13° Hafif yağmur
  • EURO 7.19
  • DOLAR 6.45

“Dillerin Sınırı Olmaz”

Eğitim - 22 Şubat 2020 22:04 A A

Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ayhan Fırtına, 21 Şubat Dünya Anadil Gününü kutlayarak , “UNESCO 2020 yılında “Dillerin Sınırları Olmaz” temasını anadillerde dâhil olmak üzere dillerin kültürler arası diyaloğa ve barışa olan etkisine dikkat çekmek için seçti. Aslında, dünya genelinde sınırları aşan diller, o dilleri konuşanları birbirlerine yaklaştırırken, aynı zamanda da “sınırları” engellemek yerine köprülere dönüştürmektedir. Diller sınırları aşarak bizleri birleştiriyor ve biz biliyoruz ki “Dillerin Sınırları Olmaz”. dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre, Türkiye’de 18 dilin yok olma tehlikesi altında olduğu belirtiliyor” diyen Fırtına yaptığı yazılı açıklamanın devamında şunları kaydetti:

Dünya küçücük bir azınlığın elinde sömürünün, eşitsizliğin, savaşların, yasakların arttığı bir dönemi yaşıyor. Buna karşı çıkan büyük bir çoğunluk ise demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlük talep ediyor. Eğitim de bu mücadele alanının önemli zeminlerinden birini oluşturuyor. Çünkü eğitim, egemenlerin var etmek istediği birey ve topluma dair tüm arzularını açığa çıkaran önemli bir araç olmayı sürdürüyor.

Egemenlerin eğitim politikalarına karşı; çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal açıdan güçlenmesi ve içinde bulunduğu toplumu, dünyayı değerlendirebilecek, eleştirebilecek donanım kazanması için güçlü bir mücadele yürütülüyor. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını, çocuk haklarını güçlendirmeyi talep eden, dolayısıyla biz yönetilenlere dayatılan yaşamın ötesinde başka bir hayatı var etmenin peşine düşen, farklılıklarımızla birlikte eşitçe yaşayabileceğimiz bir hayata rehberlik eden bir eğitim politikasının ısrarla savunulması gerekiyor.

Şüphesiz bu mücadelenin önemli bir parçasını anadilinde eğitim hakkı oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre, Türkiye’de 18 dilin yok olma tehlikesi altında olduğu belirtiliyor.

Çocukların kimliklerinin ve kişiliklerinin bir parçası olarak anadillerinin değersizleştirilmesi, özgüvenlerini ve özsaygılarını olumsuz etkilemekle kalmıyor, var olan eşitsizliklerin derinleşmesine neden oluyor.

Kapitalist sistemin gelişim süreciyle birlikte izlenen resmi devlet politikaları da dillerin varlığını tehdit etmeyi sürdürmektedir. Ülkemizde de yakın zamana kadar bırakalım resmi dil dışındaki anadillerinin eğitim alanına girmesini, bu dillerin varlığı bile inkâr edilmiştir. Fakat son 20-25 yılda dünya dillerinin korunmasına ilişkin oluşan bilinç ile birçok çalışma yapılmış ve dilin, anadillerin kamusal alanda, okulda, evde, iş yerinde, devlet dairelerinde, sinema, televizyonda vs. konuşulma ve yazılma hakkının elde edilmesi bir hak, özgürlük, demokrasi ve eğitim mücadelesinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bugün gelinen noktada dünyada ve ülkemizde anadilinde eğitim hakkı önüne çıkarılan her engel, daha ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Uluslararası Anadili Günü’nün 22. yılında anadillerin birleştirici özelliğinin altını çizmek gerekiyor. Anadil birleştirir ve paylaşılanı artırır, bu özellikleri ile de sosyal içerme, yenilikçi düşünme ve hayal gücünün gelişimini sağlar. Bu bağlamda, bireyin kendi anadili dışındaki dillerde eğitim almak durumunda kalması hem eğitim sürecinde sorunlara hem de buna bağlı olarak eşitsizliklere neden olmaktadır.

UNESCO verilerine göre dünya nüfusunun % 40’ının konuştuğu veya anladığı dilde eğitime erişemediği dikkate alındığında, “anadilinde eğitim” sorunu küresel bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun artık kapsamlı olarak ele alınması ve çözüm üretilmesi gerekmektedir.

Her ne kadar 2012 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile “yaşayan diller ve lehçeler dersi” adı altında dil dersleri seçmeli dersler şeklinde eğitim programına eklenmişse de bu durumun anadilinde eğitim hakkının yanına dahi yaklaşamayacağı görülmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın soru önergelerine verdiği yanıtlardan görüleceği üzere, 2013-2014 eğitim döneminde seçmeli anadili dersi alan öğrenci sayısı 53 bin olarak açıklanmıştır. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk döneminde öğrenci sayısı önceki yıla oranla yüzde 45 artarak 85 bine ulaşmıştır. Bu seviyede bir talep olmasına rağmen 2014 yılında yaşayan diller ve lehçeler dersi için 17 öğretmenin ataması yapılmış, Aralık 2015 atamalarında ise bu öğretmenlere 9 öğretmen daha katılmıştır. Ancak MEB’in resmi rakamlarında bu alana dair istatistik vermemesi, konunun ne kadar ciddiye alındığına dair soru işaretlerinin sayısını arttırmaktadır.

Bu gerçekle birlikte Türkiye son yıllarda ciddi bir göç almıştır. Farklı ülkelerden, farklı dil ve lehçelerde anadiline sahip olan çok sayıda öğrenci, Türkiye eğitim sistemine entegre edilmek istenmiştir. Ancak eğitim hakkını korumak, sadece eğitim sistemine giriş yapılmasını sağlamak değildir. Eğitim hakkı, diğer hakların da güçlü biçimde yaşam bulmasıyla asli niteliğine bürünebilmektedir. Dolayısıyla anadilinde eğitim hakkı yok sayılarak eğitim hakkının karşılandığını iddia etmek sadece gerçeği çarpıtmak anlamına gelmektedir.

Hâlbuki yapılan araştırmalar göstermektedir ki, anadilini yetkin bir şekilde öğrenemeyen kişi, ikinci dili de iyi bir şekilde öğrenemez. Azaltıcı çok dillilik denilen bu durumun temel nedeni, çocuğun anadilindeki gelişiminin yarıda kesilmesi, anadilinin ikincilleştirilmesi, önemsiz görülmesidir. Oysa çocuk anadilini iyi öğrendiği zaman, ikinci bir dili de iyi öğrenebilir. Arttırıcı çok dillilik denilen bu durum, eğitimde, toplumda hâkim olan dil ile farklı anadillerinin birlikte kullanılmasıyla, hepsine eşit değer verilmesiyle mümkün olabilmektedir.

Bu nedenle anadilini konuştuğu için linç edilenlerin görüntülerine değil, diller üzerindeki yasakların, kısıtlamaların deprem gibi olağanüstü zamanlarda anlamsızlaşmasına değil, herkesin eşit haklarla yaşadığı bir toplumsal yaşama tanık olmak istiyoruz. Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığının ve bir kültürün, düşünme biçiminin dolayısıyla edebiyatın, sanatın, felsefenin, tarihin de dil ile yaşayabileceği gerçeğinin kabul edilmesini istiyoruz.

Dünya dilleri üzerine kapsamlı çalışmalara yer veren ethnologue.com’un Türkiye raporuna göre; Türkiye’de konuşulan 36 dil ve lehçe alfabetik sıraya göre şu şekilde sıralanıyor: Abazaca, Abhazca, Adigece (Çerkesçe), Arapça (Kuzey Mezopotamya), Arnavutça, Azerice (Güney), Boşnakça, Bulgarca, Çingene Dilleri (Ethnologue.com Domari ve Romani olarak ikiye ayırıyor.), Ermenice, Gagavuzca, Gürcüce, Kabartayca (Çerkesçe), Kazakça, Kırgızca, Kırım Türkçesi (Balkan Tatarcası), Kumukça, Kürtçe (Ethnologue.com Zazaca, Dimlice ve Kırmançi ile Kırmançi’nin lehçeleri sayılan Şikaki ve Herki’yi ayrı diller olarak değerlendiriyor.), Ladino, Lazca, Osetçe, Özbekçe, Rumca (Yunanca), Süryanice (Ethnologue.com tarafından Turoyo ve Hertvince gibi lehçeleri ayrı ayrı değerlendirilen Süryanice yok olma tehlikesiyle karşı karşıya), Tatarca, Türkçe, Türkmence, Uygurca.

Türkiye’de yaşayan bütün halkların dillerini özgürce kullanmalarının önündeki engellerin kaldırılması ve anadilinde eğitimin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini savunmaktayız. Zira eğitim dili olmayan bir dilin yaşama imkânı söz konusu değildir. Halkların ve dillerin coğrafyası olan Anadolu’nun asimilasyoncu politikalar ve tek dile mahkûm etmek istenmesini kabul etmemekteyiz. Yaşar Kemal’in dediği gibi “Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek kokuya kalmış bir insanlık ve tek dile kalmış bir dünya hapı yutmuştur. Öyle bir dünya cehennemden beterdir.

Bir çiçeğin koparılması, dünyamızdan bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Bu insanlığı insanlıktan çıkaran bir durumdur.

Ne büyük mutluluktur ki, dünyamız hâlâ on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir.

Her kültürün bir rengi, bir kokusu vardır.”

Eğitim Sen olarak, UNESCO’nun 1999 yılında aldığı kararın ardından dünya çapında kutlanan “21 Şubat Dünya Anadili Günü”nün yaşadığımız topraklarda gerçek bir kutlamaya dönüşebilmesi için taleplerimizi bir kez daha hatırlatıyoruz:

  • Türkiye’nin çocuk haklarını düzenleyen ilgili uluslararası sözleşmelerdeki maddelere koyduğu çekincelerin kaldırılarak onaylanması gerekmektedir.

  • 1982 Anayasası yerine toplumu bütün dilsel/kültürel çeşitliliği içinde kucaklayacak demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır. Yeni anayasanın eğitim ve öğrenim hakkına ilişkin bölümü, insan hakları ve temel özgürlükler ile çocuk hakları konularında düzenlenmiş uluslararası belgeler dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

  • Eğitim sisteminin mevzuatı çok dilli, çok kültürlü toplum gerçeği dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.

  • Devlet, dil konusuna sınırlayıcı olarak karışmayı bir kenara bırakmalı; bunun yanı sıra bütün vatandaşlara anadillerinde ve resmi devlet dilinde bir gelişimi garanti etmelidir.

  • Söz konusu dillerin başta eğitim olmak üzere kamusal alanda kullanılabilmesi için gerekli yasal ve idari düzenlemeler yapılmalıdır.

  • Türkiye’de kullanılan anadillerine ilişkin net bir envanter oluşturulmalıdır.

  • İyi bir dil eğitimi için öncelikle öğrencilere nitelikli bir anadili eğitimi verilmelidir.

  • Okul öncesi dönemde sözlü anlatım, okuma, yazılı anlatım çalışmaları ağırlıklı olmak üzere anadili eğitimi örgün bir cetvel içerisinde başlatılmalıdır.

  • Halk eğitim merkezlerinde çok kültürlü, çok dilli eğitim ortamları ve olanakları yaratılmalıdır.

  • Üniversitelerde ülkede kullanılan farklı anadillerine ve kültürlere ilişkin anabilim dalları ve enstitüler kurulmalı ya da kurulanlar dâhil bunların sayısı, niteliği ve etkinlikleri artırılmalıdır.” Haber Merkezi

Bu haber 105 kez okundu.
Eğitim - 22:04 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

YAZARLARIMIZ

  • Barınak mı?

