Açık

“JUDO ÇOCUKLARA ÖZGÜVEN KAZANDIRIYOR”

Spor - 10 Şubat 2018 18:57 A A

Trakya Üniversitesi Kırkpınar Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olan İlknur Kobaş, 1990-2000 senesinde milli takımda önemli başarılara imza attı. Hem spor kariyerinde hem de yaşamında karşılaştığı zorluklara karşı ayakta durmayı başaran ve adına Edirne’ de judo salonu açılan İlknur Kobaş ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1977 yılında Sakarya’da doğdum. 1986 yılında babamın tayini Edirne’ye geldik. Babam işçiydi, dolayısıyla ben de işçi kızıyım. 1986 yılında judo sporuyla tanıştım. Edirne Spor İl Müdürlüğü’nde ve Köy Hizmetleri Spor Kulübü’nde sporcu olarak 1986-2000 yılına kadar aktif olarak spor hayatını sürdüren bir sporcuydum. Şu anda da Trakya Üniversitesi Kırkpınar Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olarak 18 yıldır da görevime devam ediyorum. Aynı zamanda işimden kalan zamanda çocuklarla judo sporuyla uğraşıyorum. Onlara judo öğretiyorum.

Judo sporuyla tanışmanız nasıl oldu nasıl keşfettiniz?

Judo ile tanışmam, babamın işiyle ilgili tayininin buraya çıkmasıyla oldu. 1986 yılında Sakarya’da iki amcam judo sporuyla ilgileniyormuş. Buraya geldiğimizde babam judo sporunun olduğunu öğreniyor. Babam bizi judo sporuna yazdırıyor. Babamın sayesinde judo sporuyla tanıştım.

Judo ile ilgili unutamadığınız bir anınızı sorsak, hangisini anlatmak istersiniz?

Anılarım çok. 1990-2000 yılları arasında milli takımdaydım. Gençler ve büyükler olmak üzere. Sporun en güzel yanı yaşanmışlıklar. Ve onları unutmak mümkün değil. Sporun bana öğretmiş olduğu en güzel şey dostluktur. Yani şu an Türkiye’nin neresine gidersem gideyim, her ilde kapısını çalacağım dört beş tane arkadaşım vardır. Sporun bu özelliğini seviyorum ve samimi dostluklar kuruluyor. Bireysel sporlar takım sporları hiç ayırt etmiyorum. Spor ile uğraşan herkesin inanılmaz dostlukları, arkadaşlıkları daim oluyor.

Bize aldığınız başarılardan bahseder misiniz?

1999 yılında milli takıma seçildim. Gençlik olimpiyatları vardı o dönemde. Bizi yurtdışına götürecekler. Ankara Ataköy diye bir yerde kalıyoruz, sabahleyin milli takım antrenörleri pasaportları Ankara’dan getirdi. Bir koşturma telaş vardı. Sonra bir şeyler olduğunu fark ettim. Yaşla ilgili bir sıkıntı olduğunu söylemişlerdi. Ben 1977 doğumluyum. 1977’ler katılamaz diye bir olay sonradan ortaya çıktı. Velhasıl hocalarımız kafile başkanları ile görüştü. Biz de bu süreçte hazırlandık. Çantalarımızı hazırladık, otobüse bindik havalimanına gittik, çantalarımız uçağa verildi. Pasaport kontrolü oluyor ama hala bizim federasyon başkanımız ve antrenörlerimiz koşuşturma telaşında. O gün de benim doğum günümdü. 19 Temmuz. Sonra herkes bindi, federasyon başkanı bana dedi ki; “Kızım maalesef tüm çabalarıma rağmen seni götüremiyoruz.’’ Tabi ben çok üzüldüm, çok ağladım, çünkü ilk kez çıkacaktım yurtdışına. Eşi Nurdan hoca da bizim kafile başkanımızdı. Bana; “Sakın ağlama, sen çok iyi bir sporcu olacaksın, çok daha iyi güzel yerlere geleceksin’’ dedi. Ama o an ki duyguyu ben yaşadığım için söylenenleri o an çok düşünmüyorsun. Valizimi bekledim, aldım. Ağlayarak eve döndüm, herkes gitti. O zamanlar çok küçüktüm, 15 yaşında ilk hayal kırıklığımı yaşadım. Edirne’ye döndüğümde şaşırdı babam. Babamla birlikte hocama gittik. Hocam da bu duruma çok şaşırdı. Ve ondan sonra ben çalışmalarıma devam ettim. Yani küsmedim, daha fazla çalıştım.

