28° Az bulutlu

9 Maddede Kanal İstanbul

Köşe yazıları - 6 Ocak 2020 00:38 A A

Yaşadığımız sistem içerisinde hayatımıza nasıl etki edeceği üzerine elbette 9 maddeye sığmayacak kadar önem arz eden bu kanal projesi! Gündem ne kadar değiştirilmeye çalışılsa da bu konuya duyarsız kalmak olanaksız. Sadece bu konu özelinde değil elbette bulunduğumuz coğrafyada da Tekirdağ aktif fay hattı üzerine yapılacak olan kimyasal depoda bir o kadar problem. Neredeyse bu problemleri her şehirde görebiliriz çünkü sistem aynı ve bu sistemi değiştirecek olan da yine bu şehirlerde yaşayan yurttaşların projelere vereceği haklı tepkiler olacaktır.
Kanal projesi bir süredir gündem oluştururken hem Edirne’de hem diğer şehirlerde bu kanalın yapılmasıyla birlikte oluşacak tahribatlar hakkında sivil toplum örgütleri ve sendikalar tarafından açıklamalar yapılıyor. Peki bu kanal projesinin bariz bir şekilde ortaya çıkaracağı sorunlar nelerdir diye tartışılırken en somut başlıkları şöyle özetleyebiliriz. Bir sürü gerekçe var ve hiç biri ne giden doğayı yok alan canlıları ne de oradaki yaşamı geri getirecek, bu aşikar. Bu maddeleri okuyup da hala olması taraftarı isen ya Türkçe bilmiyor ya da olayı anlamışsın ama onu da yanlış anlamışsındır demektir. Daha bir şey yazmaya gerek yok, şimdi okuyorsunuz sonra da olacakları göreceksiniz!…
İstanbul’un suyu azalacak
Yapılan bilimsel modellemelere göre, Küçük Çekmece Terkos Gölü güzergahından çıkacak hafriyat 237 milyon metreküp olacak. Bakan’ın açıkladığı güzergah, Sazlıdere Barajı’nın feda edilmesi ve İstanbul’un bugün kullandığı suyun yaklaşık yüzde 7 azalması anlamına geliyor. (ÇED başvuru dosyasında barajla ilgili, “İstanbul’un 24-25 günlük su ihtiyacını sağlayan Sazlıdere Barajı ön plana çıkmakta olup, bu projenin uygulanması halinde, güzergâh üzerinde yer alan bu barajın iptali gerekecektir” deniyor)
Çıkan hafriyat…?
237 milyon metreküplük kazının taşınacak hacim olarak boyutu yaklaşık olarak 355 milyon metreküpe tekabül ediyor. (havalanmış malzeme hacmi=1.5 x kazılacak hacim) Bu boyuttaki bir hafriyatın tek seferde taşımak için 20 metreküp kapasiteli 17 milyon 750 bin kamyona ihtiyaç var. Örneğin, 1000 kamyonun çalıştığı ve her kamyonun da bir günde 10 sefer yaptığı varsayıldığında günde 200 bin metreküp malzeme taşınabilir. Buna göre toplam hafriyatın taşınabilmesi için 1775 güne veya yaklaşık beş yıla ihtiyaç var. Bu basit hesap en az hafriyat gerektiren güzergahta bile ortaya çıkacak olan kazı ve taşımacılığın boyutlarının ne olacağını gösteriyor.
İklim savaşlarında level:2
Projenin yapıldığı alan ve yakın çevresi kısa zamanda ısı ve nem akıları, sıcaklık, nemlilik, buharlaşma, rüzgar rejimlerini etkileyerek kentsel ısı adasına dönüşecek.
Ne çektin be Ekosistem!
İstanbul’un doğal ekosistemleri (ormanlar, kumul alanlar, fundalıklar, sulak alanlar) 2500 civarında çiçekli bitki ve eğrelti türüne ev sahipliği yapıyor. Bu sayı Avrupa’daki birçok ülkeden daha yüksek. İstanbul’un florasında yer alan bitkilerden 40’ı Türkiye için, 23 tanesi ise İstanbul ve yakın çevresi için endemik. Uluslararası düzeyde İstanbul’un ormanları da, Avrupa’da acil korunması gereken 100 orman alanından biri. “Avrupa Ormanlarının Sıcak Noktaları” olarak kabul edilen bu alanlar, biyolojik zenginlik, genetik değerler, Avrupa’ya özgü orman tiplerinin temsili, ekosistemlerin bütünselliği ve karşı karşıya bulunduğu tehditlerin büyüklüğü dikkate alınarak seçildi.
Ormanlar; yeşil zenginlikten gri çöküşe doğru!
Kanal İstanbul’un güzergahı, büyük oranda Çatalca Orman İşletmesi sınırları içine de giriyor. Bir zamanlar hayli zengin olan orman varlığı, tarla açmalar, taş ve maden ocakları, yol ağları, sanayi ve yerleşim alanların genişlemesi gibi nedenlerle büyük ölçüde yok edildi. Genel olarak 255 bin hektarlık bir alana sahip olan Çatalca Orman İşletmesi sınırları içerisinde yer alan alanların 107 bin hektarı ormanlık alanlardan oluşuyor. Uzunluğu 45 km civarında olan güzergahın yaklaşık 20 kilometresinin ormanlardan geçeceği ve kanal genişliğinin 100-150 metre olacağı düşünülürse, kaba bir hesapla 300-350 hektar civarında orman alanının, yalnızca kanalın fiziki varlığı ile doğrudan