    Dünya’da insan ve hayvan hakları ihlalleri sürekli yapılmaktadır. İnsanın ve hayvanın özgür yaşam hakkının ihlal edildiği bir dünyada; insan haklarından, demokrasiden söz etmek gereği tekrar tekrar kendini gerekli kılıyor. Hayvan, demokratik olarak hakkını arayacak yetilerden mahrumdur. Oy hakkı yok. Seçme hakkı yok. Seçilme hakkı yok. İnsanın kendisini sevdiğini hissederse ona yaklaşır. İnsan da böyledir. Sevgiden […]
  • Sanal mı? Gerçek mi? Ortaya Karışık Lütfen

    Merhaba değerli okurlar, Bu yazımda sizlere dijital dünyada ortaya çıkan yeni bir teknolojiden bahsedeceğim. Belki ismini kitle iletişim araçlarından ya da sosyal çevrenizden duymuş olabilirsiniz. Evet, belki de tahmin ettiniz. Sanal gerçeklikten bahsediyorum. Sanal gerçeklik, yazılımlar ve özel donanımlarla oluşturulan, kullanıcıyı olduğu ortamdan gerçekte istediği ortama götürebilecek şekilde, gerçek algısı verebilecek kurgusal ortamların geliştirilmesi olarak […]
  • Korona Günlerinde Hayat…

    Neredeyse 2019 yılını arar olduğumuz şu günlerde, yeni yılın ilk çeyreğini bitirmek üzereyiz. Sadece ülkemiz için değil aynı zamanda dünyayı etkisi altına alan bir kaos yılı yaşıyoruz. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar bulaşmış virüsün etkisi altındayız. Bu virüsün nasıl yayıldığı ile ilgili bir çok komplo teorisi yazılıp çizilmektedir. Elbette aynı zaman dilimlerinde ve birden […]
  • Şampiyonlar Liginde Büyük Münazara

    Elit futbol gün geçtikçe daha fazla hücum aksiyonları odaklı oldu. Taktiksel sistemlerin oturmaya başladığı 60’ların ortalarından bu yana alırsak, her geçen gün ana aksiyonun ofans olduğu örnekleri sık gördüğümüz bir döneme doğru ilerliyoruz. 1994-95 yılında grup aşamalı olarak oynanmaya başlanan Şampiyonlar Liginde 2008 yılına kadar grup aşamalarında sadece 2 sezon 3 gol ortalaması aşılabilmiş, son […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • MERT ÇİNGENE DERKİ;

    Mahallede Roman kadının biri kaynanasına o kadar çok kızmış ki, dayanamayıp avazı çıktığı kadar “Senin gibi kaynanayı yer yesin! Cadı karı! Açık havada sana yıldırım çarpsın!” diye bağırarak sitem ediyordu. Kaynanayı açık havada yıldırım çarpar mı bilinmez ama ben yine Roman meselesinde çarpıcı gerçekleri belki son kez yazma gereği duyuyorum. Bazıları alınır mı gücenir mi […]
  • Kısa Çalışma Nedir? Ödenekten İşçi ve İşveren Nasıl Faydalanır?

    Bundan birkaç ay önce “kısa çalışma” sözü edilseydi, aklımıza hemen ekonomik kriz gelecekti ve bu krizin sonuçlarından korunmak için başvurulan bir kamusal destek olarak bahsedecektik. Biraz tarihçesine baktığımızda; bilindiği üzere 2008 krizi döneminde birçok işletme ekonomik kriz nedeniyle ya kapandı ya da üretimi durdurdu. İflas edenler ve atılan işçiler oldu. O dönemde hükümet, işverenlerin bu […]
  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Trabzonspor25157358 273152
2.M.Başakşehir25157349 242552
3.Galatasaray25147444 202449
4.DG Sivasspor25147447 281949
5.Beşiktaş25134840 32843
6.Ayt. Alanyaspor25117743 251840
7.Fenerbahçe25117746 331340
8.Göztepe2497829 28134
9.Gaziantep FK2588936 40-432
10.Denizlispor25771125 34-928
11.Gençlerbirliği25771133 43-1028
12.Antalyaspor25691028 43-1527
13.Y.Malatyaspor25671237 38-124
14.Ç.Rizespor25741325 40-1525
15.İH Konyaspor254111020 33-1323
16.Kasımpaşa25651436 50-1423
17.Ankaragücü25481421 44-2320
18.İM Kayserispor25471426 61-3519

HAVA DURUMU

28 Mart 2020 CUMARTESİ
12°
  • PAZ 15.8°
  • PTS 17.7°
  • SAL 15.5°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 88.125
    -3,72%
  • ALTIN 338.06
    0,76%
  • DOLAR 6.451
    0,87%
  • EURO 7.190
    1,84%

ŞANS OYUNU SONUÇLARI