk yaratacaktır. Anlamsız bir karar olarak değerlendiriyorum. Tatil edilecekse bütün personel ve öğrenciler için tatil edilmelidir.

Koronavirüsü yaygınlaşırsa fabrikada çalışanlar da fabrikaya gelmek istemezlerse hukuksal açıdan değerlendirmesini yapabilir misiniz?

Bu soruya az önce yanıt verdim ama biraz daha ekleme yapmak istiyorum. Bir işçi işe devamsızlık yaptığı zaman işverenin ilk önce işçiye bir ihtarname gönderip devamsızlığın nedenini sorması gerekiyor. Koronavirüsü dışındaki olağan iş hukuku şartlarında durum budur. Bu aslında benzer durum. Mazeretini sorması gerekiyor ve varsa normal koşullarda işçi sağlık sorunu varsa onu bildirmesi gerekiyor, anne babasını kaybetmişse, bir yakını ölmüşse onunla ilgili durumu bildirmesi ve hatta belgelemesi gerekiyor ki işveren bunu devamsızlık nedeniyle işten çıkaramasın. Koronavirüsü nedeniyle işe gelmeyen işçinin mazeretli olması gerektiği sabittir. Yani işveren niye işe gelmedin diyerek devamsızlık tutanakları tutamaz burada. Ben seni işe devamsızlıktan dolayı işten çıkarıyorum da diyemez.

Neden?

Çünkü çok açık bir şekilde Koronavirüsü riski var. Keza yukarıda da belirttiğim gibi durum 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında da değerlendirilebilecektir. İşçi, benim mazeretim somut, devlet önlemler alıyor. Futbol maçlarını seyircisiz oynatıyor, okulları tatil ediyor, üniversiteleri tatil ediyor, ben fabrikada toplu üretim yapıyorum. Dolayısıyla benim koronavirüsüne yakalanma olasılığım çok yüksek. Bu durum ortadan kalkana kadar ben işe gelmiyorum deme hakkına sahip olabilmeli.

Peki somut çözümler neler olmalı? Biraz da bunu tartışalım?

1- Toplu üretim yapan işletmelerde işçiler ücretli izinli sayılabilir. Yani tehlike ortadan kalkana kadar işçiler çalışmaz. Sonrasında ne yapılabilir?

Kanunumuzun 64. maddesinde telafi çalışması düzenlemesi mevcuttur. Buna göre “ Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra iş yerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle iş yerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.” Virüs tehlikesi ortadan kalktığı zaman telafi çalışması yaptırılabilir. 

2- Süreç böyle ilerlerse bir süre sonra devlet tarafından orta ve büyük çaplı toplu üretim yapan iş yerlerinin kapatılması gündeme gelecektir. Bu da beraberinde ekonomik anlamda devlet, işçi ve işveren açısından zorlu bir süreci getirecektir. Taraflar açısından belki de en rasyoneli bu ekonomik sürece kamunun müdahalesi olacaktır. 2008 krizi döneminde birçok işletme ekonomik kriz nedeniyle ya kapandı ya da üretimi durdurdu. İflas edenler ve atılan işçiler oldu. O dönemde hükümet, işverenlerin bu durumuna karşılık olarak, 13 Ocak 2009 tarihinde  KISA ÇALIŞMA VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ HAKKINDA YÖNETMELİK’i uygulamaya koymuştur. Kısa Çalışma Ödeneği de İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında sağlanan bir imkan olup, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın iş yerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, iş yerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır. Bakanlar Kurulu kararı ile üç aylık süre altı aya kadar uzatılabilir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son 12 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez.  Kısa çalışma ödeneği, işçinin kendisine, aylık olarak her ayın sonunda ödenir.

Ekonomik kriz gerekçesiyle çıkarılan ve içerisinde zorlayıcı sebeplerden dolayı iş yerinde üretimin durması halini de barındıran bu düzenleme pekala koronavirüs için de değerlendirilebilir. Bundan daha zorlayıcı bir üretimi durdurma nedeni olamaz. Dolayısıyla kamunun sürece müdahalesi dengeli olarak bu yönde olabilir diye düşünüyorum. Konuya ilişkin düşüncelerim bu yöndedir.  Makbule TUNÇ/Zeki ÖZKORKMAZ

Bölge - 00:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ÇİNGENE AYRIMCILIĞI

    Ayrımcılık; “Yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek kişiler ile kamu ve özel tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, hemşericilik, hamilelik, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve özgürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • GARAJ TAKIMLARINA VEDA VAKTİ

    Endüstri spor branşlarının tamamına hakim olmaya başladıkça, sermaye de sportif başarının ana etkeni olarak baskınlaşıyor. Bir spor branşına hakim olmanın en temel yolu yetenek setleri iken, artık kurumsal kimlikte bu başarı finansal güç ile doğru orantılı. Frank Williams, 1977’de Patrick Head ile birlikte Williams Grand Prix Engineering’i kurduğunda, F1 tarihinin en büyük markalarından bir tanesine […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Alanyaspor431011 1+1010
2.Fenerbahçe42204 2+28
3.Karagümrük42118 4+47
4.Galatasaray42115 2+37
5.BB Erzurumspor42116 4+27
6.Antalyaspor42114 2+27
7.Hatayspor42113 6-37
8.Göztepe41308 4+46
9.Kasımpaşa42023 2+16
10.Kayserispor42023 5-26
11.Konyaspor31204 1+35
12.Trabzonspor41215 505
13.Sivasspor31112 3-14
14.Gençlerbirliği31111 2-14
15.Beşiktaş41125 7-24
16.Yeni Malatya41123 7-44
17.Gaziantep FK40316 8-23
18.Ç. Rizespor40222 5-32
19.Denizlispor40221 6-52
20.MKE Ankaragücü30121 3-21
21.Başakşehir40130 6-61

HAVA DURUMU

24 Ekim 2020 CUMARTESİ
27°
  • PAZ 24.6°
  • PTS 22.7°
  • SAL 23.2°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI