FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Ekonomi, Güncel, Kültür Sanat 7 Ocak 2019 96 Görüntüleme

“Kitaba Ulaşmak ve Kitabı Ulaştırmak Aşaması Bir Devrimdir”

Son dönemlerde yaşanan ekonomik kriz kitapçıları nasıl etkiledi? Kitaplardaki fiyat artışı, okuma oranını düşürdü mü? İşte aradığınız bütün soruların yanıtını sizler için araştırdık. Edirne’nin tanınmış kitapçılarından, Bellek Kitabevi’nin sahibi Mustafa Karaca ile röportaj gerçekleştirdik.

Kendinizi Tanıtır mısınız?

Ben 1986 yılından beri kitapçılık yapıyorum başka da bir şey yapmıyorum.

1986’dan günümüze kitap okuma alışkanlıklarını ve Türkiye’deki kitapçılığı nasıl tariflersiniz?

Okuma oranı arttı. Eskiden insanlar daha az okuyorlardı. Okuma oranını ya da sayısını arttıran bazı sebepler var. Örneğin; bunlardan birisi daha fazla öğrencileşme var. Öğrenciler mecbur okumak zorunda Okumadan olmaz.Okumadan sınava giremiyorsun.Biz bunları lise ve üniversite sınavlarında gördük. Özellikle lise çağında çocuklar test çözme üzerine programlandıkları için sorular uzun geldi. ‘Soruları okuyamadık, soruları okumaktan yanıtlara geçemedik’ dediler. Şimdi biraz daha edebiyat ve sanat kitaplarını okutmaya başladılar. Çünkü soruyu okuma zamanını bulamıyor, ikincisi de okuduğunu anlamaz hale geldi.Sadece teste tabi tutuldular.

Artık kitap okunuyor Türkiye’de. Ben 86 yılında başladığım dönemde yanıltıcı bir durum vardı. Kitap okunduğunu sanıyorduk. Değil. O zamanlarda kitap basılmıyordu. O yüzden eski kitapçılarda ya da kitapçılarda çok kitap aranırdı.Arandığı için de okunduğunu sanırdık. Fakat 12 Eylül nedeniyle ne oldu? Kitap dünyasında; Bir, insanlar yazamaz hale geldi; iki,basamaz hale geldiler; üç, yazılanlar da, basılanlar da imha edildi. Bu sefer de 83-84-85’lerde kitap kıtlığı doğdu.O zamanda eski kitapları, 60’lı yılların kitapları, Cumhuriyet’in ilk kitapları, askeriyenin kitapları çok aranmaya başlanıldı. 86 yılından sonra da sol klasikler aranmaya başladı İnsanlar yeni arayışlar içerisindeydi, insanlar bu kadar tepemize binmemişti. Yani resmi ideoloji haline gelmemişti. İslamcılar hep perde arkasındaydı. Mesela 80 öncesi siyasi kutuplaşma dedikleri şey aslında islamcılarla- sosyalistlerin olması gerekirken MHP’liler ile sosyalistlerin oldu. Olmadık bir şey. MHP’liler neden islamcılarla karşı karşıya gelmediler? MHP’liler islamcılara karşı olmak zorundalar, doğası gereği Türkçü olmak zorundalar . Ama islamcıların dokunulmazlığı vardı onlar için.

Daha sonra baktık ki askeri iktidarın da dokunulmazlığı vardı. Öyle bir dönemden sonra çok kitap aranır oldu ama işte bu kitabın yok edilişinden, üretilmediğinden kaynaklanıyordu.

Sonra bilgisayara ortamı diye bir ortam oldu. Bu bilgisayar ortamı, her sektörde olduğu gibi kitabı da etkiledi. Kitap kolay basılır hale geldi. Bilgisayar ortamında internete daha gelmeden. Harfleri antete tek tek dizdiğim zamanları bilirim.Bilgisayar ortamı çok kolaylaştırdı işi ve eski kitaplarda olmadığı için, tekrardan çıkanlar satın alındığı için bir kitap boşluğu doğdu. Bu boşluk iki şekilde oldu. Eski kitapların üretimi yeniden sağlandı. Nereden söz ediyorum, 1993’ten 2002 yılına kadar. Sonra başka bir evre olan internet evresi. İnternet evresi girince satış evresi değişti, iletişim teknikleri değişti. Kitaba ulaşma biçimi değişti. Sonra bir bocalama yaşandı.

