FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 14 Nisan 2019 54 Görüntüleme

Bu Bir Veda Havasıdır

Can Bartu, hayata veda etti. Spor sayfamı da bu defa kendisine üzücü bir biçimde ayırıyorum.Bir yandan da, daha özel bir şekilde ölümden ayrı hatırlayarak bu köşede kendisinden bahsetmemiş olmanın hüznündeyim. Ülke arşivciliğinin vasatın dahi altında olduğunun kanıtıdır ki, çok geniş bir jenerasyon Can Bartu’nun futbolculuğu hakkında bilgiden uzak yetiştik. Birlikte top oynamayı başarmış her efsane’nin kendisini ayrı bir yere koyarak bahsettiği, çoğu otoriteye göre de Türkiye futbolunun en büyük yeteneği Can Bartu, artık aramızda değil. Yurtdışında beraber oynadığı birçok futbolcunun maç kayıtlarına ulaşılabilir iken, Can Bartu için çok kesif birkaç video’nun olması bizler için kayıptır.

İslam Çupi, Can Bartu için; “Sanatçılar böyledir. Vereceklerini bitirdikleri gün, kendi hayatlarını yırtarlar. Kaybolmazlar, yok olmazlar da daha büyürler. Dolmayan yerleri, her gün genişleyerek kendi efsaneleri olur.” ifadelerini kullanmış bir zamanlar. Can Bartu, şüphesiz ki futbol sahasının sanatkarlarındandı.

Bugün dahi yurtdışında kariyer sürdürebilen oyuncularımız oldukça kısıtlı ve süreklilik konusunda problemler yaşarken, Can Bartu 6 yıl boyunca İtalya’da top oynamış ve efsaneleşmiş bir isimdir. Spor branşlarının içerisine daha çok dahil olan bilim ile birlikte, branşların fiziksel olarak birbirlerinden belirgin olarak ayrıldığı günümüz dünyasında yaşanması imkansız hale gelen,aynı gün içerisinde Fenerbahçe’nin Futbol takımı ile Beşiktaş’a karşı ve Basketbol takımı ile de Galatasaray’a karşı galibiyet alarak da ne kadar büyük bir spor adamı olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya sunan bir isimdi.

Köşemde büyük bir efsaneden bahsederken maalesef yalnızca duyumlardan faydalanmak zorundayım. Bu benim için kısıtlılığı ifade ettiği kadar da bir efsanenin büyüklüğüdür de.

Mitolojiye ilgim de misal, hikayelere olan merakımdan gelir. Gözlerimi kapattığımda kulağıma çalınan hikayelerin görsele dönüşmesi ve önümde akıp geçiyor olması benim için bir çocukluk sevdasıdır. Kahramanlıklara öykündüğüm çocukluk yıllarımın etkisi ile büyüdüğümde Achilles isminin ne menem bir savaşçı olduğunu merak etmiştim hep. Ölümsüz olacağı düşünülen bir kahramanın, ölüm sebebi olan topuğundaki ok “tek zayıf” noktası olarak yorumlanmış ve meşhur tendona ismi verilmiştir. Yarı tanrı olduğu düşülmüş ve adı kendisinden binlerce yıl sonrasına dek yaşatılmış. Hikayenin etkisi de, hikayeyi etkileyici kılan da kahramanın dönemine olan etkisinde saklı. Ben Achilles’i hiç dövüşürken seyretmedim, Can Bartu’yu da top ile mücadele verirken.

Dinledim, gözümde canlandırdım… Okudum ve sonrasında hayal ettim. Bilgisayar oyunlarında kendime has oluşturduğum kadrolarda yaratısında bulunduğum efsanelerin de arasındaydı Can Bartu. Tarih kendisini sözlü bir şekilde bizlere sakladı, bu aynı zamanda ilerlemeci bir aklın mirasıdır da. Birçok ailenin çocuklarına Can ismini vermesinin sebebi olan Can Bartu artık bizler ile değil.

Ben anısına bilgisayarımda bir kaç defa daha, Can Bartu ile gollerimi atıyor olacağım. Kendisine tanık olamamak, belki de en büyük sihrim. Hayal gücüm oranınca büyütebildiğim Can Bartu’yu genç spor yazarı olarak selamlıyorum. Hayal kurabileceğim kadar büyük bir emeği yeşil sahaya taşıyan her futbol sanatçısı ile birlikte kendisini de anmaktan gurur duyuyorum.

Tema Tasarım | Osgaka.com