FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Kültür Sanat 28 Şubat 2019 303 Görüntüleme

Demokrasiye Sıkılan Kurşun

“Şiddet her yeri işgal etti ve bu dehşet hala devam ediyor… yıkımlar rahat vermiyor, zira sistemin kendisi sorunlu renkleri farklı olanlar dayanılmaz bir varoluşa mahkum ediliyor.” (Olof Palme)    Olof PALME NİN  Ölüm Yıldönümüne İtafen Tekrar yayınlıyoruz

Olof  Palme’nin dünden bugüne uzanan savaş koşullarının yakıcı gerçeği ile birlikte demokrasiyi Olof  Palme üzerinden anlatırken tekrar kazanmamız gereken demokrasiyi de bir yanıyla Olof  Palme’nin mücadelesi üzerinden işlemeye gayret edeceğim.

Olof Palme, Willy Brandla  beraber Sosyal Demokrasinin yüzyılımızda Varoluşuyla özdeş bir isimdi. Palme’nin ahlaki ve siyasi vizyonu onun Sosyal Demokrasi anlayışını ulusal ölçekten evrensel bir ölçek ve akım durumuna getirmişti. Palme bu anlamda bir ekol olarak düşünülebilir. Sosyal Demokrat dünya görüşünün ideoloji, politika, lider ve kadro üretme sıkıntısı yaşayan şu çağı düşünüldüğünde onun vizyonunun ne kadar önemli olduğu görülür. Palme bu ideolojinin, politikaların içeriğinin derinleştirilmesine büyük katkı sağladı.

O Sosyal Demokrasinin lider, kadro, ideoloji üretebilen bizde “adam yetiştirme” denilen anlayışının son temsilcilerinden biriydi Sosyal Demokrasi ideolojisi ile kendi, ülkesinin sınırlarını aşarak tüm dünya sorunlarını kendisinin ve ülkesinin soruları olarak algılayarak politika üretti. Palme’nin Sosyal Demokrasiye yöneliminin en önemli sebebi bir dönem bulunduğu ABD’deki gördüğü derin sınıfsal ve ırksal ayrımcılıktı ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinden gördüğü post-kolonyalist sonrası toplumların yaşamış olduğu yoksulluk, yıkım, açlık, şiddete teslimiyet sorunlarıydı. İsveç Sosyal Demokrat öğrenci birliğinden başlayarak devam ettirdiği siyasal kariyeri entelektüel derinliği, siyasal duruş ve tutarlılığı ile Tage Erlander sonrası zar zor Başbakanlığa ikna edilerek çıktı. Liderlik özellikleri, karizmatik yapısı ile sadeliği iç içe geçirmeyi başarabilen liderlerdendi. Tüm güncel hayatında bilinen özelliklerini sade bir yaşamla özdeşleştirmeyi başarabilmişti. Gittiği restoranlarda önceden yer ayırtmaz, metro kullanır, evine yürüyerek gidebilen bir insan olma sadeliği ve cesaretine sahipti.

İktidara gelir gelmez dünya sistemi içinde, Batı bloku içinde sorun olmaya başlamıştı dünyada ayrımcılık, aşağılanmaya, ırkçılığa karşı koyarak bu konuda sorun yaşayan tüm ülke ve insanlarına kucak açmıştı bu anlamda politikaları ABD’nin blok disiplini ve liderliğine karşıtlık teşkil ediyordu. O ABD’nin yayılmacılığına, üçüncü dünyanın yoksulluğuna, geri bırakılmışlığına, ırkçılığa savaş açmıştı bu anlamda Palme suikastının arkasındaki güçler koalisyonu çeşitlilik arz ediyordu. Ortadan kaldırılması ve susturulması birçok gücün işine yarıyordu. Vietnam’daki insan hakları ihaleleri konusunda BM de yaptığı konuşma ile ilk adımını atmıştı. ABD o dönemde batı koalisyonu içinde Sosyal Demokrasinin gelişmesini istemiyordu çünkü ulusal bir sosyal demokrasi kendisine karşıtlığı güçlendirecek ve batı blokunu kendi sisteminden koparacaktı bu anlamda Palme üstelik evrensel bir sosyal demokrasi anlayışı ile varoluşu ile korku yaratıyordu. Afrika, Filistin, Vietnam, Küba eksenli politikası ABD’yi rahatsız etmekle birlikte ülkesindeki sağcı akımı da ürkütüyordu İsveç SSCB’nin etkinsi girebileceği korkusu. İktidar yıllarında uygulamış olduğu üçüncü yol politikalarıyla “sosyal refah devleti”ni İsveç’te inşa etmişti. Bu modelin üçüncü dünya da uygulanabileceğini bunun o ülkeleri yoksulluk zincirinden kurtarabileceğine inanıyordu.

