FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 17 Mayıs 2019 18 Görüntüleme

Oyun Teorisinin Futbol Üzerinden Açıklaması

Oyun teorisi; rekabetçi koşullarda daha rasyonel kararlar alabilmeyi sağlayan genel düşünce biçimidir. Taleplerimiz veya elde etmek istediğimiz koşullara giden yolun daha açıklanabilir hale gelmesi ve hesaplanabilir tüm ihtimallerini ele alan strateji bütününü kapsar. Genellikle Sosyoloji, Matematik ve Ekonomi gibi branşlar içerisinde bu tabir ile karşılaşsak da, hayatın her alanında bir karşılığı bulunmakta.

Elde etmek istediğimiz koşullarda, eğer bir rekabet mevcut ise bu sürecin değişkenlerinin de birden fazla olduğunu bize ifade eder. Sonuç üzerine olasılıkları da genel itibari ile ölçülebilir ve ölçülemeyen olarak en kaba tabirde ayırırsak. Ölçülebilenler bariz senaryoları, Ölçülemeyen ise sınırsız senaryo ve ihtimali barındıracaktır. Oyunumuz Futbol olsun, bir takım her karşılaşmanın yada her sezonun kazananı olamaz. Teknik olarak mümkün görünse dahi, bunun mantıken hiçbir gerçekliği mevcut değildir. Tarihte de herhangi bir branşın böyle bir örneği mevcut değil. Fakat genellemeler içerisinde başarılı seçilebilir, daha da açmam gerekir ise sezon özelinde kötü de olsa başarılı organizasyonlar arasında adından söz ettirebilir.

Örneklemek gerekirse, güncel ve bilindik örneklerden bir tanesini ele alabiliriz. Misal Manchester United, bugün içerisinde bulunduğu buhrana rağmen gayet adından söz edilen ve başarıları anılan bir takım. Hep kazanan taraf içerisinde de değiller üstelik. Örneğin 2004-2007 yıllarını da hiçbir kupa zaferleri olmadan geçirdiler. O dönem isimlerinden daha çok söz ettiren Arsenal ve Abramovich sermayesi ile şahlanan Chelsea, Manchester United’ı rekabetin dışarısında bırakan takımlardı. Takım taraftarları sabırsız biçimde gelecek yeni başarıları beklerken, oyuncular ve yönetim üzerinde baskı oluşturuyorlardı.

2004-2007 yılları arasında takımın başında olan Sir Alex Ferguson, oyun teorisine hakim isimlerden bir tanesidir. Dünya tarihinin önemli menajerlerinden olan Ferguson, her yıl kupaları kazanamayacaklarının farkındalığı ile kendilerine uygun olan bir yatırıma girişerek, uzun vadede kazanacakları bir strateji kurguladı. Takıma kazandırdığı genç yetenekler Wayne Rooney ve Cristiano Ronaldo kısa vadede birşey vaad etmeseler de, Manchester United’ın geleceği için anlamları büyük isimler oldular.

Bu sezona başlarken Everton’a Menajerleri Marco Silva ve yıldız oyuncuları Richarlison’u kaptıran Watford, ellerindeki gelirlerini yıldız isimler, hatta tek sezonluk ani planlamalara harcamak yerine genç isimlere yöneldi. Antrenör olarak Javi Garcia ile anlaştılar ve uyumlu bir çalışma sonucunda Avrupa’nın en rekabetçi liglerinden bir tanesi olan Premier Ligin 8. sıraya kadar yükselme başarısını gösterdikleri bir döneme tanık oldular.

Watford ile kıyaslayabileceğimiz Fulham ise, sene başında bonkör transfer harcamaları üzerinden andığımız bir takım olarak hafızalarımızda. Championship’ten oldukça başarılı bir sezonu geride bırakarak Premier Lig’e yükseldiler ve doğru yatırımlarda bulunamamaları sonucunda büyük harcamalarla birlikte önümüzdeki sezon tekrardan bir alt ligte yer alacaklar. Küme düşmeyi garantileyen Fulham, henüz mart ayında 3 menajer değişikliği yapmış fakat buna rağmen kötü gidişata son verememişti.

Ülkemiz futbolunda da yaşadığımız benzer bir denklem, anlık ve aceleci kararlarımız ile yarını planlamadığımız için bugün kazansak dahi yarının kaybedeni olabiliyoruz. Ülke futbolunun borç batağı içerisinde yüzüyor olması, eskiye nazaran daha güçsüz ve artık risk altında olmalarının temeli dün yapılanlardır.

Umuyorum yarın her şey güzel olacaktır.

İlginizi çekebilir

Edirne ve Kitap, Bir de Fuar

Edirne ve Kitap, Bir de Fuar

Tema Tasarım | Osgaka.com