FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Köşe yazıları 11 Mayıs 2019 23 Görüntüleme

Crucible’da Ne İzledik?

Snooker’ın en prestijli turnuvası olan Crucible yani bir başka deyim ile Dünya kupası sonuçlandı. 18-9’luk frame sonuçlarında kazanan Judd Trump. Benim ilginç ilginç ve sürprizlerle dolu geçen turnuva izlenimlerimi de buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Turnuva tarihinin en ilgi çekici finallerinden bir tanesi oldu ve Trump’ın kazanan performansı da gerçekten tarihe not düşmeyi hak ediyor.

Bu sezon Masters turnuvasını da kazanmış olan Trump, esasen oyunun en yetenekli oyuncularından bir tanesi fakat istikrarsız performansları ve uzun süren karşılaşmalarda dağılan motivasyonu ile henüz Crucible galibiyetine ulaşabilmiş bir isim değildi. Kendisi üzerinde oluşan baskı da belki bu sonuçları doğurmuş olabilir fakat son turnuvanın getirilerinden en önemlisi artık özgüven kazanmış bir Judd Trump. 2011 Crucible finalinin rövanşı gibi olan karşılaşmada John Higgins tecrübesi ve oyun içerisindeki daha fazla kalan yapısı ile benim favori gördüğüm taraf idi. Bu açıdan bir sürpriz sonuçla karşılaştığımızı söyleyebilmemiz mümkün. 2011 yılındaki finalde Trump’ın kaçırmış olduğu pembe potu eğer izlerseniz aslında neyi kastetmiş olduğumu daha iyi anlamanız mümkün. Aradan geçen 8 yıl sonrasında ise dominant bir performans ile Crucible zaferi elde eden Trump, oyununu mental açıdan da oldukça geliştirmiş görünüyor. Üst düzey performansı ile kazanılan zafer sonrasında otoriteler tarafından da Snooker için farklı bir dönemecin başlayabileceği konuşulanlar arasında. Artık turnuvalarda daha ciddiyetle ele almamız gereken isimlerin arasında Judd Trump da eklendi. Masters turnuvasındaki oyununu 17 günlük uzun koşulan bir turnuvada da sergileyebilmesi, düşük motivasyon ve istikrarsızlık ile tanınan Trump için hayli büyük referans. Aynı sezon içerisinde hem Masters, hem de Crucible zaferi kariyerinin ileri aşamaları için önemli bir eşik.

Turnuvaya Dünya 1 numarası ünvanı ile katılan Snooker efsanesi Ronnie O’Sullivan ise amatör oyuncu James Cahill’e elenerek en büyük sürprizlerden bir tanesine imza atmış oldu. Öyle ki belki de spor tarihinin en büyük sürprizlerinden oluşan bir liste yapılmış olsa ilk 20 içerisinde görebiliriz. Eğer ilk 20 içerisinde bu duruma yer vermeyecek olursak da, bunun sebebi Ronnie’nin disiplinsizliği olabilir. Turnuva sonrasında da yarı finalde elenmektense ilk turda elenmeyi tercih edeceğini belirterek, uzun zamandır süren uzun soluklu turnuvalarda sıkılıyor olduğu gerçeğini de öne çıkartmış oldu tekrardan. Eşleşmenin birinci seansında turnuvadan oldukça kopuk bir görüntü çizen Ronnie, elenmesi ile büyük bir hayal kırıklığını taraftarlarına yaşatmış oldu. Neyse ki ben sürprizleri ve spor içerisinde aradan sıyrılan figürleri severim, Crucible keyfim bölünmemiş oldu.

Neil Robertson ve John Higgins dışarısında çeyrek finale kalanların tamamı daha önce Crucible kazanamamış olan isimlerdi. Oran olarak sürpriz ihtimali yüksek görünse dahi, form durumu üzerinden Neil ve son yıllarda finallerde kaybederken izlediğimiz Higgins çok fazla öne çıkan ihtimallerdi. Higgins finale kalmayı başarsa da, Trump’ın muazzam performansı onu zaferden uzak tuttu.

Snooker’ın basın toplantıları da sporun kendi yapısına yakışır düzeyde ve seyretmekten keyif aldığım detaylar içeriyor. Higgins’in karşılaşma sonrasında belki de Trump’ın performansını en iyi özetleyen cümleyi kurarak ; “ Trump masayı domine etti” sözlerini sarf etti. Galiba en doğru örnek de o olacak ki, Higgins kötü oynamadığı bir finalde 18-9’luk frame sonucu ile kaybetti. Keyifli bir spor organizasyonunun sonunda tahmin etmesi nispeten zor olan şampiyon ile karşılaşmak da alınan hazzı sanıyorum birkaç kat arttırıyor.

Tema Tasarım | Osgaka.com