a

“Bizler Ağaç Olmadık, Hala Otuz”

ad826x90

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı, Türkiye’de sayılarının hızla arttığı Roman Dernekleri hakkında bir açıklama yaptı.Şallı; “ Roman örgütlenmeleri güçlü bir çatı altında kurumsallaşamadığı sürece Roman sivil toplum yapılanmalarının önemi zamanla değersiz hale gelecektir. Roman derneği başkanlığı yapacak kişinin önce ekonomisi iyi olmalıdır. İşi şeytanlığa getirip, kendine rant yaratmayan. Eğitimli, cesaretli, ahlâklı olmalıdır. Asla kaypak, Asena gibi dansöz olmamalıdır. Geldiğimiz yere baktığımızda; “Filler tepişir, otlar ezilir!” Unutmayalım. Bizler ağaç olamadık, hala otuz ot.” dedi.

2010 yılı Roman Açılımı sürecinden sonra adeta rüzgâr hızıyla dernekleşme başladığına dikkat çeken Şallı: “Sivil toplum, demokrasinin varlığından güç alarak yasalar içinde toplumsal sorunların çözümüne ilişkin düşüncelerini devleti yöneten siyasi erkleri etkileme, sonuç alma yoluna gitme olanağının yaratılmasıdır. Türkiye’de sayıları hızla artan Roman dernekleri, çingenelerin yaşamış oldukları sorunlara ne kadar duyarlı olduğu irdelenmesi gereken bir konudur. Roman derneklerinin çoğalması çingene toplumuna artı bir değer katıyor mu? Çözüm önerileri sunup, gerçek anlamda sivil toplum örgütlenmeleri midir? Sorularını genişletmek bir zorunluluk haline gelmiştir. 2010 yılı Roman Açılımı sürecinden sonra adeta rüzgâr hızıyla dernekleşme başladı. Büyük bir çoğunluğu hedefsiz ve bilinçsizce yola çıkmışlardır. Roman Açılımı sürecinde kamu otoritesinin Roman derneklerini dikkate alması, siyasilerin kendine ilgi göstermesi, “Sizlerden de milletvekili, belediye meclis üyesi neden olmasın?” söylemlerinden sonra heyecana kapılanlar milletvekili veya belediyelerde meclis üyesi olma peşine düştüler. Siyasilerle diyaloglarının genişlemesi sonucu farklı partilerin ideolojisini savunmaya başladılar. Daha çok iktidar partisinin ideolojisini savunuyor görüntüsünün altında kendi kişisel menfaatlerini korumaya yönelik bir gelişimin peşine düştüler. Ve hala da bu böyledir. Kendilerinin bunu neden seçtiği seklindeki açıklamaları kendilerine yönelik bir izahı olsa da, gerçekle bütünleşmeyen ifadelerdir.” dedi.

Dernek sayısının artmasının başka bir nedeni Avrupa Birliği fon kaynaklarının olmasıdır” diyen Şallı yaptığı yazılı açıklamasının devamında şunları kaydetti:”Bu fon kaynaklarının kullanılmasındaki şeffaf uygulamaların olmaması, Roman dernekleri arasında çoğu zaman nahoş söylemlere, tartışmalara dönüşüyor. İyi olan tarafı projelerdeki EURO’lar küskünleri biraya getirip, birbirlerine ağıza alınmayacak nahoş sözlerin sineye çekilmesidir. O zaman bu kadar kırıcı sözleri kullanıp neden kendinizi yıprattınız? Demekten başka bir şey kalmıyor. Roman dernek başkanlarından sosyal medya hesaplarında Roman sorunları değil, yandaş oldukları partinin fotoğraflarını görmek mümkündür. Özetle; Çingene toplumunun hangi mirası paylaşılamıyor. En becerikli olanı çıksın! Çingenelerin yoksulluğunu satışa çıkarsın! En beceriklisi çıksın toplumun sosyal yarasını merhem olsun! En beceriklisi olan önyargıları önlesin! Bunların hiçbiri mümkün değildir. Bütünlükçü davranamayan Roman örgütlenmesi bireysel girişimler içinde davrananlara da tanık olabiliyoruz. Bireysel davrananların meseleyi katkı sunamadığı kadar, özel taleplerini Roman meselesi ile birleştirmesi süreci güvensizleştiriyor.

