a

1 Mayıs Coşkusu…

ad826x90

Edirne Emek ve Meslek Örgütleri 1 Mayıs Platformu, 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını kutladı.

Şükrüpaşa İlkokulu önünde bir araya gelen DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Haziran Hareketi, CHP, HDP, Trakya Öğrenci Kolektifleri, Diş Hekimleri Derneği, Emekli-Sen Edirne Şubesi, TES-İş Sendikası Edirne Şubesi, Tez-Kop-İş Sendikası, Edirne Belediye İşçileri, Edirne Barosu Avukatları, Edirne Sanat Platformu, Talatpaşa Caddesi’nden flama, döviz ve afişlerle yürüyerek, trafiğe kapalı olan Saraçlar Caddesi’ne geldi.

Şükrüpaşa İlkokulu’nun önünde bir araya gelen kitle güvenlik kontrolünden geçerken; tahta çıta, demir sopalı pankart ve dövizlerin alana alınmaması ise dikkat çekti.

Her sene olduğu gibi; bu sene Haziran Hareketi’nin ‘İsyan’ koşusu gerçekleşti. Alana giren kitle yerini alırken; burada Edirne Emek ve Meslek Örgütleri 1 Mayıs Platformu’nda yer alan meslek örgütleri temsilcileri kürsüye çıkarak halkı selamdı ve 1 Mayıs birlik, dayanış ve mücadele günü ile ilgili konuşmalarını yaptılar. Edirne Tabipler Odası Başkanı Ertuğrul Tanrıkulu, Nazım Hikmet’in ‘Kerem Gibi’ şiirini okuyarak kitleyi selamladı.

Ardından Edirne Emek ve Meslek Örgütleri 1 Mayıs Platformu adına basın açıklamasını kadın işçi Kamile Demir okudu. Demir basın metnini  biraz okuduktan sonra fenalaştı. Kürsüde bulunanların yardımıyla müdahale edildi.

Demir’in fenalaşmasının ardından basın açıklamasını Zeki Şişko okudu. Şişko şunları kaydetti: “Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler, emeğiyle bu ülkeyi var edenler, merhaba. Emeğin taleplerini, demokrasiye, barışa ve özgürlüğe olan özlemini duyanlar, merhaba. 1 Mayıs 1977’de kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmak, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs Meydanı olduğunu haykıranlar, merhaba.

Bu ülkenin emeğiyle yaşayan çoğunluğu, ülkenin yok sayılmak istenen gerçek sahipleri , güzel günler göreceğiz, güneşli günler diyen umutlarımız, merhaba.

1 Mayıs meydanlarında işçiler, kamu çalışanları, mimar, mühendis, şehir plancıları, hekimler, emekliler, işsizler; kadın erkek, genç yaşlı çocuk milyonlar! Bizlerle, renkleriyle değerleriyle olan Türkiye, tüm dostlarımıza Merhaba!..

Emeğiyle çalışıp geçinenlerin birlik, mücadele, dayanışma günü olan 1 Mayıs bu yıl da OHAL’i grevlerin yasaklanması için getirildiğini itiraf eden, emek ve demokrasi düşmanı politikaların gölgesi altında kutlanacak.

Farklı hükümetler eliyle 12 Eylül 1980 yılından bu yana sürdürülen siyasal ve ekonomik politikalar tüm çalışanların durumunu kötüleştirmiştir. Çıkarılan yasa ve yönetmelikler ile önce sahip olan haklar ve meslek alanları yok edilerek ortadan kaldırılmıştır. İşçi, memur ve mühendis tüm emekçilerin yoğun olarak istihdam edildikleri Etibank, Türkiye Gübre Sanayi, PETKİM, TÜPRAŞ, TPAO, SEKA, SEK, TEKEL, Türkiye Şeker Fabrikaları gibi kurum ve kuruluşların özelleştirilmesi sonucu meslektaşlarımız ve emekçiler işsizlik sorunu ile karşı karşıya bırakılmışlardır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin göz ardı edildiği, iş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının her geçen gün artarak sürdüğü dönemleri yaşıyoruz.

Kadın ve çocuk emeği sömürüsü en ağır şekilde sürüyor. Ev içi emek yok sayılıyor.

Milyarlar tutan savaş ve silahlanma bütçesi halkın ekmeğini küçültürken emekçiler açlığın sınırında yaşam mücadelesi veriyor.

Kamu kurumlarının özelleştirme adı altında yok pahasına satılması kamu ve bağlı kuruluşlarda istidam edilen birçok branşta işsizliğin yoğun olarak yaşanmasına neden olmuştur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi yakın zamanda çıkartılan bir kararname ile meslek alanımızla ilgili bazı kurumların Varlık Fonu’na devredilmesi yaşanılan bu sürecin daha yoğun olarak hissedilmesine neden olacaktır.

Mezun olan üniversitelilerin iş bulma olanakları ne yazık ki her geçen gün daha da azalmaktadır. Bu kadar fazla işsizin olması işverenlerin iştahını kabartmakta, emekçiler çok düşük ücretlerle, iş güvencesinden yoksun olarak çalıştırılacak işgücü ordusu olarak görülmektedir. Bir şekilde iş bulabilen “şanslı”larımız ise yoksulluk sınırının altındaki ücretlerle ve çok zor koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.

Hükümetin gündeminde olan istihdam bürolarının açılması durumunda ise; sömürünün en yoğun yaşandığı, adına taşeronlaşma denilen ve yaklaşık dokuz milyon insanın bu şekilde istihdam edildiği sisteme mimar, mühendis, doktor, öğretmen ve her meslekten emekçilerin de dahil edildiği bir sürecin yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Küresel sermayenin kendi sorunları doğrultusunda dünyayı yeniden dizayn ettiği bu günlerde mühendislerin, emekçilerin, çalışanların, yurtseverlerin payına işsizlik, yoksulluk, mülksüzlük ve acı düşmektedir.

1 Mayısların tarihi, insanların bu açmazdan tek başına çıkamayacağını göstermektedir. Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz: 1 Mayıs birlik, dayanışma ve mücadele günüdür.

Sanayimiz, derelerimiz, havamız, suyumuz, toprağımız, ormanlarımız için alanlardayız. Emeğin giderek değersizleştirildiği, insancıl çalışma koşullarının yok edildiği, iş cinayetlerinin arttığı, yanlış enerji tercihleri ile ülkenin geleceğinin karartıldığı, çevre duyarsızlığı ile yaşam alanlarımız kirletildiği için, meslek itibarsızlığına, işsizliğe, yoksulluğa karşı çıkmak için alanlardayız.

Onurlu insanca bir yaşam için, , cumhuriyet için, laiklik için, daha iyi bir gelecek için, küresel savaşlara karşı çıkmak için, adil bir düzen eşit bölüşüm için, demokratik bir Türkiye ve Dünya için türkülerimizle alaylarımızla meydanlardayız.

Sömürü, yoksulluk ve baskı düzenini yıkacak, güzel günler göreceğiz. İnanın… kuracağız üretenin yöneteceği güneşli günleri, inanın..

Yaşasın 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!”

Etkinlik açıklamaların ardından yerel sanatçının çaldığı müzik eşliğinde halaylar çekilmesiyle sonlandırıldı. Makbule TUNÇ

 

 

+ posts
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“Görünen Ergene Kılavuz İstemez”

HIZLI YORUM YAP