FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Ekonomi, Güncel, Yaşam 14 Nisan 2019 119 Görüntüleme

SÖMÜRÜLEN EMEK; ‘KIDEM TAZMİNATI’

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 10 Nisan 2019 tarihinde ‘Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında “Yapısal Dönüşüm Adımları” paketini açıkladı. Türkiye’de yaklaşık 15 milyon çalışanı ve 2 milyon işvereni ilgilendiren kıdem tazminatı düzenlemesi, yıllardır üzerinde tartışılan bir konu olarak bugünlerde de gündemimizde.  Bu konuyu siz  değerli GERÇEK Gazetesi okuyucuları için araştırdık. İstanbul Barosu  Avukatı Ulaş Çam, Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ayhan Fırtına, Trakya Bölge eski DİSK Başkanı Arif Kuday, SES Edirne Şube Eş Başkanı Meral Toy ve işçi Koralp Selçuk gazetemizin sorularını yanıtladılar.

Peki  nedir bu ‘Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında “Yapısal Dönüşüm Adımları”? Neler  içeriyor? İşçiyi nasıl etkiliyor? İşte bütün soruların cevapları….

Kıdem tazminatı ve kıdem tazminatı fonu nedir? 

İstanbul Barosu Avukatı Ulaş Çam; “Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 10 Nisan 2019 tarihinde Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında “Yapısal Dönüşüm Adımları” paketini açıkladı. Bu açıklamalardan işçileri en çok ilgilendiren husus ise işçilerin alacağı kıdem tazminatları ile alakalı bir “kıdem tazminatı fonu” kurulmasıydı. Peki nedir kıdem tazminatı ve kıdem tazminatı fonu? Kıdem Tazminatı; ülkemizde ilk defa 1936 yılında kabul edilen 3008 sayılı İş Kanunu ile yürürlüğe girmiştir. 3008 sayılı İş Kanunun 13. Maddesinde: ‘Bilumum işçiler hakkındaki fesihlerde, beş seneden fazla olan her bir tam iş senesi için ayrıca on beş günlük ücret tutarında tazminat dahi verilir.’ düzenlemesi yer almıştır. Yani ilk şart beş yılık çalışma süresini doldurmuş olmak idi. Bu şartı yerine getiren işçiye her bir tam yıl çalışma için 15 günlük ücret tutarında tazminat verileceği öngörülmekteydi. 1950 yılında yapılan değişiklerle durum işçi lehine biraz daha iyileştirilerek, 5 yıl çalışma şartı 3 yıla düşürülmüştür. 931 sayılı Kanun ile 3008 sayılı Kanun Mülga edilmiş, süre ve 15 günlük ücret korunmakla birlikte, işçi lehine bir kısım düzenlemeler eklenmiştir. İşçi bu kanunla birlikte, muvazzaf askerlik nedeniyle ayrılmakla, hastalık nedeniyle işveren tarafından işten çıkarılmakla da kıdeme hak kazanmaktadır. Ayrıca ölüm halinde de kanuni mirasçıları Kıdem Tazminatı hakkına sahip olacaktır. Keza bir iyileştirme daha yapılarak “iş yılı” ifadesi kaldırılmış ve “takvim yılı” kabul edilmiştir. Mülga olan ancak kıdem tazminatı maddesi halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’da ise 14. Madde kıdem tazminatına ayrılmıştır. Ayrıntılı düzenlemede, genel olarak işveren tarafından yapılan ve işçinin ahlak ve iyiniyete aykırı olmayan davranışlarından kaynaklanan tüm fesihlerde, işveren kıdem tazminatı ödemek zorundadır. Sağlık sebepleri ve işyerinin çalışmasını engelleyen zorlayıcı sebepler ile işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği tüm durumlarda da işveren yine kıdem tazminatı ödemek zorundadır. İşçi her bir takvim yılı çalışması için 1 aylık giydirilmiş brüt ücreti tutarında kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Yani çıplak ücretin yanı sıra süreklilik arz eden sosyal yardımlar ve parasal değer taşıyan diğer tüm yardımlar, 30 günlük değerleri hesaplanmak suretiyle işçinin ücretine eklenmektedir. Sadece Binde 7,59 Damga Vergisi düşülmektedir. Tek bir sınırlama vardır. O da Kıdem Tazminatı Tavanıdır. Kıdem tazminatına esas alınacak aylık giydirilmiş brüt ücret, her yıl belirlenen ve başbakanlık müsteşarının emeklilik aylığına denk gelen bu tutarı aşamaz. Bugün bu sınır brüt 6.017,60 TL’dir. Kıdem Tazminatı ülkemizde işçiler açısından tarihsel önemde bir sosyal haktır. İşçi bu tazminat ile işsiz kaldığı günlerde kısmen geçimini sağlayabilecek bir konum elde etmekte ve yeni bir iş ararken bu sayede daha rahat etmektedir. İş bulmanın zor olduğu düşük ücret ve işsizliğin yoğun olduğu bir ülkede bunun yaşamsal etkisi tartışılmaz boyuttadır. Şimdi bu hakkın bir tür fona bağlanarak işverenlerin üzerinden Kıdem Tazminatı yükünün alınması gündemdedir. İlk defa 2003 yılında yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanununda bahsedilmiş olup, o gün gelen yoğun tepkiler nedeniyle bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Hatta mülga 1475 sayılı Kanunun 14. Maddesinde düzenlenen kıdem tazminatı uygulamasının fon kuruluncaya dek devam edeceği ifade edilmiştir. Bugün yine Kıdem Tazminatı Fonu gündemdedir.”

