FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 22 Haziran 2018 255 Görüntüleme

GÖRÜNTÜNÜN HATIRLATTIKLARI VE AKLA GETIRMEDIKLERI

Fotoğraf tarihi boyunca, fotoğraf çekilmek konusuyla insan olarak ilişkimiz farklı boyutlarda gerçekleşti. Son zamanlarda sosyal medyadaki kullanım ise kişisel arzularımızın doruk noktasını temsil ediyor sanırım. Ünlüyle çekilmek, selfie yapmak, yukarıdan çekmek, kahvaltı sofrasını fotoğraflamak, üzerine isim yazılı kahve kartonlarını sosyal medyada paylaşmak, arabaya yaslanırken, kurdela keserken, evlenirken, hastane acilinde kafa sarılıyken! vb. Her biri farklı bir duyguyu veya benzer duyguları tatmin etmemize yarayabiliyor ama çoğu zaman tek bir şey değişmiyor, ispat etme hali. Bazen sahip olunanları ispat etme, bazen de olmayanları, sevgili gibi…

Fotoğraf ile ilgili belki de en önemli yanılgılarımızdan biri belki de gerçeği görüntülediğimizi, gördüğümüzü zannetmek. En uçucu anlardan en acıklı, savaş alanlarının fotoğraflarına kadar gerçeğin ölçeği her zaman bir fotoğraf karesinin ötesindedir, yaşananlarla ilgili fikir verir en iyi ihtimalle. Çoğu zaman ise gitgide tepkisizleştiren bir duruma sokar, gözleriniz uyuşmuştur dönen aldatmacadan. Hem fotoğrafın aktörü hem de fotoğrafa bakanlar düşebilir bu yanılgıya.

Tabi durum alan razı veren razı ilişkisi yarattığı için pek de şikayetçi varmış gibi gözükmüyor. Özellikle ülkemizde popüler kültürün en önemli araçlarından bir cep telefonu olarak fotoğraf makinesi, sosyal medyanın sakinleştirici bir ilaç olarak kullanılmasında önemli bir rol oynuyor. Fotoğrafın dışında da yazılı kültürden ziyade, bir çok bilgiye görsel yönlerden ulaşmaya çalışmamız, bahsettiğimiz o yanılgının sebeplerinden biri gibi. Çünkü, belki de hiç bir şey değilse yazı bir yavaşlık hali getiriyor, düşünmek, analiz etmek, zihinde tartmak için uygun zemin hazırlıyor. Görsel olarak edinilen bilginin ise çoğu zaman sizin kontrolünüzde olmayan bir akışı var ve  o akış sizin tam da aldığınız bilgiyi sorgulamanıza mani olacak tempoda ilerliyor. Televizyonla ilişkimiz de düşünüldüğünde, ‘Türk insanının aklı gözündedir’ sözü daha anlamlı hale geliyor.

Görselliğin bu çekiciliği içerisinde, fotoğrafın politikanın bir aracı haline gelmesi de tabi ki kaçınılmaz. Susan Sontag da, Fotoğraf Üzerine adlı kitabında, bu konuyu ‘Fotoğraf makineleri görüntüyü gücün – devletin, endüstrinin, bilimin hizmetinde silahlandırırlar’[1]  şeklinde dile getiriyor.

AKP ile birlikte de fotoğraf çekmek kendi mitini yeniden yarattı adeta. AKP’nin ‘adamlar çalışıyor’ algısının baş aktörlerinden birine dönüştü görüntüler. Açıldığı söylenen yüzlerce fabrika, spor salonu, yol, tesis, baraj görüntülendiği ölçekte işler hale geliyor ve aynı zamanda işlevselmiş algısı yaratıyor. Böylece bu ve benzeri görüntüler arttıkça gerçek de görüntülerden ibaret olmaya başlıyor. Son 15 yılda yapıldığı söylenen binlerce tesisin yaşam standartlarımızın iyileştirilmesine yönelik ne tür bir katkı sağladığı o görüntüler ile kabul ediliyor, bizzat deneyerek deneyimleyemek ikincilleşiyor.

Bir görüntünün ise aynı zamanda hem görüntülenen hem de çeken tarafından bir eylemsizlik hali olduğu gözden kaçırılıyor. Bir taraftan bir tesis açarken, o anda yapılmayanların, gözden kaçırılanların listesi de bir taraftan yapılabilir.