Şunları söylüyordu: “Sosyal Demokrat ideoloji bellidir. Biz, insanların günlük yaşamda durumlarını düzeltmek istiyoruz bunu tek yolu gördüğümüz kadarıyla eşitlik, güvenlik dayanışma temelleri üzerinde bir toplum kurmaktır. Kurmayı tasarladığımız dünya, kökleri bireylerin dilek ve kökleri içine uzanan gerçek bir dünya olacaktır. Soyut, düşlerin içinde yüzen, gerçeklerden kopuk bir dünya değil İnsanlar neler istiyor? İnsanların gelecek için kurdukları düşler iddiasız ama somut şeyler: Bunlar aile, konut, iş, gündelik ilişkiler ve çevreyle bütünleşme gibi alanları kapsıyor. İşte, ütopyalar bu alanlarda gerçekleşecektir. Çünkü, insanları gerçek kılan bu alanlardır.” Sosyal Demokrasinin dünya ölçeğinde dikkate alınması gereken bir seçeneğe dönüşmesi Palme ile derinlik kazandı.

İnşa ettiği Sosyal demokrat bir sosyal refah devletinde kişi başına düşen geliri dünyada ön sıralara kadar taşıdı. Bunları yaparken barış çağrıları, eylemleri ile üçüncü dünyanın kalbi durumuna geldi köken olarak köklü sol siyasal aristokrasiden geliyordu. Aile geleneğinde sol politik bir tarih vardı. O bu geleneği İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisine katılarak sürdürdü.

Palme suikastını anlatmak, anlamak oldukça zor ama bu onun çıkarları kesişen ülkeler,şirketler, ideolojiler, istihbarat örgütleri hatta ülkesindeki sağcı grupların ittifaklarında aramak gerekir.Son Sözleşme bu konudaki karmaşayı belirsizliği şüpheyi göz önüne seriyor.İskandinavya’nın silahtan arındırılmasını dünyaya ilan ederken ABD bunun Palme’nin gerçek fikrimi yoksa SSCB’nin etkisiyle söylenen bir düşünce olup olmadığını araştırmıştır.Bu şüphenin İsveç’te devlet iç yapılanması tarafından taşındığı da  söylenir.Filmde İsveç’e belirirli organizasyonlar tarafından yönlendirilerek giriş yapan gezgin bir katil Roger Nyman adlı bir polis tarafından tespit  edilir.Gezgin Katil John Gales tir Güney Afrika bağlantılı katil suikast planında hep marjinal ırkçı gruplarla,eski paralı lejyonerleri kullanmaktadır.Ülkenin G.Afrika Cumhuriyeti olması düşündürücü ki Palme ırkçı Apartheid yönetiminin ırk ayrımcılığı politikasına savaş açmıştı bu üçgen plan ve  trafiği bir tarafta Güney Afrika-London ABD ve İsveç’teki sağcı Nazist gruplar ki bu gerçekte de  böyle bir şüphe uyandırıyordu. Nyman’ın bulguları Gales’ın Interpol’ün en keskin arananlarından biri olduğunu bunun İsveç’e kesinlikle bir plan için geldiğini yönündeydi. Onun görüşmeleri kontakları şüpheci tavırları adım adım izleniyor ve en son planın Palme olduğu anlaşılınca bunun güvenlik birimlerine aktarıyor ve derinlerden bir ses Nyman’ın görev yerini değiştirerek bulguları yok ediyor. Nyman çalışmasına devam ediyor fakat bir güç suikast planın gerçekleşme ortamına yaratırcasına onu engelliyor ve adım adım Palme’nin ölüme gittiğini görüyor fakat bu noktada başarılı olamıyor. Bazı bulgular işin içinde bu ülkede iç devlet yapılamasının ve aşrı sağcılarında bu iş içinde olduğunu doğrular nitelikte suikast için kullanılan kişiler son derce amaçsız, sıradan kişiler ve bu da suikasttın bir profesyonel tarafından gerçekleştirildiğini ve bu profesyonelinde arkasında derin organizasyonlar olduğu yönünde ki sonuç olarak bu organizasyon Gales da yok etmektedir.

Böyle bir liderin sadelik tutkusu, anlayışının güvenlik zaafiyeti hayatına mal oluyor. O suikast sonrası dünyada verilen tepkiler Palme’nin gücüne, etkinliğine, güler yüzlülüğüne  bir cevap niteliğindeydi.Palme’nin baş rakibi İsveç Muhafazakar partisinin eski başkanı Gösta Bohman şu gerçeği dile getiriyordu : “Olof Palme’nin ölümünden sonra İsveç  asla bir daha eski İsveç olmayacak.”

Cihan AYDIN

 


 

 

İlginizi çekebilir

İnsanımızdan Manzaralar

İnsanımızdan Manzaralar

Tema Tasarım | Osgaka.com