10 bin-20 bin yıldır kitapçı adı vardı, bu kitapçı adı ortadan kalkıp site adı olmaya başladı.Bu internet satış ortamına geçiş aşamasında bizim cahil kitapçılarımız diyelim; Bilgisiz, görgüsüz, yeteneksiz kitapçılarımız ayak uyduramadılar. Onun yerine sermayadarların attığı yemler de var. Sermayesi olanlar oturdu.Bu tarif ettiğim kitapçı biçimi teker teker piyasadan çıktılar. Onun yerine market türü kitapçılığı doğdu. Market kitapçılığını şöyle açıklayayım: Sattığı kitabın yazarını tanımayan içeriğini bilmeyen, hayatında üç taneden fazla kitap okumamış kitapçı türüdür. Bunlar ya başka yerden buraya geçtiler ya da kırtasiyecilerdi kitap satmaya başladılar. Bunların çalışanları da herhangi bir dükkanda çalışan adamdan bir adım önde değildir. Böyle bir kitapçı türü doğdu. Ne zamanlar; 2000 ile 2010 arası. İşletme giderleri artınca ve internet satışı çoğalınca bu tür kitapçılar da piyasadan çekilmek zorunda kaldılar.

Sonra şöyle bir süreç başladı. Bu sefer kitapçıların içerisinde mademki internet ortamı bizi kaldırıyor biz de internet ortamının bir yerinden, bir şekilde tutalım. Biz de bunu kendimize avantaj haline dönüştürelim diyen genellikle eski kuşakla başladı bu iş. 2016 yılından sonra yeni kitapçılık yapmayı düşleyen, yeni kitapçılar da bu işe girdi. İnternetten kitap satma işine girdi. Arada kalan eski kuşakla yeni kuşak arasındaki o benim ‘cahil kitapçı’ olarak nitelendirdiğim kitapçılar tasfiye oldular. Başka işler yapmaya başladılar.

Geldiğimiz noktada kitap, internet ortamında ulaşılması kolay, satın alması kolay, takip edilmesi kolay ve de hızlı bir şekilde eline geçebilecek bir malzeme haline geldi. Kitaba ulaşmak ve kitabı ulaştırmak aşaması bir devrimdir. Ben yaşamımda böyle bir şey görmedim.Tarih mezunuyum aynı zamanda tarihte de böyle bir şey yok. Artık kimse; ‘kitap bulamıyorum, kitaba ulaşamıyorum, siparişim gelmiyor’ demesin. Okumuyorsa tamamen kendisiyle alakalıdır. Okuma ile ilgili bir derdi yok. Okuma sözcük tanımı olarak iyi tarif edilmeli.

Bilgiye ulaşmak artık çok kolay. İnsan bilgilenmeye ihtiyacı varsa gündelik hayatında, düşünsel hayatında bazı değişiklikler yaratmak istiyorsa artık ulaşamıyorum, lafları bitti.

Artık kitap yazılabiliniyor. Ne konu, ne içerik sınırlaması var. Her şey yazılabiliyor. Müthiş bir yayın patlaması var Türkiye’de. Ben öğrencilik dönemimden biliyorum, sıradan kitapları bulamazdık. Satın almak isteyince alacak yer yoktu.

Son yıllarda Türkiye genelinde okuma oranı arttı mı sizce?

