a

Genç Kepirtepelilerden Harman Dalı’lı Kahvaltı

ad826x90

Kepirtepeliler Eğitim Vakfı, geleneksel hale getirdikleri “Genç Kepirtepeliler Kahvaltıları”nın ikincisi düzenlendi.

Kepirtepeliler Eğitim Vakfı (KEV), ilk mezundan son mezuna kadar tüm Kepirtepeliler arasındaki bağı güçlendirmek, Kepirtepelileri aynı çatı altında bir araya getirebilmek için faaliyetlerini sürdürüyor. KEV’in bu kapsamda İstanbul’da düzenlemeye başladığı “Genç Kepirtepeliler Kahvaltıları”, Edirne’de de gerçekleştirildi. Bu kapsamda 25 Kasım’da İstanbul’da altıncısı düzenlendi. Novapark’ta gerçekleştirilen etkinlikte ilk mezunlarından son mezuna kadar birçok Kepirtepeli’yi bir araya getirdi.

“Gençler Geleceğimizdir”

Açılış konuşmasını yapan Kepirtepeliler Eğitim Vakıf Başkanı Selahattin Gürgüle; “Burada bulunmamızın en temel nedeni Kepirtepeli olmamız ve Kepirtepe’dir. Dolayısıyla da Kepirtepe’den mezun olmuş 10-12 bin kişi bir araya gelmiştir ve vakfımız kurulmuştur. Vakfımız sayesinde buradayız. Bunun için tüm Kepirtepelilere verdikleri destekten dolayı teşekkür ederim.

Kepirtepe öyle bir kültürdür ki; ilk günden bugüne öğrenim gören arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, hepsini bir araya getiren ve aynı duyguları yaşatan bir okuldur. Vakıf olarak amacımız bütün Kepirtepelileri bir araya getirip birbirlerinden haberdar etmek. Bunun için ben gençlerden birkaç şey rica ediyorum. Gençler şu anda ülkemiz için en değerli insanlarıdır. Çünkü geleceğimizdir. Gençler ülkemize sahip çıkıp; dünya standartlarının üstüne çıkaracaklar. Bunun için onlardan ricamız; Cumhuriyetimizden, demokrasimizden, bayrağımızdan vazgeçmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu yoldan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Hafta içi yaşanan sel baskınlarından dolayı tüm Edirnelilere geçmiş olsun, hayatını kaybeden amcaya da Allah’tan rahmet diliyorum.” şeklinde konuştu.

Öte yandan Kepirtepe Anadolu Lisesi’nin nitelikli okullar arasında olmadığı konusuna da değinen  Gürgüle, “Yürütmeyi durdurmak için dava açtık. Mahkeme kararı geldi. Mahkeme yürütmeyi durdurmadı. İtiraz dilekçelerimizi de verdik. Mahkeme sonucunu bekliyoruz. Türkiye’de bu konuda dava açan tek vakıf biziz.” dedi.

Eski mezunlar adına konuşma yapan 2004 yılı mezunu Kardiyolog Doktor  Gökhan Taylan; “Kepirtepe’de okuyanlar, Kepirtepe’yi meslek hayatlarında temsil edecekleri için Kepirtepe’nin ilkelerine uyacak şekilde Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına uyacak şekilde davranmalarını ve hiçbir zamanda bu yoldan vazgeçmemeleri öneriyorum” dedi.

“Kepirtepeli Olduğum İçin Şanslıyım”

Genç Kepirtepeliler adına konuşma yapan 2017 yılı mezunu Sercan Çetin; “Kepirtepe bana aile olmayı öğretti. Kepirtepeliler Eğitim Vakfı’nın her anlamda yanımızda olduğunu unutmamalıyız. Kepirtepeliler Eğitim Vakfı sayesinde birlikteliğini koruyan Kepirtepeliler üzerilerine düşen görevi yetenekleri ve imkanları doğrultusunda Kepirtepeliler Eğitim Vakfı’nda destek olmayı kendisine görev bilmelidir. Kepirtepeli olduğum için kendimi şanslı hissediyorum” diye konuştu.

Aydınlanma Devrimlerinin Meşalesini Görev Yaptığınız Yerlere Taşımalısınız”

Köy Enstitülerin öneminden bahseden Kepirtepeliler Vakfı Edirne Temsilcisi Hasan Çevik ise şunları kaydetti:” 1921 yılında Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği günlerde Mustafa Kemal Atatürk Milli Eğitim Şurası’nı topluyor ve bu ülkenin kalkınmasında en büyük rolün eğitimcilerde olduğunu ve Türkiye nüfusunun yüzde 85’ini oluşturan köylerden başlayacak olan kalkınmayla ancak bu ülkenin imar edileceğini belirtiyor. 1 Kasım 1922 yılında meclis açılışında yine yaptığı konuşmada 700 yıldır köylünün ne kadar acınacak hallere düşürüldüğünü, hiçbir hizmet götürülmediğini ve ne yapılırsa yapılsın kalkınmanın köyden başlanılması gerektiğini ve eğitimin köylere yönelik olması gerektiğini söylüyor.

