a

Hayvan Refahını Koruyorlar

ad826x90

Animal Welfare Foundatıon (Awf) Hayvan Refahı Müfettişi Asalet Sancakdaroğlu ve Eyes on Animals’ın Kurucusu olan Lesley Moffat, hayvan nakilleri sırasında bazı noktalarda denetimlerin yetersiz veya etkisiz kaldığı için refah ihlallerini tespit ettiklerini belirtti. Hayvanları koruma vakıflarının kurucuları dünyanın hemen her yerine gittiklerini, olumsuz durumlar hakkında rapor düzenlediklerini ve yaptırım yoluna gittiklerini ifade ettiler.

İthalatı yapılan çiftlik hayvanlarının nakil sırasında refahını korumak ve kesimi yapılan hayvanların en az acıyla kesimini sağlamak için Avrupa genelinde çalışmalarını sürdüren Eyes on Animals Derneği, Türkiye’ye yurt dışından gelen hayvanların nakillerini kontrol etmek için Edirne’ye geldi.

Hayvan refahı için rapor hazırlıyorlar

Kendi imkanlarıyla gönüllü olarak bu işi yaptıklarını kaydeden hayvan ferahı müfettişi Asalet Sancakdaroğlu, “Biz Avrupa’dan gelen bir hayvan sever derneğiyiz. Bizim iki derneğimiz var biri ‘Eyes on Animals’ diğeri de ‘Animal Welfare Foundation’. Bunlar Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli yerlerinde çalışan sivil toplum örgütleri. Buraya gelişimizdeki neden; Türkiye’deki hayvan sayısını arttırmak ve ihtiyacı azaltmak gidermek için yurtdışından kamyonların üzerinde hayvan nakilleri yapılıyor. Bu nakiller sırasında hayvan refahı ihlalleri yaşanıyor. Bu hayvanların bazen otları verilmiyor, bazen suları verilmiyor, belli bir süre dinlenmeleri gerekiyor bunlar yapılmıyor. Paragöz birçok insan var. Bir kamyona kırk tane sığır sığdıracaklarına; altmış – yetmiş tane sığdırıyorlar. 3 bin kilometrelik yolu hayvanlar ayakta gelmek zorunda kalıyor. O sıkışıklıktan dolayı suya ulaşamıyorlar. Bu tür sıkıntıları tespit edip, önlemler alıyoruz. Hazırladığımız raporları yetkililere veriyoruz, onlar da bu tür firmalara yaptırım uyguluyorlar. Edirne’de bulunuşumuzun amacı şimdilik budur” dedi.

Edirne’de bir kesimhaneye rastlamadıklarını ifade eden Sancakdaroğlu, “Oraya bir bayıltıcı hediye ettik. Bayıltıcı, hayvanlar bilinçli olarak kesilmesinler, kesilmeden önce bayıltılsın ve acıyı hissetmesin diyedir. Bu bayıltıcılar Türkiye’de yayılıyor. İslamiyet’teki arkadaşların bir endişesi olmaması lazım çünkü hayvan ölmüyor. Hayvan sadece bayılıyor, acı çekmeden kesiliyor. Bununla ilgili Türkiye’de ciddi çalışmalarımız var. Diyanet İşleri ile konuştum, Din İşleri Yüksel Kuruluna kadar çıktık. Onlara bu işin nasıl olduğunu anlattık. Onlar da ‘Acısız kesim caizdir’ diye fetvalarını verdiler. Bu sayede biraz daha rahatladık. Din işleri buna müsaade ediyor ama şimdi sıkıntı halkta. Bunu halka anlatmak için zamana ihtiyaç var. Biz şimdiye kadar Ege’yi, Trakya’yı ve İç Anadolu Bölgesini dolaştık. Gördüğümüz bütün kesimhanelerde sıkıntı var. Hayvan kesiminin olduğu her yerde sıkıntı oluyor. Edirne’de henüz bir kesimhane görmedik. Şimdiye kadar 5-6 kere Kapıkule’de denetimlerimizi yaptık” diye konuştu.

Hayvanların taşıma sırasında hijyene önem verilmesi konusunda vurgu yapan Sancakdaroğlu, “Bazen kamyonlar geliyordu, içinde bacağı kırılmış, ölmüş hayvanlar çok oluyordu. Fakat bugünkü denetimlerimizde kamyonlar oldukça temizdi. Sadece kamyonların bir kısmını çok fazla doldurmuşlar. 30 tane sığır koyacağına 40 tane koymuşlar. Hayvanların belli bir süreden sonra altları temizlenmeli, kamyondan indirilip kamyon temizlenmeli. Hiç temizlemeden Kapıkule’ye kadar geliyorlar. Avrupa’dan kamyon yola çıktığında şoförün eline bir karne veriliyor. Bu karnede falanca yerde duracaksın, hayvan 12 saat dinlenecek, sonra devam edeceksin yazıyor. Hemen hemen her ülkede durak yerleri var. Edirne’de de iki tane var. Paragöz insanlar tabi ki durmuyorlar, yollarına devam ediyorlar. Bu seferki gelişimizde çalışmalarımızın işe yaradığını gördük. Kapıkule’deki veterinerler, ‘siz ne kadar çok gelirseniz kamyondakiler bundan haberdar oluyorlar ve sizin sayenizde hayvanlar daha temiz gelmeye başladı’ diyorlar” ifadelerine yer verdi.

“Almaya’da hayvan, hayvan değil bir makine”

Et fiyatlarının Türkiye’de neden pahalı olduğuna da değinen Sancakdaroğlu, “Mesela Türkiye’de bir hayvan serbest olarak doğuyor ve büyüyor. Fakat Avrupa’da bir hayvan doğduktan sonra hiçbir zaman annesini görmüyor. Hiçbir zaman anne sütü emmiyor. Sadece ayaklanabileceği kadar bir kafeste büyüyor ve orada ölüyor. Orada, mesela civcivlerin arasından erkek olanları seçiyorlar, canlı canlı kıyma makinesine atıyorlar ve böyle olunca üretim daha güçlü oluyor, diyorlar. Orada bir can var ve bunu düşünen yok. Sen hayvanı kafese tıkarsan; o hayvan hareket etmediği için sadece etini verir. Hayvan annesi görmeden 6 ay geçtikten sonra suni döllenmeyle hamile bırakılıp tekrar üretim sağlanıyor. O hayvan sürekli et üretiyor, sürekli süt üretiyor. Türkiye’de hangi vicdan sahibi bunu yapar. Yapamadığından dolayı da burada et fiyatları mecburen yüksek olmak zorunda. Et fiyatlarını Almanya ile kıyaslamak hiç doğru değil çünkü orada hayvan hayvan değil, bir makine.” dedi.

“Avrupa en geride”

Eyes On Animals Derneği Başkanı Lesley Moffat ise “Benim kendimi odaklandığım konu kesimler ve nakiller. Kesimler konusunda Türkiye’nin baya bir ilerlemesi gerekiyor. Nakiller konusunda bütün ülkelerde sıkıntılar var. Çiftlik konusunda ise Avrupa en geridedir” dedi. Makbule TUNÇ

+ posts

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“TÜRKSAM Kent İçin Umut Verici”

HIZLI YORUM YAP