 

ortadan kalkacağı tahmin ediliyor.
Canlı türlerinin yok oluşu
Doğal alanlardaki ekolojik sistemlerin işleyişi bozulurken canlı türlerinin geleceği de tehlikeye atılacak. Tamamen insanın sorumlu olduğu bu süreçlerde ilk ve en büyük bedeli ödeyen diğer canlılar oluyor. Terkos Gölü’nü de kapsayan geniş havza, Önemli Bitki Alanı olmasının yanı sıra, sahip olduğu hayvan türleri ve bunların barınmasına olanak veren doğal yaşam alanları ile biyolojik çeşitlilik açısından İstanbul’un elde kalan son doğal alanlarından biri. Kanal, iki denizi yeni bir koridorla birbirine bağlamakla kalmayacak, İstanbul’un Avrupa yakasını Trakya’dan ayırarak ortada dört tarafı denizlerle çevrili bir ada yaratacaktır. Böyle bir izolasyon, çevresinden koparılmış bu kara parçasında yaşayan tüm hayvanlar açısından tehlike demek…
Tarım arazileri
Bölge, tarımsal üretim açısından da son derece önemli. 545 bin hektar alana sahip İstanbul’un yaklaşık yüzde 25’i tarım alanlarından oluşuyor. Bunun yüzde 86’sı, Kanal İstanbul’un konumlandığı Avrupa yakasında yer alıyor. Yeraltı sularının da kanaldan sızıntılarla kullanılamaz hale geleceğini vurgulanırken, Kanal etrafında gelişecek kentin kuzeye ilerlemesi halinde orman alanları, güneyde ise tarım arazileri kaybedilecek.
Ekonomik riskler
İstanbul ile ilgili hiçbir master planda yer almadığı için projenin maliyetiyle ilgili pek çok rivayet mevcut. En son havuz medyasında yer alan bir haberde 65 milyar TL ibaresi yer alsa da, Bakan maliyetle ilgili bilgi vermekten ısrarla kaçındı. Kamuoyunda yönetimi devredilen kamu kuruluşlarının varlıklarının ne şekilde kullanılacağına yönelik belirsizlikler olması, denetiminden ve şeffaflıktan uzak tutulması açısından çokça eleştirilen Varlık Fonu kaynağının ilk aktarılacağı projenin Kanal İstanbul olacağı belirtilmişti. Varlık Fonu’nun kurulmasına dair gerekçeler sıralanırken, kanunda yer alan “Otoyollar, Kanal İstanbul, Üçüncü Köprü ve Üçüncü Havalimanı, nükleer santral gibi büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu arttırılmadan finansman sağlanması” maddesi özellikle çok tartışılmıştı. Fon’un projeyle nasıl ilişkilendirileceği hala belirsiz.
Peki ya Montrö sözleşmesi?
Kanal projesinin temeli, gemilerin ve özellikle tehlikeli yük taşıyan gemilerin İstanbul Boğazı’nı değil Kanal İstanbul’u kullanmaları varsayımına dayanıyor. Oysa hem Montrö Sözleşmesi’ne, hem de uluslararası hukuka göre, gemiler Kanal İstanbul’u kullanmaya zorlanamaz. Sözleşmenin II. maddesinde, “Barış zamanında, ticaret gemileri, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, aşağıdaki 3. madde hükümleri saklı kalmak üzere, hiçbir işlem (formalite) olmaksızın, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler, Boğazlar’ın bir limanına uğramaksızın transit geçerlerken, Türk makamlarınca, alınması işbu Sözleşmesinin I sayılı Ek’inde öngörülen vergilerden ve harçlardan başka, bu gemilerden hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır” deniyor. Geçiş finansal açıdan cazip kılınırsa, Kanal İstanbul’un kullanılması teşvik edilebilir. Ancak bunu sağlamak için İstanbul Boğazı’ndan geçişi yasaklamak hatta zorlaştırmak gerek Montrö Sözleşmesi’ne ve gerekse bu sözleşme feshedilse bile geçerli olacak genel uluslararası hukuk kurallarına aykırı olacak.
(Kaynak: Yeşil gazete)

Köşe yazıları - 00:38 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

YAZARLARIMIZ

  • DÜŞMANIN BİRÇOK YÜZÜ VARDIR AMA TEK BİR İSMİ VAR…

    Bir parkurda yaşar gibi yaşadığımız 2019’u geride bıraktık. Tekrarlanarak yaşanan İstanbul seçimlerinin toplum üzerinde yarattığı olumsuz baskının enerjiye dönüşerek sandıkta yansımasını izlerken; yeni günlere umutla bakmaya başladık. 2013’teki isyanın farklı boyutta yansımasıydı sandık sonuçları. Kapının aralanmasının nihai zafere götürdüğünü söylemek mümkün değil elbette! Emeklilikte yaşa takılanlardan, yılın sonunda asgari ücrete yaptıdığı iddia edilip yapılmayan zammın […]
  • MERT ÇİNGENE DERKİ;

    Mahallede Roman kadının biri kaynanasına o kadar çok kızmış ki, dayanamayıp avazı çıktığı kadar “Senin gibi kaynanayı yer yesin! Cadı karı! Açık havada sana yıldırım çarpsın!” diye bağırarak sitem ediyordu. Kaynanayı açık havada yıldırım çarpar mı bilinmez ama ben yine Roman meselesinde çarpıcı gerçekleri belki son kez yazma gereği duyuyorum. Bazıları alınır mı gücenir mi […]
  • CHP EDİRNE İL BAŞKANI VE YÖNETİMİNİ SEÇİYOR..

    1980 Faşist Darbesi sonucu 1982 Anayasası ve arkasından tüm kanunlar gibi Siyasi Partiler Kanunu, seçime ilişkin düzenlemeler her yapıda Demokratik yapılanmayı altüst ediyordu. Ve günümüze kadar ki uygulama, bir parti yapılanması içinde Siyasi Parti Karar Organları yerine karar ve sözün tek kişi Genel Başkanda toplanmasına yol açan bir gidiş… Buna karşı demokrasiyi savuran CHP’nin bu […]
  • Sporun Geri Dönüşü Ne Mühim Meseleymiş

