18° Parçalı bulutlu

KİMİN İÇİN EĞİTİM?

Köşe yazıları - 10 Kasım 2018 14:40 A A

Eğitimi, devletin yapısından soyutlayarak ele almak bizi yanıltır ve bizi çıkmaz sokaklara götürür. Çünkü devlet, “Bir sosyo-ekonomik kuruluşta, ekonomik bakımdan egemen olan sınıfın, kendi çıkarlarını diğer sınıf ve katmanlara dayatmasını ve onlar karşısında bu çıkarları güvence altında tutmasını sağlayan, belirleyici politik iktidar mekanizmadır.” (Felsefe Sözlüğü, s.66). TDK Sözlüğü ise devleti şöyle tanımlıyor: “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.” (s.297). Bir başka deyişle, “Devlet; bir sınıfın, bir başka sınıfı baskı altına almasını sağlayan mekanizmadır.” Tanımlardan da anlaşıldığı gibi, devlet soyut bir kavram değil, tersine elle tutulup gözle görülebilinen bir varlıktır ve sınıfsal bir nitelik taşır. Devleti oluşturan tüm kurumlar ve kuruluşlar siyası ve ekonomik erki elinde tutanların sınıfsal çıkarlarını korumak ve sürekliliğini sağlamak için biçimlenir.  Kuşkusuz kitleleri etkileme bakımından, eğitim bu kurumların en başında gelmektedir.

Bu nedenle eğitimi, devletin niteliğinden soyutlayarak ele alamayız. Emperyalist güçlere karşı dünyada ilk bağımsızlık savaşını başlatan halkımız, savaşı zaferle noktalamış, emperyalistleri ülkeden kovmuş ve bağımsız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Ne ki kapıdan kovduğumuz emperyalistler, içimizdeki yandaşlarıyla işbirliği yaparak bacadan geri dönmüşlerdir… Atalarımız boşuna dememişler; “Hırsız evden olunca öküz bacadan çıkar” diye.

Bütün kötülüklerin kaynağı kapitalist emperyalizmdir. Bu gerçeği Mustafa Kemal, 23 Temmuz 1920 tarihli Hâkimiyet -i Milliye Gazetesi’nde şöyle dile getirmiştir: “… En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne filan, ne de filan devletler, bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış bir saltanat halinde bütün dünyaya hakim olan  ‘kapitalizm’ afeti ve onun çocuğu, ‘emperyalizm’dir.” Emperyalizm bugün, kanser hastalığı gibi,  devletin tüm kurumlarını sarmıştır.  

Eğitim, toplum içinde geçerli davranış modellerini aktarır. Bunları, çalışma, yaşama, değiş-tokuş, duygusal ilişki, ahlaki değerler olarak sıralayabiliriz. Bu modelleri siyasiler hazırladığı için eğitim siyasi bir kurumdur.