Zaten ilk Avrupa Şampiyonası üçüncülüğümü de İsrail’de 15 yaşında kazandım. Çok küçük yaştaydım. Onun arkasından başarılar geldi. 1996 Olimpiyatları’nda kendi sikletimde barajı geçtim, 61 kiloda. Olimpiyata Avrupa’dan bir numaralı isim olarak gittim. O dönemlerde seçmeler vardı, üçüncülük maçına çıkacağım. Hollandalı bir rakibim vardı, iyi bir sporcu iyi bir rakipti. Ve onunla maça çıktık. Maç süresince, maçı benim alacağımı biliyorum, yüzde yüz eminim. Daha önce de maç yapmıştım ve hep haksızlık yapmışlardı. Bir pozisyon oldu, hakem o pozisyona ‘pipon’ dedi yani maçı bitirdi. Bende oturdum ‘no pipon’ dedim. Maçın bitmemesi gerekiyordu. Hakemin bir tanesi ‘pipon’ dedi ve maçımı yediler. Üçüncülük maçımı. Bir sporcu kolay yetişmiyor. Hele judo çok özveri, sabır isteyen bir spordur. Ve benim üçüncülük madalyası avucumun içinden gitti. Ama tabii çıkmadım minderde oturdum, çünkü yapabileceğiz başka bir şey yok. Mücadele ediyorsunuz, o zamanki antrenörümüz Azerbaycanlı idi. Oradan oraya koşuşturuyor, bakınıyor. Dedim ki; “Judoya bir hüzünle başladım, gidemedim uçaktan döndüm ondan sonra olimpiyatlarda bunu yaşadım çok üzüldüm.” Orada da sakatlanmıştım zaten. Beşinci oldum. Döndükten sonra 1999’ da depremi yaşayınca iş imkânımız olmayınca işe başlayınca sporu 23 yaşında bıraktım. Çok kısa bir sürede. Anılar unutulmaz çok güzel anılarımız var.

1996 yılında yapılan Olimpiyatlarda neler yaşadınız?

İşte bu anılarımın en yoğun olduğu unutamadığım nokta. Çünkü Türkiye ye baktığınızda bir sporcu çok zor yetişiyor. Bu spor da çok zor bir spordur. Gerçekten oraya kendi sikletinde 1 numara olarak gitmek çok güzel bir şey. Ama olimpiyatları sporcu olarak katılmak inanılmaz keyifli. Açılış törenleri, kapanış törenleri, o ambiyans, o kaldığın yer olsun, kaldığın insanlar farklı ülkelerden gelen sporcularla tanışıyorsunuz. Dostluklar kuruyorsunuz. Yani kesinlikle bir sporcunun kesinlikle yaşaması gereken duygudur. Bunu anlatmak çok zor, onu yaşamak gerekiyor, güzeldi, beşincilikle bitirdim orada.

Bu başarıların kaynağı nedir sizce?

Bir; aile desteğidir. İki; inanmak, çok çalışmak. Üç; bulunduğunuz ortamda antrenörünüzle, takım arkadaşlarınızla olan bağınız, bunlar çok önemli. Bireysel spor olarak görünse de biz takım olarak çalışıyorduk. Yani kendi sikletinde yarışsan da bir takım olarak antrenman yapıyorduk. Bu işi de bilen bir antrenörünüz olduğunda daha çok istemelisiniz. Ne kadar çok başarıyı isterseniz başarı da beraberinde geliyor.

Bu spora başlamak isteyenlere neler önerirsiniz?

7’den 70’e hiç fark etmez, herkes yapabilir bu sporu. Çünkü judo özel bir branştır. Özellikle bayanların bu sporu öğrenmesini çok istiyorum. Kendilerini savunmaları açısındandır. Günümüz artık güvenlik açısından çok kötü. Eğitim sistemi ne kadar müsaade ediyor orası tartışılır. Yani ilkokul ve ortaokuldaki çocuklar dershaneler etütler gençlerimiz KPSS ve iş derdinde. Mezun olunca ne yapacak diye düşünüyor. Hep kafalarını oyalayan bir düşünce var. Beklentiler var, bu zaman zarfında biz sporcu bulamıyoruz. Anne-baba yoğun çalışıyor çocuğunu getirebilecek zaman, ya da çok fazla tesis yok Edirne’ de bu anlamda.

Sevmek lazım. İstemek lazım. “Kırarsın dökersin” denilerek Judo sporuna önyargı var. Hayır, böyle sert bir spor değil asla. Aslında sert bir spor olarak görülebilir ama öğrendikçe, ‘bazen benim öğrencilerimden hocam dans mı ediyoruz’ diye geri dönüşler oluyor. Evet, diyorum çünkü nezaket, kibarlık, doğruluk, dürüstlük yani judonun felsefesi çok güzeldir. Karşındaki insana saygı gösterme, küçüğünden büyüğüne korumadır. Bir de inanılmaz bir özgüvene sahip oluyorsunuz. Özgüven nasıl oluyor, diye sorarsanız bana; yani çocuk karşısındakini kırmadan kendisini ifade edebiliyor. Ya da ben judo biliyorum kendimi savunabilirim dediğinde o bile kendisine özgüven duyuyor.

Zaten judo UNESCO tarafından çocuklara öğretilebilen branşlar arasındadır. Türkiye’de futbolu herkes nasıl izliyor ise inanın yurtdışında da judonun o kadar seveni ve izleyicisi var. Bizim ülkemizde amatör spor kulüpler dışında çok bilgimiz yok.

Özellikle bayanların bu sporu öğrenmesi gerekiyor. Bu sporun içinde birçok teknik var. Bir judocu hiçbir zaman önce saldırmaz. Karşısından gelecek olan saldırıya karşı, her zaman kendisini korur. Biri saldırsa da etkisiz hale getirirken dahi onu acı noktasına kadar bekletir. Yine koruyarak yapar. Bayanlarımızı judoya davet ediyorum. Seve seve de destek olacağımı söyleyebilirim.

Çalışmalarınız nerede oluyor?

Edirne Gençlik ve Spor Merkezi ile üniversitenin spor salonunda çalışıyoruz. Hafta sonları çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teşekkür ediyorum. Spor üzerine böyle keyifli bir röportaj yapmak sen de bu alandan geldiğin için keyifli idi. Judoya önyargılı yaklaşılmamalarını istiyorum. Amatör spor kulüplere destek olunmasını istiyorum. Velilerin cumartesi pazar günleri yatmak yerine çocuklarını da alıp, birlikte spor yapmalarını istiyorum. Yani; mutlu çocuk; huzurlu, sağlıklı çocuktur. Bizim geleceğimiz çocuklar. Çocuklarımız için biz, ebeveynler olarak güzel şeyler yapmamız lazım. Yol göstermemiz lazım. Spor yaptıklarında arkadaş ortamları da daha güzel oluyor. Artılarını saymakla bitiremeyiz sporun. Kadriye TUNÇ

 

 

Spor - 18:57 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • Aç Köpek Fırın Duvarını Deler

    2010 Roman Açılımı rüzgârlarının estiği, yaprakların henüz solmadığı günlerdi. Şarkıcı Kibariye ablam “Kim bilir?” şarkısının ahengi içinde yanıp tutuşuyordu. “Kim bilir, bu gidişin dönüşü olacak mı ? Ah nasıl bakacağım yollarına Ufkumda batan güneş bu sabah doğacak mı? Kalben ne kadar bu dertli olacağım kim bilir?” diye. Yıl 2020. Romanların ufkunda güneş hala doğmadı. Doğan […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • DİEGO İÇİN

    Yazı yazmak, yazı fikirlerini düşünmek ve insanlara bir şeyler anlatmak hep hoşuma giden bir olgu, özellikle de konuları dallandırıp budaklandırarak, konudan konuya geçe geçe… Bazı yazıları kaleme almak ise, pek de öyle olmuyor. Bunları deneyimlemek acı ve eğitici. İlk paragrafı kendi hayat öğretim için not düşmek adına kaleme almış olabilirim, yazmak için klavye başına geçmek […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • Covid-19 Karantina Günlükleri

    Merhaba sevgili okurlar, Covid tedbirlerine rağmen artık çember daralmıştı. Sonunda ben de Covid’e yakalandım. Çok şükür 20 günlük bir tedavi sonrası şimdilik bu illeti başımdan attım. Bu yazımda sizlere yaşadığım karantina ve tedavi sürecini baştan sona kadar aktaracağım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki zor bir süreç dostlar. Öncelikle virüse bir arkadaş toplantısı sonucu yakalandığımı düşünüyorum. Tedbirleri […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • ÇOKLU BARO, HUKUK DEVLETİNİN SONU MU?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli günlerden biri 16 Nisan 2017’‘de gerçekleşen halk oylamasıdır. Söz konusu oylamada yapılan Anayasa değişikliği ile adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak geçen ve içeriği ile “Seçimli Monarşi” olarak değerlendirilebilecek siyasal sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu. Bazıları için olağan bir referandum ve demokratik bir değişiklik olarak algılan bu durum gerçek anlamda ise 29 Ekim […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Alanyaspor431011 1+1010
2.Fenerbahçe42204 2+28
3.Karagümrük42118 4+47
4.Galatasaray42115 2+37
5.BB Erzurumspor42116 4+27
6.Antalyaspor42114 2+27
7.Hatayspor42113 6-37
8.Göztepe41308 4+46
9.Kasımpaşa42023 2+16
10.Kayserispor42023 5-26
11.Konyaspor31204 1+35
12.Trabzonspor41215 505
13.Sivasspor31112 3-14
14.Gençlerbirliği31111 2-14
15.Beşiktaş41125 7-24
16.Yeni Malatya41123 7-44
17.Gaziantep FK40316 8-23
18.Ç. Rizespor40222 5-32
19.Denizlispor40221 6-52
20.MKE Ankaragücü30121 3-21
21.Başakşehir40130 6-61

HAVA DURUMU

28 Kasım 2020 CUMARTESİ
  • PAZ 13.7°
  • PTS 9.4°
  • SAL 5.6°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI