FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 9 Temmuz 2019 28 Görüntüleme

UNUTTUKLARIN BENİMDİR

Konuştuklarınıza dikkat edin. 

Duraksadığınız her an, kelimelerinizi alıp kaybolurum. 

Tehditkar konuşmayı sevmeyen biri olarak bu hale gelmiş olmam, bu işin cilvesi. 

Her geçişte daha sert oldu ruhum. Artık vicdan azabı hissetmiyorum. 

*

Hemen herkesin başına gelmiştir. Tam muhabbetin en güzel yerinde kafa durur, sözler ve anlatılan her şey unutulur. Hatırlamaya çalıştıkça da karmaşanın içinden çıkamazsınız.  

İşte o anda muhtemelen yanınızdan geçip gitmişimdir.  

O cümle oraya olmaz, eğer o düşünceyi gerçeğe dökersen kötü sonuçlar doğurabilir. 

*

Önceleri oyun gibi başlamıştı bu sıçramalar. Çünkü bunun bilincine vardığım gece çok eğlenceli bir oyunun içindeydik.  

Kurban, etrafındakilere sorular sorarak oyunun mantığını çözmeye çalışır. Kişiler, belirlenen kural doğrultusunda sağ veya solundaki kişiymiş gibi cevaplar vererek kurbanın kafasını bulandırır.  

Tabi kurban olmak beni bayağı yormuştu. Zaten normal zamanlarda da yoğun çalışan zihnim, iyiden iyiye zıvanadan çıkmaya başlıyordu. Tam çözdüm derken, insanlar yer değiştirip kafamda oluşturmaya başladığım gidişatı alt üst ediyor, olaya yeniden başlamama sebep oluyorlardı. 

Aklıma soru gelmiyor, iyice saçmalamaya ve artık özele girmeye başlıyordum. En yakın arkadaşımın kardeşiyle ilgili (belki de kardeşinin, benim bildiğimden haberi bile yoktur) bir anı hakkında soru soracaktım ki, gitti… 

Her şey silindi. Soru, anı, oyun ve insanlar. Yüzüme boş gözlerle bakan düşünceler. Sessizlik oldu. 

“Eee?” dedi, Sağlığı Bozuk olan. 

“Unuttum” diyebildim, konuşmayı yeni öğrenmiş bir çocuk edasıyla. 

Sonra başka sorular bulup oyunun sonuna gelmiştik. 

Artık insanlar uyuklamak için uygun konum ve mekan bulma düşüncelerine girişmiş, pili bitmiş oyuncak gibi yüzüme bakıyorlardı. 

Herkesi uygun yere yatırıp, ben de yatağıma gittim. Kafamı yastığa koyar koymaz unuttuğum o soru ve anı aklıma geldi. Uykum kaçtı, gözlerimi açtım ve… 

*

Onu farkettiğim için takibe alındığımı öğrendiğim anı asla unutmam. Yine bir sohbetin en koyu doruğunda geziyorduk. Kardeşim, ben ve Bilinmez Kalp. Önce bir ürperti hissettim. Yanımda biri vardı sanki ama üçümüzden başka ne olabilirdi? 

Tam densizliğimin had safhasına çıkmıştım ki, omuzumda bir el hissettim. Anlık tepki verip gözümü kapadığım anda karşılaştık. 

“Merhaba” 

Karanlık bir sesti. İçimi saran ürpertiye anlam yüklemeye çalışsam, muhtemelen saatler sürer. En basit haliyle söylemem gerekirse; körlük hissi veren karanlıkta çıplak yürürken üzerinize yağan ama asla bilemeyeceğiniz örümcekler ve böceklerin verdiği hissi hayal edin… 

Belki de sadece boşluğun korkusudur. 

Gözleri yerinde kozmos vardı. Nereden bildiğimi sormayın, ben de bilmiyorum. 

“Gel” derken, ayaklarım yükseldi ya da yer kabuğu alçaldı. 

Bütün hisler, düşünceler ve hayaller; azgın bir nehirde sürüklenen kum taneleri gibi akıyordu içime. 

Kendime geldiğim anda kardeşimin sesini duydum. 

“İyi misin? Koptun gittin” 

Gözlerim, bilgisayarın açık olduğunu gösteren mavi ışığı algıladığında her şey anlam kazandı. Aslında her gidiş, beni eğitmek için götürüldüğüm o sonsuz yerdi. Orada günler, belki de aylarca kalmıştım. Döndüğüm zaman bir saniye. 

“İyiyim. Ne diyordum?” diye sordum. 

Yanıt yok. 

*

Yolda yürürken yanımdan geçenlerin aklını görüyorum. Şimdilik sadece yakınımda olanlarla yetinmek zorundayım. Düzelttikçe gelişiyor, geliştikçe daha da çoğunu istiyorum. 

Kontrollü olmam gerek. 

Yanımda olanlar şimdilik bana yetiyor.

Şayet yanınızda isem, onu ben aldım. 

Uzağınızda olduğum zaman konuştuklarınıza dikkat edin.

Başkasının eline düşmüş olabilir.

Belki de yanınızda olan biri…

İlginizi çekebilir

Kalem

Kalem

Tema Tasarım | Osgaka.com