1928’de, 1935’te dönemin Milli Eğitim Bakanları Mustafa Necati ve Saffet Arıkan’ın bu konuda bir çalışmaları oluyor ama bir türlü başarılı olunamıyor. Nihayet 1938 yılında Hasan Ali Yücel Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü’ne köy  kökenli İsmail Hakkı Tonguç’u atıyor. İsmail Hakkı Tonguç’un projesinde köylülerin eğitilmesine yönelik önce köy öğretmen okulları, daha sonra da 17 Nisan 1940 yılında Köy Enstitüleri kuruluyor. Köy Enstitüleriyle 1946 yılına kadar büyük başarılar elde ediliyor ve 1946’dan itibaren maalesef devrin hükumeti, ülkedeki egemenlerin isteklerine boyun eğerek önce Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü’nü sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nı değiştirerek bütün eğitim politikasını allak bullak ediyor. 14 Kasım 1938 yılında Edirne Karaağaç’ta Mustafa Kemal’in isteği üzerine bir çınar ağacının fidanı dikiliyor. Saksıya dikiliyor bu fidan. Bu fidan daha sonra Alpullu Şeker Fabrikası’na taşınıyor. Bu fidan daha sonra Lüleburgaz Emrullah Efendi İlkokulu’na taşınıyor ve nihayet şu anda hepimizin anamız dediği, yarimiz dediği, hayallerimizin, rüyalarımızın, ideallerimizin simgesi haline gelen Kepirtepe’de toprağa veriliyor. 1946 yılında büyüyen bu çınara birileri geliyor baltayla saldırıyor. Evet gövdeyi zedeliyor ama çınar ağacının tohumları düşüyor, toprakta filizleniyor. Mustafa Kemal’in çizdiği aydınlanma yolunun ışıkları bu fidanlarla Türkiye’nin dört bir köşesine dağılıyor. 1954 yılında Köy Enstitüleri kapatılınca kurulan ilk öğretmen okulları işte bu çınarın taze filizlerinden oluşuyor. Aynı yoldan ilerlemeye devam ediliyor. 1976 yılında Kepirtepe İlk Öğretmen Okulu son mezunlarını veriyor öğretmen olarak. Sonra Kepirtepe Öğretmen Lisesi’ne geçiliyor. Orada yine bir macera aranıyor. Kepirtepe Eğitim Enstitüsü kuruluyor ve 2 yıl mezun veriyor. Daha sonra yine isim değişikliği ile baltalanıyor, baltalanıyor çınar. Ama çınarın gövdesini zedeliyorlar tohumların toprağa düşmesini ve yeşermesini hiçbir şekilde engelleyemiyorlar. Kepirtepe Anadolu Öğretmen Lisesi en son Kepirtepe Anadolu Lisesi’ne dönüşüyor.Ve Kepirtepe Anadolu Lisesi 14 Kasım 1938 yılında Edirne Karaağaç’ta dikilen çınarın taze filizleri, taze tohumları olarak en son şu gördüğünüz kardeşlerimizi mezun ediyor. Bugün Kepirtepe sevdamız, Kepirtepe aşkımız gibi kelimeler simgedir. Önemli olan  Kepirtepe ruhu. Kepirtepe ruhu dediğimiz, işte bu 14 Kasım 1938’den bu yana devam eden bu gelenek, bu aydınlanma devrimlerini öncüleridir. Nedir bu aydınlanma devrimleri? Hiçbir mutlak güce biat etmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta ‘En Hakiki Mürşit İlimdir’ dediği gibi soran, sorgulayan bilimsel eğitim yöntemi, bilimsel eğitim yoludur. Dolayısıyla da biz Kepirtepeliyiz. Kepirtepe’yi sadece bir etiket olarak değil 1921’den 1938 kadar araştırmalarla 1940’tan son noktanın konduğu aydınlanma devrimleri meşalesini görev yaptığınız yerlerde ‘Ben Kepirtepeliyim’ derken işte bu ışığı görerek söyleyeceksiniz.”

Konuşmaların ardından Genç Kepirtepelilerin kendilerini tanıtmasının ardından  ilk mezunlar şiirler okudu, Harman Dalı oynadılar. Etkinlik daha sonra sona erdi. Makbule TUNÇ

+ posts

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“Hayatı Paylaşmak İçin Engel Yoktur”

HIZLI YORUM YAP