a

“FATURAYI KRİZİ YARATANLAR ÖDESİN”

ad826x90

Edirne Emek ve Meslek Örgütleri Şubeler Platformu TL’nin dolar karşısında değer kaybetmesiyle ilgili Hükümetten gelen açıklamalara tepki gösterdi. “Faturanın işçi ve emekçilere kesilmesine izin vermeyeceğiz” denilen açıklamada, işten atmaların yasaklanması, ücretlerin artırılması çağrısında bulunulurken, mücadele vurgusu yapıldı.

Emek ve Meslek Örgütleri Platformu’nca DİSK’in Trakya Temsilciğinde gerçekleştirilen basın açıklaması “Faturayı işçiler-emekçiler değil, krizi yaratanlar ödesin!” başlığı altında okundu.  Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Platform Sözcüsü Ayhan Fırtına’nın okuduğu açıklamada şunları kaydetti:

“24 Haziran seçimleri sonrasında; ” yeni rejimin ortaya çıkardıkları belirsizlikler’ 24 ay süren OHAL hukuksuzluğunun kalıcılaşması’, kamu kurum ve hizmetlerinde liyakat ve kanunilik ilkesinin terk edilmesi’, genel olarak hukuk devleti ilkesinin yaygın bir şekilde ihlal edilmesi gibi koşullarda iyice kırılgan hale gelen ekonomi beklenen krize girmiştir. Türkiye ekonomisi tehlikeli bir “döviz krizi” ve “borç krizi” ile karşı karşıyadır. Ancak döviz ve borç krizi olarak başlayan kriz kısa sürede ekonominin diğer alanlarına enflasyon, durgunluk, işsizlik ve yoksulluk olarak yansıyacaktır.

Bu krizi sadece ” dolar krizi” ve bununla bağlantılı olarak  ” rahip krizi” olarak tanımlamak krizin nedeni olarak dış politikadaki bir krizi göstermek elbetteki  oldukça yetersiz, yüzeysel ve sorunun temellerini görmezden gelmeyi tercih eden bir yaklaşım olacaktır.Yıllardır sinyallerini veren bir krizi, “dış güçlerin komplosu” olarak açıklamak, çözüm aramak yerine iç politikayı “idare etmeyi” gözeten ciddiyetsiz yaklaşımlardır. Türkiye’nin bugünkü sorunun kaynağı, ülkeyi yönetenlerin yıllar önce yaptıkları tercihlerdir.

Türkiye, ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin dayattığı sıcak ucuz dış kaynağa dayalı neoliberal kapitalizmin yarattığı kriz ile yüz yüzedir. Türkiye’yi uluslararası mali sermayenin yağmasına açanlar, spekülatif saldırılara açık hale getirenler, şimdi böylesi saldırıların da eşliğinde topyekun ülkenin kaybetmesine yol açıyor. Bu politikalara devam edilmesinin ülkemize ciddi zararlar vereceği giderek daha açık hale gelmektedir.

Bugün krize giren neoliberal birikim modelinin bedelini işçiler yıllardır ödemektedir. Türkiye’nin emperyalizme, uluslararası finans kapitale bağımlılığına son verecek tek güç bu bağımlılıktan hiçbir çıkarı olmayan emekçidir, işçi sınıfıdır.

Bedel ödeyen sadece işçi sınıfı ve emeği ile geçinen ülkenin yüzde 99’u değildir. Uluslararası finans kapitalin ve onların kredileriyle beslenen şirketlerin büyük vurgunlarının bedelleri arasında yağmalanan doğa, kuruyan dereler, katledilen ormanlar, rant için betonlaştırılan kentler ve yok edilen tarihsel miras da vardır.

Öte yanda, 15 yıldır ısrarla sürdürülen akıldışı sermaye birikim modeliyle küplerini dolduran, yelkenlerini şişiren bir azınlık bulunmaktadır ve krizin bedelini ödemesi gerekenler de onlardır. Krizi yüzde 1 yarattı, bedelini yüzde 99’a ödetmek istiyorlar.

Biz Edirne Emek ve Meslek Örgütleri olarak krizin faturasının işçi sınıfına ve halka yani yüzde 99’a kesilmemesi için, diğer tüm emek güçleri ile beraber mücadeleyi yükselteceğiz.

Bu mücadelemizin ana başlıkları ve hedefleri şunlardır;

■ En acil talep olarak, son 15 yılın en yüksek enflasyonu karşısında eriyen ücretlerin acilen telafi edilmesini, başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretlerin artırılarak alım gücünün erimesinin önüne geçilmesini istiyoruz. Krizle kemer sıkarak değil alım gücü korunarak ve artırılarak mücadele edilebilir.

■ Toplu işten çıkarmaların yasaklanmasını istiyoruz. Krizin yaratabileceği işsizlik riskine karşı kamu istihdamı artırılmalıdır.

■ Vergideki adaletsizliğe son verilmesini, çok kazanandan çok vergi alınan, asıl olarak karın/rantın/faizin vergilendirilmesine dayanan bir vergi sistemi kurulmasını istiyoruz. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin, en zengin ailelerinin, partili/yandaş patronların vergi borçlarını büyük oranda sıfırlayan kararların derhal iptal edilmesini istiyoruz.

■ Devlet idaresindeki akıl dışı harcamaların ve savurganlığın son bulmasını istiyoruz.

■ Ülke kaynaklarının betona gömülmesine hayır diyoruz. Başta Kanal İstanbul olmak üzere ciddi kaynak israfına ve borçlanmaya yol açacak faydasız yatırımların durdurulmasını istiyoruz.

■ Yargı bağımsızlığı ve işleyen bir hukuk devleti ekonomik krizi tek başına çözmese de çok önemli bir role sahiptir. Otoriter rejim ekonomik krizi derinleştiren bir rol oynuyor. Demokrasi ve hukuk devleti yolunda ciddi adımlar atılmalıdır.

Bir borç krizi olarak karşımıza çıkan ekonomik krizin, işsizlik ve yoksullaşma olarak işçi sınıfına fatura edilmesine izin vermeyeceğiz.

Borç yüzde’in borcudur. Yüzde 99 bunu neden ödesin?”

+ posts
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Soykırım Anıtına Dikkat Çekti

HIZLI YORUM YAP