Benim özellikle ilgilendiğim konuyu içermesi sebebiyle Gençlik ve Spor Bakanlığı da, diğer kamu kurumlarından farksız, hiç bitmeyen görüntüler serisi sunuyor sosyal medya aracılığıyla. Burada da yapılan aktivitelerin içerikleri, amaçları, sağlanan faydalar ve vatandaşların işine yarayabilecek işlevsel bilgilerden ziyade; birkaç cümle bilgi ile fotoğraf dizgileri sunulması. Bu fotoğraflarla verilmeye çalışılan mesajları anlamak pek de zor değil: çalışkanlık, iş bitiricilik, kalkınma, meşguliyet, heybet ile belki de en çok bir şeyler yapma, çalışma hali.  Bu yoğun ve sıklıkla verilen mesaj, neyin yapıldığını tek önemli konu haline getirip nasıl yapıldığını, yapılmakta olduğunu tamamen göz ardı edebiliyor. Yine Gençlik ve Spor Bakanlığı üzerinden ilerlersek, bir aktivite sırasında çekilen kupa töreni, onun içeriğini kendini doğrudan belirsizleştirmekte, ikincil plana atmaktadır. Öne çıkan; çocukların spora katılımını teşvik etmek için organize edilen bir aktivite sonrası yapılan bir kupa töreni, çocukların madalya alması, yerel yöneticilerin kupayı takdim etmesi ve kapanış. Bu aktivitede hangi çocuklara nasıl ulaşıldığı, dışarıda aktivitelerden yararlanamayan çocukların neden yararlanamadığı, aktivite sırasında hangi aksaklıklar olduğu, gerçekten çocuklara kalıcı bir spor tutumuna yol açacak hangi teşviklerin ve eğitimlerin verildiği ile ilgili hiçbir bilgi yok. Böyle bir bilginin kendilerinde olduğunu düşünmemizi sağlayacak bir emare de yok. (Bu arada, bu aktivitelerin herhangi bir katkısının olmadığını düşünmüyorum ama sınırlı bilgi, çocuk eğitimi veya toplum sporu gibi daha dikkatli olunması gereken hassas konularda bu aktivitelerin önceliklerinin farklı olduğunu düşünmeme sebebiyet veriyor.)

Böyle bir durumda sanırım esas sorumluluk fotoğrafları takip eden bizlerde. Her fotoğrafa şüpheyle yaklaşarak bunun gerçekten ne anlam ifade ettiğini düşünmemizin, gerçekleştirilen çalışmaların gerçek katkısının da neler olduğunu anlamamıza yardımcı olacağını Sontag, fotoğrafın ne olduğu üzerinden lafı dolandırmadan söylüyor:

Fotoğraf, eğer fotoğraf makinesinin kaydettiği gibi kabul edersek dünyayı tanıyabileceğimizi ima eder. Oysa bu, dünyayı göründüğü gibi kabul etmeyerek işe başlayan anlayışın tam tersidir. Anlamanın tüm olabilirliği hayır diyebilmekten kaynaklanır. Kesin konuşmak gerekirse kimse bir fotoğraftan bir şey anlayamaz.

Berger de, reklam görüntülerinden bahsederken, onların aslında bir yarıştan ziyade daha iyi bir yaşamın oluşabileceği/gelebileceği algısı yaratmaya çalıştıklarını belirtir. Kamu kurumlarının paylaştığı görüntülerde de durum pek farklı değil: temel olarak, daha iyi bir yaşamın geldiğine ikna etmek! Şüphesiz hayatın kolaylaşması için tünellere, yollara ihtiyaç var ama bunların ülke yönetiminin sacayaklarından yalnızca biri olduğunu unutarak, alabildiğine inşaat işlerine yönelmek ve sosyal – demokratik kalkınmayı aynı şekilde arzulamamak o iyi yaşamın geldiği konusunda ikna edici değil. Ve bu da sonuçta, ülke olarak bizi hala beraber, barış içinde bir aile pozu vermekten oldukça uzak kılıyor.

 

İlginizi çekebilir

Tekerleğin İcadına Dair

Tekerleğin İcadına Dair

Tema Tasarım | Osgaka.com