Atina ile Megara yolu üstünde, Prokrustes adlı bir haydut yaşarmış. Biri büyük, biri küçük iki yatağı varmış. Gelen geçen yolcuları soyduktan sonra, uzun boyluları küçük yatağa yatırır ayaklarını keser, kısaları büyük yatağa yatırır ayaklarından çeker uzatırmış.” Emperyalist ülkelerin okullarında eğitim yöntemleri, haydut Prokrustes’in uyguladığı yöntemin aynısıdır. Bizim gibi emperyalizmin güdümündeki ülkelerde uygulanan eğitimin içeriği ve yöntemleri daha bir gaddarcadır ve yalnızca ayakları kesmekle yetinmiyorlar. Çünkü başta işçiler olmak üzere, yoksul köylüler, küçük esnaf ve diğer çalışanlar bilgi sahibi olmadıkları sürece sömürürcülere karşı silahsızdırlar. Bilgi sahibi oldukların da, işte o zaman bir güç oluştururlar. Kapitalistler, işçileri ve tüm çalışanları, barut fıçısı, bilgi ve eğitimi ise bir kıvılcım olarak görmektedirler. Kıvılcımın barut fıçısına sıçradığında, nasıl bir patlamanın meydana geleceğini onlar çok iyi biliyorlar. ABD ve AB’nin yalakalarından bir gazeteci, patron Halit Narin’in ağzından bu korkuyu şöyle aktarıyor: “O malum sendikanın eylemlerinden uykumuz kaçıyordu. Yatakta bile rahat değildik. Şimdi de onların uykuları kaçsın.”   Prof. Ali Fuat Başgil, ‘Din ve Laiklik’ adlı kitabında, “Bir kişi, neden onun var da benim yok?, diyorsa işte, bu komünizmdir. Bunun panzehiri ise dindir” diyor. Ülkemiz, ikili sömürü kıskacında. Hem emperyalistler, hem de onlara sırtını dayayan yerli işbirlikçileri damarlarımıza hortumlarını sokmuşlar, kanımızı emiyorlar, malımızı mülkümüzü talan ediyorlar. Her şeyimizi sattılar savdılar. Canımıza malımıza göz diktiler. Halk aç, işsiz güçsüz ve perişan. Gelen gün geçen günü aratıyor. Sağlık metalaştı. Alınıp satılıyor. Fakiri, fukarayı korkutup açlığa razı ettiler. Eğitim, beyinleri yıkayıp, düşünmeyi yok etmek için kullanılmaktadır. Halkın umutlarını yok etiler. Bilinçsiz, örgütsüz bir toplumun, sürüden bir farkı yoktur. Yazarları, şairleri, din adamlarını, basın patronlarını ve sendika liderlerini satın aldılar. Yetmedi gazeteleri  satın aldılar. İç ve dış borçlar astronomik rakamlara ulaştı. Bunların yıllık faizi Devlet Bütçesi’nin üçte birini geçti. Ülke borç batağında. Rüşvet ve yolsuzluklar ayyuka çıktı. Halk kuru ekmek bulamıyor.  

Aristo insanı “Düşünen hayvan” diye tanımlar. Günümüzde bu tanım yeterli değildir. Çünkü örgütsüz toplumlar da sürüden farksızdır. Kapitalizmin egemen olduğu toplumlar da yalnız eğitim değil, devletin bütün kurum ve kuruluşları, emekçilerin beyinlerini yıkayıp örgütlenmelerinin önünü kesmekle görevlidir. Demokrasi, ezilenlerin, kendilerini ezenlere karşı örgütlü ve bilinçli olarak verdiği mücadelenin adıdır. “Biz, demokrasi değil, aş, iş istiyoruz” diyen sendika liderlerinin bulunduğu ülkede, demokrasiden, demokratik eğitimden ya da yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, söz edilemez. Böyle ülkelerde demokrasinin yalnızca adı vardır… Fransız Devrimi’nin önderlerinden, filozof ve gazeteci Morto, “Yasalar zenginler tarafından, zenginleri korumak, fakirleri ezmek için çıkarılır.” der. Demokrasinin, bağımsızlığın, laikliğin güvencesi, örgütlü ve sınıfsal bilince sahip emekçilerdir. Bağımsızlık savaşını verenler Anadolu halkını örgütleyerek işe başlaması, bu nedenle bir rastlantı değildir. Ne asker, ne polis ne de yargıç bağımsızlığı demokrasinin ve de özgürlüklerin güvencesi değildir.

Devlet vatandaşlarının, diliyle, diniyle, mezhebiyle asla uğraşmamalı. Ama, her kademede parasız, çağdaş, nedenleri niçinleri sorgulayan, aklı ve bilimsel düşünceyi öne çıkaran, yaparak yaşayarak öğrenmeyi temel alan, ulusal ve özellikle de evrensel düşünceyi ilmik ilmik ören, demokratik bir kişilik kazandıran, toplumsal ve evrensel olaylara karşı duyarlı, siyasi bilinç sahibi, teorik bilgiyi tarlaya ve fabrikaya pratiğe taşıyan, doğayı koruyup zenginleştirerek gelecek kuşaklara teslim etmeyi, “fikri hür, vicdani hür, irfanı hür” yeni kuşaklar yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim politikasını yaşama geçirmelidir. Böyle bir ortamda, emek düşmanlarının yaşama şansı olur mu? Köy Enstitüleri, böyle bir eğitim politikasının küçücük bir laboratuvarıydı. Küçüktü, ama vurguncuların ödlerini patlattı. Yüreklerine öyle bir korku saldı ki aradan 80 yıl geçmesine karşın bu sözü duyduklarında elleri ayakları titriyor.

