FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Eğitim, Güncel 26 Eylül 2018 156 Görüntüleme

“YKS Sonuçları Ortaöğretimdeki Çöküşün Aynası Olmuştur”

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar,  eğitim sistemindeki değişikliklerin tamamen ideolojik bakış açısıyla değiştirildiğini söyleyerek;” YKS sonuçları ise ortaöğretimdeki çöküşün aynası olmuştur. Çok sayıda kontenjanın boş kalması, meslek liseli öğrencilerin başarı düzeylerinin yine en alt sıralarda yer alması, hükümetin gözdesi İHL’nin başarı ortalamasının düşüklüğü bu sınava damgasını vurmuştur” dedi.

Zobar yaptığı açıklamada; “2018-2019 eğitim-öğretim yılı, 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılına da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla, müfredat ve sınav sistemi değişikliği, karma eğitimin kaldırılması girişimleri gibi tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde girmiştir.
Eğitim sisteminin giderek Dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili eğitim öğretim, taşımalı eğitim, uluslararası sınavlardaki başarısızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, öğretmenlerin özlük sorunları, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, öğretmenlerin aile birliğinin sağlanamaması, kadrolaşma, liyakatsizliğin ve yandaşlığın hakim olması gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılında da gündemdedir.” ifadelerini kullandı.

“YKS sonuçları ise ortaöğretimdeki çöküşün aynası olmuştur”

Sınav sisteminde yapılan değişikliklerin öğrencileri mağdur ettiğini ifade eden Zobar; “Bir gecede değiştirilen LGS sistem ile öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını istemedikleri halde meslek, imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğu ortadır.
YKS sonuçları ise ortaöğretimdeki çöküşün aynası olmuştur. Çok sayıda kontenjanın boş kalması, meslek liseli öğrencilerin başarı düzeylerinin yine en alt sıralarda yer alması, hükümetin gözdesi İHL’nin başarı ortalamasının düşüklüğü bu sınava damgasını vurmuştur.” diye konuştu

“Bugün geldiğimiz noktada İmam Hatip Liseleri’ne ayrılan bütçe, Fen Liselerine oranla 10 kattan daha fazladır” diyen Zobar şunları kaydetti: “Bu da bizlere Bakanlığın gerçek amacının ne olduğunu gayet net bir biçimde ortaya koymaktadır.
İmam Hatip okullarında ‘veliler böyle istiyor’ bahanesiyle kız ve erkek öğrencilerin sınıf ve koridorlarını ayırmayla başlayan süreç, Çok Programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezlerinde ‘karma eğitim’ yapılması şartının kaldırılmasıyla devam etmektedir.
Milli Eğitim, Anayasa’ya aykırı bir biçimde yetkilerini protokollerle Diyanet İşlerine ve Vakıflara devretmiştir. Eski Edirne Ticaret Lisesi binası örneğinde olduğu gibi yetkileriyle birlikte taşınmaz varlıklarını da sözde eğitim amacıyla bu kurumlara devretmekten kaçınmamıştır.
Ayrıca bazı dini vakıfların devlet okullarında “değerler eğitimi” adı altında ders ve seminerler vermekte, bağış toplamakta, dini içerikli yayınları dağıtmaktadırlar.

OKULLAR EĞİTİM-ÖĞRETİME HAZIR DEĞİL

Okullarımızın eğitim öğretim yılına fiziki yapı olarak hazır olmadıkları da bir gerçek. Bu konuda planlamasını yapamayan Milli Eğitim, okulların tadilatlarını yaz tatilinde gerçekleştirmemiş, yine öğrencilerimizin ders başı yapmalarını beklemiştir. Hatta bazı okulların temizliği bile yapılmamıştır. Böylesi bir okul ortamında çocuklarımızın güvenliği ve sağlığı nasıl korunabilecektir?
Ekonomik kriz bahanesiyle Milli Eğitim bütçesinden kesinti yapılması, yine çocuklarımıza ve okullarımıza en büyük darbeyi vurmuştur. Fotokopi için bile bütçe ayıramayanlar, kağıt teminini bile velinin üzerine yıkmışlardır.

ÖĞRETMENLER ASLİ GÖREVLERİNİN DIŞINDA GÖREVLENDİRİLMEKTEDİR
Mülki amirliklerce ya da milli eğitim müdürlüklerince, Birden fazla nöbet görevi, servis taşımacılığı, PDR nöbet görevi ve belleticilik görevi … gibi hukuki alt yapısı olmayan ve eğitim çalışanlarını zor duruma düşüren bu tür yanlış projelere geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Eğitim-İş üyeleri katılmayacaktır.
Geçen yıl bu tür görevlendirmeleri kabul etmeyen öğretmenlerimiz, üzülerek belirtmek isteriz ki yöneticilerden ya baskı görmüşler ya da cezai işlemlere maruz bırakılmışlardır. Hukuka aykırı olarak devam ettirilen bu süreçler aynı zamanda insan hakları ihlalidir.

Hangi sendikanın üyesi ya da yöneticisi olmanız, cezaların belirlenmesinde önemli bir kriter haline gelmiştir. Sözlü uyarılarla kapanabilecek olaylar, sendikasından başka bir etiketi olmayan eğitim çalışanlarına sürgün olarak geri döndüğüne tanık oluyoruz.

SONUÇ
Laik ve bilimsel eğitimin temellerini derhal sağlayamadığınız, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi için eğitim çalışanlarına en büyük yatırımı yapmadığınız süre içerisinde, eğitim sorunlarının çözümü hiç gerçekleşmeyecektir. Eğitim artık din, dil, ırk, cinsiyet ve ideolojik görüş ayrımı yapılmadan sürdürülmesi gereken bir devlet politikası olmak zorundadır. Eğitimdeki amaç ise; aklını kullanabilen, duygularını ifade edebilen ve korkmadan düşüncelerini konuşabilecek bireyler yetiştirmek olmalıdır.
Unutmayalım ki; Cumhuriyet bizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister!”

Tema Tasarım | Osgaka.com