FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 9 Temmuz 2019 49 Görüntüleme

Entelektüel’in Siyasal İşlevi ve Futbolun Toplum Etkisi


Geçtiğimiz sezon 10 Aralık’ta oynanacak Manchester derbisi öncesinde Joseph Guardiola’nın Katalonya’ya destek verme amacıyla yakasına sarı kurdele takması ada basının da oldukça tartışma yaratmıştı.

Katalonya’nın İspanya’dan ayrılması ve bağımsızlığı için yapılan referandumda ‘evet’ kampanyasının seslerinden ve yakasına taktığı sarı kurdeleyle tutuklu Katalan siyasetçilere verdiği desteği gösteren Guardiola, bağımsızlık referandumu ve bunun sonuçlarıyla ilgili görüşlerini de; “Bu (tutuklu) siyasetçi ve aktivistler kimseye zarar vermedi ve yalnızca halktan oy kullanmalarını talep ettiği için hapse girdi; bunu görmezden gelemeyiz. Daha sonra pek çok şey yaşandı ama mesele her şeyden önce yasal bir referandumda oy kullanma iradesi göstermiş olmalarıydı” olarak belirtmişti.

Goal.com.tr adresinde kendisine ait muazzam bir röportaj ile karşılaştım. Çevirisinin Onur Özgen’e ait olduğu röportajda insan hakları ve etnik kökenlere dair can alıcı noktalara değinen Guardiola vasıtası ile ben de röportajı kullanarak futbol severlere ayna yöneltmek istiyorum.

Alıntılanan röportajın orijinal çevirisine ve futbol ile ilgili kısımlarına ulaşmak için de goal.com.tr adresine ziyarette bulunabilirsiniz.

Sarı kurdele takmaya başladınız ve ceza alana kadar onu çıkarmadınız. Katalonya’da olup bitenler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuya büyük bir ilgim var, aynı zamanda da endişeliyim. Kendimi sürgün edilenlerin ve hapse atılanların yerine koydum. Adaletsizlik karşısında bir tavır almazsanız, kendinizi yanlış tarafta bulma riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Onlar bizim gibi insanlar ve uzun süre boyunca cezaevinde kalabilecekleri düşünülemezdi. Bu büyük bir haksızlık. Hukukçu değilim; ama insanın doğasını oluşturan niteliklerin küçük bir kısmını göstermeden umuttan söz edemeyiz. Bu insanların bu kadar yılı tutuklu geçirmeyi hak edecek kadar büyük suçlar işlediklerini düşünmüyorum. Kuşkusuz siyasi muhalifleri de bunun tamamen bir adaletsizlik olduğunun bilincindeler.

Tabii hukukun üstünlüğü, İspanya’nın birliğinin üzerinde olmadığı sürece.

İspanya, yalnızca Katalonya bağımsız bir ülke hâlini alacak diye İspanya olmaktan asla vazgeçmeyecek. Temel haklar her şeyin üzerindedir. İnsanlar buna kendileri karar verebilmeli. Sorun şu ki, bağımsızlık isteyip istemediğimizi bile bilmiyoruz; çünkü bunun hakkında bir oy verme şansımız yok. İspanya devletinin yaşadığı siyasi prestij kaybı dolayısıyla büyük hayal kırıklığına uğradım. Güç onlarda, Katalonya üzerinde kanunlarını doğrudan uygulayabilirler ve onların gözünde bizler hiç kimseyiz.

Birkaç ay önce İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Marca ile yaptığı röportajda, “Guardiola, İspanya’nın otoriter bir ülke olduğunu söylediğinde kırıldım” dedi. Ve ardından bazı haber kuruluşlarına size İspanya Milli Takımı’nın başına geçmenizi teklif ettiğini söyledi. Bu doğru mu?

Bu bir yalan. İspanya Milli Takımı’nı yönetmem istenmedi. Asla. Onu kırdığım için üzgünüm; ama son yıllarda gerçekleşen birçok şey beni de incitti. Örneğin Başbakan Sanchez, bir silah anlaşmasını güvence altına almak için Suudi Arabistan‘a seyahat ederken; Akdeniz’de botların üstündeki mültecileri kurtarmak isteyen Open Arms’ın (‘Açık Kollar’ adında bir yardım kuruluşu) Endülüs’teki girişimlerini reddetti. İnsanları boğulmaktan kurtarmak bir zorunluluktur. Sivil toplum kuruluşlarının çabaları Nobel ödülünü hak ediyor; ancak bunun yerine onlara karşı yasal işlem başlattılar!

İspanya Başbakanı’nı kırdıysam özür dilerim. İspanya’nın olağanüstü bir ülke olduğunu biliyorum. Ama ben İspanya devletinden bahsediyorum. Kelimeler ve anlamları bükülüyor. Bizi Naziler ve üstüncüler olarak adlandırdılar. Katalonya Cumhurbaşkanı için “Nazi” dendiğinde de ben inciniyorum; çünkü sözcükleri çeviriyorlar. Bunu Almanya’da deneyimledim. “Nazi” kelimesini düşünmeden kullanmazsanız iyi olur. Nazi sembolünü göstermeniz bile sizi Almanya’da hapse atar. Olanları iyi gözlemlememiz gerekiyor: Örneğin İtalya’da İçişleri Bakanı Matteo Salvini, üç ya da dört kez hırsızlıktan yakalanan bir Roman kadının kısırlaştırılmasını önerdi. Bu gerçekten çok çirkin. Bu tür şeylerin karşılığı mahkemeye çıkarılmak olmalı, insanlardan oy istemek değil.”

İlginizi çekebilir

İNSAN

İNSAN

Tema Tasarım | Osgaka.com