Roman örgütlenmesindeki iç çekişmeler kamu otoritesinin de gözünden kaçmamaktadır. Bir anlamda bu kadar yapılanmaların çok gereksiz olduğu yönünde bir görüş vardır. Bu yapılanmalar diğer Roman derneklerini “değersizleştirmek” olduğu yönünde genel bir kanı oluşmaktadır. Roman örgütlenmelerin çoğunluğu Çingene meselesine vakıf olmadığı gibi, ekonomik gücü, eğitim düzeyinin yetersizliği sorunun gelişimine olumlu yansımıyor. Geneli vasıfsız, çanta derneği veya tabela derneği düzeyinde kalmaktadır. İcraatları kamu otoritesinin güvenlerini sarstığı gibi, siyasetçilerin de güveni kalmamıştır. Çingeneler bile Roman derneklerine iyi gözle baktığı söylenemez. Birliktelik yaratamayan çingene örgütlenmelerinin durumu diğer mesleki örgütlenmeler olan sendikalar gibi bölündükçe bölünüyor. Böl, parçala, yönet anlayışı.

Çingene meselesi çok derin bir mevzuudur. Tarihsel süreçlerin uzantılarını hala çekmekteyiz. Bir de sosyal gerçeklerimiz var. Eğitimli toplum olamadığımız sürece yoksulluk edebiyatının sürekli sayfalarını çevirir dururuz. On yıldır Türkiye’de çingenelere yönelik söylenmeyen, yazılmayan ne kaldı diye düşündüğümüzde aslında çok şey kaldı. Sosyal gerçekliği görmezden gelirsek aynı nakarata döneriz.

Gürültünün çıkardığı çatlak seslerin tek amacı: Bencillik, ben olma duygularıdır. Türkiye’de Roman örgütlenmelerinin en büyük eksikliği temel hak ve özgürlükler kapsamında demokrasi temelini evrensel haklar konusunda meseleyi götürememesidir. Yaşadığımız toplumsal sorunları hak sorunumuz olduğu yönünde değerlendirilmiyor. Roman dernekleri hak savunusu içinde hareket eden dernek sayımız yok denecek kadar azdır. Konunun iç yüzünü çok iyi bilmemle beraber farklı haber sitelerinde “48 Roman derneği: Romanlar virüsten çok açlıkla mücadele ediyor!” haberinde yazılı taleplerin bazılarını anlamsız ve yersiz bulmamla birlikte olumlu bir gelişme olarak görmekteyim. Dileğim birlikteliğin çok daha güçlenmesidir.

Dostlar asla gücenmesin! Dost acı söyler. Yıllardır bozuk plâk gibi aynı söylemleri tekrarladık durduk! Değişen gelişen bir Dünya’nın içine sürükleniyoruz. Belki bir süre sonra çingeneleri de konuşmuyor olabiliriz. Son 15 yıldır çingenelere yönelik konuşulmayan ne kaldı diye düşünecek olursak, “hiçbir şey kalmadı” diye düşünülebilir. Oysa konuşulmayan, tartışılmayan sosyal gerçekliğimizdir. Siyasete bulaşan çıkarca dernek başkanlarına nazar boncuğu takmak gerekir. Kendi sorunlarımızı çözdük. Siyasete yön vermeye çalışıyorlar. Bilgisi olmadığı halde fikri var. Duyan da akademi mezunu sanır. Hak temelli savunuculuk gerçek anlamda yoktur. Bazıları bu gibi konuları AB projelerinde anlatır. Ancak, gerçek savunucu değildirler. Mesele içinde ahlak ve Samimiyet olduğuna inanmak çok zordur. Perişanlığımız, sefaletimiz yerini korurken hala kendi meselemizi tartışmıyoruz. Büyük bir çoğunluğumuz parti siyaseti için çalışıyor. Çingene örgütlenmeleri kendi sorunlarının çözümüne ilişkin siyaset yapmayı beceremiyor.” Haber Merkezi

+ posts

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hafta Başı Açılacak AVM’lerde Klimalarla İlgili Uyarılar

HIZLI YORUM YAP