Evet arttı. Avrupa’da bir okuma oranınında düşüklük var. İnsanların sorunu yok derdi yok. Bir Avrupalı’yı işe sokuyorsun bir yerde 5 sene sonra yine aynı yerde işe girebiliyor. Bizde hareketlilik var bir kere. İnsanlar yer değiştiriyorlar, il değiştiriyorlar, eş değiştiriyorlar… Bunlar müthiş bir hareketliliktir. Bu hareketliliğiğin içinde Türkiye insanı okuyor. Türkiye insanın derdi olduğu için kitap okuyor. Biz de kitap okuma hali kutsal bir haldir. Biz kitap okuduğumuzu göstermeyiz. Bize yıllardır kompleks yaptılar. Avrupa’da bu kadar kitap basılıyor diye. Onlarda doktora tezlerini bastırma zorunluğu var o yüzden basılan kitaplar arttı deniliyor.

İdefix’in araştırmasına göre Edirne kitap okumada 10. Sırada. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

İdefix’in yaptığı araştırma yanlış. İdefix bunu yerine gelip incelemeden nasıl saptıyor. Gelip buradan alan araştırması mı yapyor? Hayır. Diyor ki; ‘Edirne benden fazla kitap alıyor.” Oy oranına göre yaptılar mı bilmiyorum. Oy oranına göre yaptılarsa doğrudur. Bu büyük bir gelişme neden? İnternet ortamında satış yapabiliyor demek ki.

Kitap para getiren bir şey. Para getiren bir şey olmasa sermaye grupları buna el atmazlar. Onlar ülkenin kültürel değerleri artsın, ‘biz zarar etsek bile AVM’lerde satılan kitaplarımız olsun, kitap satalım’ derler mi? Sabah grubu yapar mı bunu? Mümkün değil. Elinde gelse kapatır.

ÖZENDİRMEYLE KİTAP OKUNMAZ”

Okuma alışkanlıklarını yükseltebilmek için neler yapılmalı?

Bir çocuğun hayatında aile içerisinde otorite anne ve baba. Bebekliğinden beri ninni söyleyen anne ya da yemek yediren babası yanında kitap var ve okuyorsa o çocuk da görsel hafıza oluşur. Bu beyne yerleşiyor. Sonra zaten çocuklar taklitçidir. Taklit etmeye başlar seni. Çocuk 18 yaşına geldikten sonra nasıl ki her alanda sorumluluk yüklüyorsak.Çocuğu kitap okuma konusunda sorumlu tutmamız lazım. Özendirmeyle olmaz. Şimdi ortaokul öğrencileri patır patır kitap okuyor her ay. Niye sınavda çıktığı için.

DOLARI DÜŞÜRMEDEN KİTABA UCUZ DİYEMEZSİN”

Kitap fiyatlarında son dönemde bir artış oldu. Bu durum okuma oranını düşürür mü?

Düşürmez. Ben 1986’ladan beri bu işin içindeyim.Bütün matbaacılarda, kağıtçılarda, kitapçılarda şöyle bir refleks vardır. 1 Ocak’ta fiyatlar değişir. Kağıtçılar dolara göre fiyat verirdi. Şimdi herkes tüketici enflasyonunu konuşuyor. Bir de üretici enflasyonunu konuşulsun. Üretici enflasyonu benim bildiğim AKP’den bu yana yüksek, tüketici enflasyonu düşük. Bu ne anlama geliyor. Üretici gidiyor anlamına geliyor. Üretici yansıtamıyor. Kitabı da böyle düşünün. Kitapta da duran dönem oldu 3-4 sene. Fakat bu dönemde maaliyetler artıyordu zaten. Matbaa, kağıt artıyordu.Sen doları düşürmeden kitaba ucuz diyemezsin. ‘Ucuz yap’ diyemezsin.Çünkü kağıt, mürekkep, dolarla geliyor. Karton tamamen dışarıdan ithal ediliyor. O zaman da ‘fiyatı düşür, düşük fiyat uygula’ diyemezsin.

Yayıncılara fiyatı arttırma diyemezsin.Dersen o zaman devlet tencere tavadan ÖTV’yi kaldırdı. Kitaptan da kaldır. Çok yaygın bir örnek vereceğim ama pırlantaya KDV yüzde 1 biz kitapçılara yüzde 8 oranında. Makbule TUNÇ

Tema Tasarım | Osgaka.com