Fransız Devrimci, A. Blanqui’nun şu sözleriyle noktalayalım: “Mide açlığa dayanamaz. Oysa beyin kolayca alışır açlığa. Beyin ne denli güçsüz düşerse, o denli açlık duyulmaz olur. Aşırı besinsizlik, onda besinlere karşı doymazlık yerine, bir tiksinti, bir isteksizlik yaratır. Beyin, başına gelen kötülüğü duymaz, hoşlanır bile ondan ve kendini bırakıverir bu uyuşukluğun bitkinliğine. Midenin açlığı, bedenin ölmesine yol açar. Beynin, açlığıysa düşüncenin ölümüne. Artık ortada salt hayvanca bir yaşantıyı sürdürmekten hoşlanan akılsız yaratıklar kalır, kala kala. İşte zorbalık, düşünce yeteneklerini böyle ustalıkla körleterek bir ulusun ruhça ortadan kalkmasını sağlayabilir ve onu bir bakıma insanlık dışı edebilir. Bir ulus acısını çektiği kölelikleri, işkenceleri, yoksullukları, açlıkları, her çeşit hoyratlıkları, yıkımları, acıları unutarak kendisini ezenleri bağışlayabilir.”      

Köşe yazıları - 14:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • ROMANLARIN DÜŞÜNCE DEVRİMİNE İHTİYACI VARDIR

    Geçtiğimiz günlerde Edirne Gerçek Gazetesi’nin internet ortamında video olarak gerçekleştirmiş olduğu Romanların yoksulluğu ve ayrımcılığına yönelik söyleşide, Roman yurttaşlar konusunda sosyal çalışmalar yürüten sosyologlar ve çalışma yürüten katılımcılar ile birlikte meseleye yönelik görüşler ve çözüm önerilerini tartışma olanağı bulmuştuk. Derin sosyal sorunlara sahip olan, sayısal anlamda 3,5 milyon civarında olduğu tahmin edilen geniş bir toplumsal […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Kai Havertz Liverpool İçin Uygun İsim mi?

    Birçok futbol taraftarı, Kai Havertz isminin Liverpool için ideal olduğunu düşünüyor. Rafa Honigstein bu konuda görüşlerini açıkladı, Almanya futbolunun uzman isimlerinden Rafa’ya göre;  “herhangi bir takım Kai Havertz ismini takımında görmek isteyebilir. Kendisi oldukça teknik kapasitesi yüksek ve başarılı bir isim. Kendisinin en iyi olduğu rol topu kontrol etmek isteyen bir takımın 10 numara pozisyonunda […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • YÜKSEKÖĞRETİMDE UZAKTAN EĞİTİM ŞART!

    Merhaba Sevgili Okurlar, Pandemi dönemi boyunca acı gerçeklerle karşılaştık. Bunlardan ilki kaçınılmaz insanın sonu olan ölüm. Dünya çapında birçok insan korona virüsü yüzünden hayatını kaybetti. Doğa bir nevi ona karşı yapılanları unutmadı. Umarım bir daha böyle üzücü olaylarla ve musibetlerle karşılaşmayız. Bu süreçte bir başka acı gerçek, eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve adapte olunamayan uzaktan […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.M.Başakşehir29179355 272860
2.Trabzonspor291610365 323358
3.Sivasspor29158650 331753
4.Galatasaray291410548 262252
5.Beşiktaş29155949 351450
6.Fenerbahçe29137951 391246
7.Alanyaspor29129849 321745
8.Göztepe241081136 38-238
9.Antalyaspor299101035 46-1137
10.Gaziantep FK298111041 46-535
11.Kasımpaşa28951442 51-932
12.Denizlispor29881329 42-1332
13.Gençlerbirliği28871335 47-1231
14.Ç.Rizespor29851631 49-1829
15.Yeni Malatya29771543 46-328
16.Kayserispor29771533 64-3128
17.Konyaspor295121224 40-1627
18.MKE Ankaragücü295101426 49-2325

HAVA DURUMU

14 Temmuz 2020 SALI
17°
  • ÇAR 28.4°
  • PER 30.2°
  • CUM 30.4°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI