a

“SAROS FSRU GEMİ İSKELESİ PROJESİ İPTAL EDİLSİN”

ad826x90

Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’nün duyurusu ile ÇED başvuru dosyasının uygun bulunduğu ilan edilmesinin ardından Sazlıdere ve Gökçetepe Köylerinde yapılması planlanan Saros FSRU gemi iskelesi projesinin bölgeyi olumsuz yönde etkileyeceği yönünde çevrecilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

EÇGD, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’nün duyurusu ile ÇED başvuru dosyasının uygun bulunduğu ilan edilmesinin ardından Sazlıdere ve Gökçetepe Köylerinde yapılması planlanan Saros FSRU gemi iskelesi projesinin bölgeyi olumsuz yönde etkileyeceği yönünde belirterek itiraz dilekçesi verdi. Yönetim Kurulu Başkanı Ayten Eren tarafından verilen dilekçede ÇED sürecinin iptal edilmesi istendi.

Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği (EÇGD), Sazlıdere ve Gökçetepe Köylerinde yapılması planlanan Saros FSRU gemi iskelesi projesinin bölgeyi olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçesi verdi. Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’nün duyurusu ile ÇED başvuru dosyasının uygun bulunduğu ilan edilmesinin ardından Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Ayten Eren, itiraz dilekçesini Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’ne iletti.

Eren, itiraz dilekçesini iletmesinin ardından yaptığı açıklamada; “Keşan ilçesi Sazlıdere ve Gökçetepe Köylerini ilgilendiren Saros FSRU gemi iskelesi planlamasının hukuk ve doğa hakkına, Saros yapısına aykırı olduğunun saptanmasıyla ÇED sürecinde iptal başvurusunda bulunduk. Bu planlanan yapı, aktif fay hattı üzerindedir ve dolgulu liman projesi olup bu bölgede milyarlarca yılda oluşmuş yeraltı ve yerüstü varlıkların yok edilmesidir. Boru hattı, ormanlık alandan geçerek binlerce ağacın kesilmesi ve doğal bitki örtüsüne zarar verecektir. Ekonomik yatırım olarak sunulan ama kamu yararı olmayan, o bölge insanının bölgeden göç etmesine neden olacak bir projedir. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği olarak sağlıklı bir doğada yaşama hakkımıza tehdit içeren BOTAŞ boru hattı projesine itiraz hakkımızı kullanmak üzere Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’ne dilekçemizi verdik” ifadelerine yer verdi.

EÇGD adına Yönetim Kurulu Başkanı Ayten Eren tarafından Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürlüğü’ne iletilen itiraz dilekçesinde şu ifadeler yer aldı; “Edirne ili Keşan ilçesi Sazlıdere ve Gökçetepe köylerinde BOTAŞ – Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. tarafından yapılması planlanan SAROS FSRU GEMİ İSKELESİ projesi ile ilgili olarak Bakanlığınıza sunulan eksik, yetersiz, hatalı, mevzuata açıkça aykırı ÇED Başvuru Dosyası Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8 maddesi doğrultusunda incelenmiş ve maalesef bu hukuka ve doğa haklarına, Saros körfezine, özel ekolojik değerlere aykırı başvuru dosyası uygun bulunmuştur. İş bu projeye ilişkin ÇED Süreci daha fazla ilerlemeden durdurulmalı ve ÇED başvuru dosyası reddedilmelidir.

Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci hukukun ve doğanın korunmasını düzenleyen yasal bir süreçtir. Devlet yetkilileri de ÇED mevzuatı ve aşağıda sunduğumuz gerekçeler nedeniyle çevreyi koruma görevlerini yerine getirmelidirler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yatırımları gözetmek değil çevreyi korumakla görevlidir. Saros körfezinin doğal ekolojik yapısını alt üst edecek, denizi yok edecek bu proje, Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.Ş.(BOTAŞ) tarafından, Edirne İli, Keşan İlçesi, Sazlıdere Köyü sınırları içerisinde yapılmak istenen “Saros FSRU Gemi İskelesi” projesidir. FSRU İskelesi planlama alanı denilen aslında dolgulu bir liman projesidir. Saros Körfezinde Sazlıdere köyü, Bekirçavuş burnu ile Köpekli deresi arasında kalan lokasyonda kıyı noktasında 0+000 kotunda yer almaktadır. Boru Hattı Saros Körfezi Sazlıdere Köyü Köpekli deresinden yaklaşık 290 m doğuda, Bekirçavuş burnundan yaklaşık 395 m batı kısmında deniz ile karanın buluştuğu kıyı noktasında ve 0+000 kotundan çıkış almaktadır. Deniz lokasyonunda ise kıyı yapıları olarak rıhtım, iskele ve yanaşma yapıları tesis edilecektir. Deniz kısmındaki boru hattı iskele üzerinden karaya ulaştırılacaktır. Yapılması planlanan boru hattı kıyıda yer alacak sabit tesislerden çıkış alıp kara tarafında yaklaşık 17 km. devam ederek mevcut Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattına bağlanacaktır. Proje kapsamında Saros Körfezinde Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Gemilerinin (FSRU) bağlanabilmesi için yaklaşık 270 m uzunluğunda bir iskelenin ve dolgu platformu inşa edilmesi planlanmaktadır. FSRU (Yüzer LNG depolama ve gazlaştırma gemileri), konvensiyonel LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) taşıyıcı gemilerine benzemektedir. Bu gemilerden temel farkı LNG’yi tekrardan gazlaştırma (Regasification) imkanı tanımalarıdır. FSRU, üzerinde LNG’yi gazlaştırma ekipmanları bulunan ve gazlaştırdığı LNG’yi ana iletim hattına yüksek basınçla iletebilen LNG gemisi olup belirli bir noktada sabit kalması için tasarlanmaktadır. Bu gemiler kara üzerinde depolama tankına gerek olmadan sıvılaştırılmış doğal gazı depolama ve gazlaştırma ünitesi vasıtasıyla tekrar doğal gaz haline getirmek için kullanılırlar. LNG taşıyan kargo gemileri ise FSRU gemisinin yanına demirleyerek gemiden gemiye LNG aktarımı yapabilmektedir. LNG taşıyan Dev Kargo gemileri 12 ay sürekli olarak Saros körfezine girip çıkacaktır. Saros FSRU Gemi İskelesi projesi kapsamında gerçekleştirilecek inşaat çalışmalarının ortalama 24 ay süreceği öngörülmektedir. Saros Körfezi’nde 144 cins balık, 78 tür deniz bitkisi ve 34 tür sünger yetişmektedir. Kuzey Ege’nin bu bakir sularına 1970’li yıllarda gelen Kaptan Cousto, yaptığı dalışların sonunda Saros körfezine hayran kalmış ve Saros için Kızıldeniz’in kuzey versiyonu tanımını yapmıştır. Çevre mevzuatına göre proje değerlendirilmesinde ‘halkın katılımı’ ilkesi esastır. Uluslararası Çevre Koruma Sözleşmelerine göre halkın istemediği hiçbir projeye hiçbir yatırıma izin ve onay verilemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8 maddesinin ihlal edilmiş sayılması için insan sağlığına gerçek bir zararın verilmiş olmasının şart olmadığını belirtmiştir. Çevre hukuku ve ÇED’in temel mantığı da bu yöndedir. İnsan sağlığının ve doğanın zarar görmesi beklenmemelidir. Risk olması yeterlidir. Nitekim ulusal mevzuat açısından düzenleme yetersiz de olsa, bu hususta uluslararası mevzuat paralelindedir. Telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşanmadan, projenin gerçekleştirilmesinin bilim ve hukuk açısından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılacağı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliği gereğidir. 2872 sayılı Çevre Kanunun 3.maddesinde; çevrenin korunmasına, iyileştirmesine ilişkin genel ilkeler açıklanmış olup; Söz konusu proje; “Çevreye” telafisi imkânsız zararlar verecek, köylülerin yaşadıkları ve bir bütün olan ekosistem içinde sürdürdükleri yaşamlarını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyecektir. Danıştay içtihatlarına uygun olarak Anayasanın 17.maddesi, 56.maddesi, 63.maddesinden hareketle; Çevre kanunun 3/a maddesi gereği yaşadıkları çevrelerinin, köylerinin, tarlalarının, topraklarının, sularının, bir bütün olarak ekosistemin kirletilmesinin önüne geçmek, çevrelerinin, geleceklerinin, kültürlerinin, manevi varlıklarının korunmasını sağlamak üzere Bakanlığınıza ÇED sürecinin sonlandırılması için başvuruda bulunmaktadırlar. Bu bölge, oluşumu milyonlarca yıldır devam eden çok özel bir habitattır. Yok olması durumunda, bölgeye üç beş tane ağaç dikmekle geri kazanılamayacağı, bilimsel bir gerçektir. Ancak bu yok oluş, ironik olarak bugün ekonomik gerekçelerle savunulan yatırımın, gelecekte yine ekonomik gerekçelerle insanların bölgeden göçmelerine yol açacaktır.

Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı hazırlanmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nce 22.01.2018 tarihinde onaylanmıştır. Planlama alanında; 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ve 1/25.000 ölçekli Edirne Çevre düzeni Planı çalışmaları yapılmıştır. Bu plan hükümlerine göre planlama alanı Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi/Turizm Merkezi olarak planlanmıştır. Danıştay 6.Dairesi Başkanlığının verdiği karara göre; ‘Enez Dalyan Gölünden Evreşe Ovası kıyısına kadar uzanan kuzey Saros kıyı kuşağının doğal yapısı ve içerdiği ekolojik çeşitliliğin korunması’ gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği Danıştay Kararları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı açısından bağlayıcıdır. Kesinleşmiş olan bu Danıştay kararı Saros kıyılarını koruma altına almıştır. Hiçbir merci, hiçbir Bakanlık bu kararın aksine olan bu ÇED raporu başvurusunu kabul edemez. ÇED başvuru dosyasındaki flora ve fauna bilgileri Mecidiye İbrice Kalker Ocağı Bilirkişi Raporu ve Mahkeme kararındaki flora ve fauna bilgilerine açıkça aykırıdır. Edirne Valiliğinin Saros kıyısında İbrice mevkiinde açılmasına onay verdiği Kalker Ocağı ÇED gerekli değildir kararının bilimsel olarak hukuksuzluğunu kanıtlayan bilirkişi raporu ve Edirne İdare Mahkemesinin iptal kararı Edirne Valiliğine tebliğ edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Saros Körfezinde yer alan Sulak Alanlar, Doğal Göller ve Delta alanlarının uluslararası gündeme taşınmasına neden olan ‘Önemli Kuş Alanı (ÖKA)’, ‘Önemli Bitki Alanları (ÖBA)’ ve ‘Önemli Doğa Alanı’na (ÖDA)’ yönelik olarak turizm amaçlı plan kararları geliştirilmiştir. Mahmutköy Botaş Doğalgaz Ana Dağıtım Hattına kadar yapılacak orman kesimleri, tarım arazi tahribatı bölgenin fauna ve florasını da çok olumsuz etkileyecektir.

Hem deniz hem kara canlıları öncelikle inşaat ve sonraki gemi faaliyetleriyle sayı ve tür olarak nesilleri tehlike altına girecektir. Proje alanı Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı’na göre Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi olarak belirtilen alanlar içerisinde yer almaktadır. Proje alanı Saros Körfezinin ve Koru Dağlarının en duyarlı yörelerindendir. Proje alanına 5,8 km mesafede olan Saros Körfezi Sulak Alanı bulunmaktadır. ‘Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi’ (Barcelona Sözleşmesi) uyarınca korumaya alınan alanlar araştırılmamıştır. ‘Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarının Korunmasına Ait Protokol’ gereği ‘Özel Koruma Alanı’ olarak belirlenmiş alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır.

Cenova Bildirgesi gereği seçilmiş Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yayımlanmış olan ‘Akdeniz’de Ortak Öneme Sahip 100 Kıyısal Tarihi Sit’ listesinde yer alan alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. Cenova Deklarasyonu’nun 17’nci maddesinde yer alan ‘Akdeniz’e Has Nesli Tehlikede Olan Deniz Türlerinin’ yaşama ve beslenme ortamı olan kıyısal alanlar, konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. ‘Dünya Kültür ve Tabiat Mirasının Korunması Sözleşmesi’nin 1’inci ve 2’nci maddeleri gereğince Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan ‘Kültürel Miras’ ve ‘Doğal Miras’ statüsü verilen kültürel, tarihi ve doğal alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. ‘Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ (RAMSAR Sözleşmesi) uyarınca koruma altına alınmış alanlar, konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır.” Makbule TUNÇ

+ posts

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Saros Elden Gidiyor mu?

HIZLI YORUM YAP