FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 11 Mart 2019 16 Görüntüleme

Ole Ole Ole Solksjaer, Manchester’ın Çocuğu Ole Solksjaer !

İngiltere kıtasının futbol kültürüne ve Ada futbolu olarak tabir edilen ligin takımlarına ilişkin her daim futbol ilgimin de üzerinde merak besledim. Popüler kültürün her alanı zapt ediyor olması bazı zevklerimi sorgulamaya itmiş olsa dahi, en popüler lig olarak bilinen Premier Lig’ten kopamıyor hatta bazen içine doğru daha bile fazla çekiliyorum. Çocukluğumdaki altın jenerasyon Manchester United da bu şekilde önüne geçemediğim meraklarımdandır ve kıta içerisinde bu takımı desteklerim. Sene başında kötü gidişatı olan Manchester için meşhur “Glory, Glory Man. United” ( Zafer, Zafer) sloganının artık yerini endişe anlamına gelen benzer sesli okunuşa sahip “Worry Worry Man United.” sloganına bıraktığından bahsetmiştim. Artık tekrardan çanlar Manchester şehri için çalmaya başlıyor gibi. Artık tezahüratların karamsar havası dağılmış durumda ve Old Trafford farklı bir beste ile yankılanıyor.

You are my Solskjær,

My Ole Solskjær ……”

Başlıkta kullanmış olduğum slogan da, İngilizler muhtemelen bu yapıyı kullanmıyorlar ama Türkiye içerisinde meşhurdur, Birçok futbolcu için de kullanıldı.Manchester taraftarlarının şu an takımı çalıştıran ve içerisine düştükleri cehennem çukurundan çıkmalarını sağlayan teknik adamları Ole Gunnar Solksjaer için söyledikleri tribün bestesini duyunca aklıma geldi. Bestenin devamı da, eski teknik adam Jose Mourinho’nun sıkıcı bulunan futbolundan ve artık durdurulmaz bir takıma evrildiklerinden bahsediyor. Peki bu dönüşümün sırrı nedir ve ne kadar sürebilir?

Geçtiğimiz hafta kendi sahalarından 0-2’lik bir yenilgi ile ayrılmalarına rağmen Paris Saint Germain takımını Fransa’da 1-3 yenmeyi başararak Şampiyonlar Liginde tur atlama başarısı gösterdiler.İlk maçtaki rakiplerine reaksiyon veremez halin üzerine belli soru işaretleri oluşmuş olsa da turun geçilmesi, şimdilik tüm rüzgarı Manchester United takımının arkasına geçirmiş durumda. Teknik olarak da takımın üzerinden Jose Mourinho etkisinin kalktığını belirtmek kesinlikle yanlış olmayacaktır. Kadroda eski çalıştırıcı ile sorunlar yaşayan Pogba, Martial ve Rashford gibi yıldızların da artan performansına bakarsak psikolojik olarak takım rehabilite olmuş durumda. Ole takımın başına geçtiği ilk 11 maçını kaybetmedi ve bu Premier Lig gibi bir rekabet ortamında muazzam bir başarı.

1999 yılında Bayern Münih ile oynanan Şampiyonlar Ligi finalinin son dakikasında attığı gol üzerinden kazandırdığı kupa ve takıma hep sonradan dahil olarak ürettiği skor katkıları ile dolu Manchester kariyerindeki antrenörlüğü de, benzer bir biçimde başladı. Fakat Şampiyonlar ligindeki Paris karşısında oyunun bu başlangıcın en parlak noktası olduğu savına da katılmıyorum. Bir nebze zayıf ve üretkenlikten daha uzak taraf olunmasına rağmen gelen galibiyetin temelinin, yazının başlangıcında belirtmiş olduğum teknik olarak da Jose Mourinho etkisinden kurtulmak ile alakası daha belirgin gibi. Jose döneminde iletişim problemleri yaşayan ve özgüven sorunları ile karşılaşan takım için, antrenör dahil herkes Manchester kalitesinin altında bir kadro yapısının bulunduğu, dolaylı yoldan da beklentilerin düşük tutulması gerektiği izlenimi mevcuttu. Muhtemelen şu anda durumun bu olmadığını gözlemliyoruz, belki strateji belki de Jose’nin gerçek potansiyelin farkına varmaması kaynaklı olarak ortadaki Manchester United elindeki silahları kullanamaz vaziyetteydi. Buradan yola çıkarak da esas dönüşümün taktiksel bağlamdan çok psikolojik olduğunu düşünüyorum. Mevcut düzen içerisinde serbest rolde oynayan Pogba’nın, Jose Mourinho döneminde meşhur olan saha içerisindeki savruk tavırların sonlanması, hatta artan formu ile İngilizlerin gelecek planlarında kendisine geniş bir yer ayrılan Rashford da tamamen bu ivmenin ürünleri gibi duruyor.

Nihai sonuç olarak, beklenenin oldukça üzerinde bir iyileşme sağlayan Ole Gunnar Solksjaer’in yeni bir sözleşmeye imza atması yakındır. Sene başında geçici şekilde görev başına gelen hocanın bu kontratı hak etmiş olduğu aşikar olsa da, takımın gerçek potansiyelinin ve hocanın taktiksel hamlelerinin de ne kadar değerli olduğunu doğru tartabilmek gerekir. Bunları değerlendirme altına alamadan kurtarıcı olarak Ole’nin belirlenmesi de, çok daha farklı psikolojik baskılara sebep olabilir. Taraftar gözü ile bakarsam, gelişmelerden ve Manchester kökenli yani Türkiye deyimiyle Manchester’ın çocuğu olarak bilinen bir ismin takımı başarıya koşturmasından memnunum. Gelecek ise, benim için hala birçok soru işareti barındırmakta.

Tema Tasarım | Osgaka.com