    Tüm sektörler pandemi sonrası (?) yeniden faaliyete geçmek üzere tetikte bekliyor. Bunların içerisinde en çok özlediklerimiz belki de spor organizasyonları idi ki, Hafta sonu Almanlar bir çılgınlık yaparak Bundesliga için başlangıç düdüğünü çaldı. Profesyonel liglerin ortasında vermiş olduğumuz en uzun ara, sosyal yaşantımızın değerli kesimlerini hatırlatıyor. Pandemi süresince vakit geçirmekten zorlandığımız günlerimiz, haftasonu oynanacak futbol […]
  • Emek ve Mücadelenin Günü

    Geçen sene bu zamanlar 1 Mayıs hazırlıkları içinde baharın gelişinin vermiş olduğu enerji ve motive ile zamanımız geçerken şimdi korona ve işsizlik mücadelesi içindeyiz. 2019 yılını arar,  2021 yılına da uzak olduğumuz bugünlerde pandeminin etkisiyle işçi sınıfının durumu gün geçtikçe zorlaşıyor. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ve bu durum salgının bitmesiyle de […]
  • Karantina Günleri, Teknoloji Bağımlılığına Sebep Olmasın

    Sevgili okurlar, Türkiye’de ve dünyada Koronavirüs/ Covid-19 virüsü yüzünden tehlike çanları çalıyor. Her gün “Evde Kal” sloganı ile koronavirüsünün daha geniş kitlelere bulaşmaması için reklam kampanyaları, uyarılar, demeçler, ulusa seslenişler ile devletimiz halkın evden çıkmamasını söylüyor. Dikkate alınması gereken uyarılarla evde kalarak virüsün yayılmasını önleyebiliriz. Sonuç olarak dileğimiz, tez zamanda bu illetten kurtulmak ve başka […]
  • ÜCRETSİZ İZİN VE İŞÇİYİ KORUMA İLKESİNİN SONU !

    İş Hukukun en temel ilkelerinden biri “ İşçiyi koruma ilkesidir”. Diğer hukuk dallarından farklı olarak iş hukuku ayrıcalıklı bir hukuk dalıdır ve temelinde ekonomik olarak sistem karşısında güçsüz olan işçileri hukuki yönden koruma amacını taşımaktadır. Gelişen tarihi süreç içerinde iş hukukunun bu niteliği genel kabul görmüş ancak içeriğindeki işçi lehine olan düzenlemeler zaman zaman ekonomik […]
  • Kısa Çalışma Nedir? Ödenekten İşçi ve İşveren Nasıl Faydalanır?

    Bundan birkaç ay önce “kısa çalışma” sözü edilseydi, aklımıza hemen ekonomik kriz gelecekti ve bu krizin sonuçlarından korunmak için başvurulan bir kamusal destek olarak bahsedecektik. Biraz tarihçesine baktığımızda; bilindiği üzere 2008 krizi döneminde birçok işletme ekonomik kriz nedeniyle ya kapandı ya da üretimi durdurdu. İflas edenler ve atılan işçiler oldu. O dönemde hükümet, işverenlerin bu […]
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.Trabzonspor25157358 273152
2.M.Başakşehir25157349 242552
3.Galatasaray25147444 202449
4.DG Sivasspor25147447 281949
5.Beşiktaş25134840 32843
6.Ayt. Alanyaspor25117743 251840
7.Fenerbahçe25117746 331340
8.Göztepe2497829 28134
9.Gaziantep FK2588936 40-432
10.Denizlispor25771125 34-928
11.Gençlerbirliği25771133 43-1028
12.Antalyaspor25691028 43-1527
13.Y.Malatyaspor25671237 38-124
14.Ç.Rizespor25741325 40-1525
15.İH Konyaspor254111020 33-1323
16.Kasımpaşa25651436 50-1423
17.Ankaragücü25481421 44-2320
18.İM Kayserispor25471426 61-3519

HAVA DURUMU

5 Haziran 2020 CUMA
27°
  • CTS 28.3°
  • PAZ 27.1°
  • PTS 27.9°

DÖVİZ KURLARI

  • BIST -
    -
  • ALTIN
    -
  • DOLAR
    -
  • EURO
    -

ŞANS OYUNU SONUÇLARI