FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 16 Kasım 2018 231 Görüntüleme

Tarihten Günümüz Dünyasına

Floransa’da, Rönesansın kalbinde, 3 Mayıs 1469’da dünyaya gelen Nico Machiavelli şair ve oyun yazarı olmasının yanı sıra modern siyasetinin ve politikanın da, Thomas More ile beraber kurucularındandır.

Machiavelli’nin eserlerindeki lider tanımı, şüphesiz günümüz siyasi figürlerine büyük ilham olmaktadır. Örneğin; Machiavelli “bir lider aslan kadar cesur, tilki kadar kurnaz olmalıdır” der. Ve bununla birlikte Machiavelli “bir lider gerektiğinde halkına yalan söylemelidir” diye de belirtir. Lakin bunun bir yanlış anlaşılmaya yol açmasını istemeyiz. Nico’nun burada belirttiği yalan, kişisel çıkar amaçlı bir yalan değildir. Tam tersine halkın refahı ve bekası için söylenen yalan kast edilmektir.

Günümüz siyasilerinin kişisel çıkar için söyledikleri yalanlar maalesef Machiavelli’nin lider tanımındaki tarife uymamaktadır. Yine Thomas More’un Ütopya kitabında “bir liderin sevilmesi mi yoksa o liderden korkulması mı daha iyidir?” şeklinde sorduğu sorusunu da düşünmemiz gerek.

Bir liderden korkulması mı, yoksa sevilmesi mi? Bu sorunun bana göre bir cevabı yok, çünkü More’un bu sorusu aslında eksik ya da hatalı bir temelde. Çünkü bir lidere adaletinden ve zekasından dolayı saygı duymak yeterli olacaktır.Bir liderde olması gereken en önemli iki nokta; adalet ve zekadır. Geri kalan her şey bu ortak paydadan gökyüzüne uzanan yetenek dallarıdır.

Günümüz dünyasının siyasi temelleri elbette sadece Rönesans ile alakalı değildi. Nasıl ki İstanbul’un fethi sırasında Avrupa’ya kaçan bir çok düşünür Rönesansın temellerini attıysa, birbirleri ile bağlantılı bir çok olay ve yapı da günümüz dünyasının şekillenmesinde belirleyici unsurlardan oldu.

Milattan önce 550 yıllarına gidelim. Bu tarihte; bilinen dünyanın neredeyse tamamına sahip olacak olan Pers İmparatorluğu kuruldu. Pers İmparatorluğu hakkında “4000 bin yıllık tarihi aldatmacalar” isimli Gerald Messadie’nin kaleme aldığı harika bir kitap vardır. Bu kitabı kaynak alarak, Perslerin siyasi ve sosyal yaşamlarının da günümüze etkilerini inceleyeceğiz. Persler günümüz İran’ında kurulmuştur. Büyük İskender’in yıkacağı tarihe kadar başkentleri Persapolis’te çok ilginç uygulamalara imza atmışlardır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri hakkında sıkça söylenen “onların tek dünya devleti hayali var” kalıbını aslında Persler o dönem için gerçekleştirmişlerdi. Ve fikrimce ABD, bu hayali onlardan esinlendi. Bu büyük imparatorluk tam altı devleti bünyesinde bulunduruyordu ve Persapolist’e hepsinin ticareti ve sosyal yaşamı beraberce başarıya ulaştırmaları için tek ve ortak bir dil kullanılıyordu. (günümüzde bu dil nasıl ingilizce ise, o dönem başkentte bu ortak dil kullanılırdı). Biz, Persleri, savaşı kazanan tarafın tarihçilerinden biliriz, yani Yunanlardan. Lakin Persapolis’te kısa süre önce bulunan tabletler Perslerin anlatıldığı gibi vahşi ve barbar olmadığını kanıtladı. Örneğin bundan 2500 yıl önce Persler kadınlara boşanma hakkı vermiştir ve çiftin 2 hayvanı varsa, bunları da boşanma ile pay etmeyi emretmiştir. Perslerin semavi dinlerin de temelinde olan, iyi kötü kavramını karşılayan 2 adet tanrısı vardı. Bunlar ahura mazda (iyi olan) ehrimen (kötü olan) isimli tanrılarıydı.

Yine Persapolis sınırlarında arkeologların yaptığı kazılarda, ki geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğine denk gelir, Perslerin 10 000 kişiyi bir defa da ağırlayabilecek devasa toplantı salonları olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bilgilerin ışığında medeniyetin ve tek dünya devleti olma hayalinin bin yıllar önce Persler tarafından bir süre gerçekleştirildiğini söylemek yanlış olmaz.

Tarihte yaşanılan olaylar, yaşamış kişiler, varolmuş devletler farklı kılıklarda bir şekilde tekrar ortaya çıkıyor.bu sarmal bize tekrar aynı soruyu veriyor? Tarihin sanatın ve kültürün günümüzdeki siyasi gücü nedir? Fikrimce çok büyük.

 

İlginizi çekebilir

Sanatçıyla Söyleşi Yapmak

Sanatçıyla Söyleşi Yapmak

Tema Tasarım | Osgaka.com