Peki bu fon neler getirecek?

 Av. Çam; “Tasarı henüz somut olarak Meclise sunulmamıştır. Ancak bazı düzenlemeler kamuoyu bilgisi dahilindedir. 

1. Öncelikle, iş sözleşmesi sona eren ve adına en az on yıl prim ödenen işçinin talebi halinde de kıdem tazminatı ödenecektir.

2. İşçiye ve ölümü halinde yasal mirasçılarına, fona prim ödenmiş olan her tam yıl için prim hesabına esas olan ücretinin 15 günlük tutarı kadar kıdem tazminatı ödenecektir.

3. Her işçi için aylık brüt ücretinin % 4’ü tutarında katkı işveren tarafından fona ödenecektir.

4. Kıdem tazminatı fonunun devreye girmesi sonucunda ise durum bambaşka olacaktır. Şöyle ki yukarıdaki örneğe bağlı kalarak işten ayrıldığı tarihte hak ettiği tutarın yarısı hemen ödenecek diğer yarısını ise fonda bırakmak zorunda ve en erken 56 yaşında ve emekli olduğu zaman fondaki bu parayı alabilecektir. Ya da işçi ölürse mirasçıları yararlanabilecek. Bugün bir işçi her yıl için 1 aylık brüt maaşı kadar kıdem tazminatı almaktadır. Yani her ay aylığından yüzde 8,33 oranında kıdem tazminatı hakkı doğmaktadır. Oysa fon sisteminde bu oran aylık yünde 4 olacak ve işçi her 1 yıllık çalışma için yalnızca aylığının %48’i tutarında kıdem tazminatı alacaktır. Görüldüğü üzere 1936 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanunun dahi gerisinde bir düzenlemedir. 10 yıl kıdemli olacaksınız. Yaklaşık 15 günlük ücret alacaksınız. Ayrıca maaşınızdan kesinti yapılmasını kabul edeceksiniz. Bu haliyle kıdem tazminatı ortadan kalkmaktadır. Bazı sektörlerde 10 yıl kıdemin dolması bazen yıllar almaktadır. Mesela tarım işlerinde, mevsimlik işlerde. Tazminat miktarı 30 günden 15 güne düşmektedir. Ayrıca bu tazminat için işçi de maaşından vermektedir. Bir diğer önemli meselede ülkemizde kayıt dışı ücret uygulamasının yaygınlığıdır. İşçi ücretleri çok geniş kesimlerde gerçek ücret üzerinden gösterilmemektedir. İşçiyi fonun insafına bırakmak sadece resmi rakamlarda görünen ücret üzerinden Kıdem Tazminatı almasına da yol açacaktır. Tüm bunlar işçi ve işveren arasındaki ilişkileri de oldukça olumsuz etkileyecektir. Kıdem Tazminatı fonuna geçmek yerine, önce devletin öncelikle kayıt dışılık durumunu çözmesi de daha yerinde olacaktır. Keza işsizlik fonu örneğinde olduğu gibi fonun amacı dışında kullanılmayacağının garantisi de yoktur. Varlık fonuna devredilmek suretiyle tamamen denetimsiz bir duruma getirilme olasılığı da mevcuttur. Bu nedenle Kıdem Tazminatı fonu düzenlemesi özellikle işçi hakları açısından oldukça önemli bir kazanımın ortadan kalkması olacaktır.”

 

Sizce kıdem tazminatı fona devredilirse ne olur?

KIDEM TAZMİNATI İŞÇİNİN OLMAZSA OLMAZIDIR”

Trakya Bölge Eski DİSK Başkanı Arif Kuday; “Bence Kıdem Tazminatı işçi sınıfının bir güvencesi olmazsa olmazlarıdır. Sendikaların da kırmızı çizgisidir. Kıdem tazminatının da geçmişteki fonlar gibi fona devredip; oradan işverenlere kaynak aktarmaya  çalışıyorlar. Bu duruma kesinlikle işçi sınıfının ve sendikaların müsaade etmemesi lazım. Hatta kıdem tazminatı ile ilgili bizim önerimiz var olan şartların da iyileştirmesi yönündedir, bizler bunun için mücadele ediyoruz. Kıdem tazminatını fona devredip; insanların kıdem tazminatlarını elinden almalarını asla müsaade etmememiz gerektiğini düşünüyorum.

Kıdem tazminatını, işçinin iş güvencesi olarak görüyoruz.Bu kıdem tazminatı kaldırıldığı zaman işverenin daha rahat hareket edeceğini ve işçileri işten çıkarabileceğini düşünüyorum.

Kıdem tazminatı fona devredilince işverenleri rahatlatacak ve işçileri daha rahat işten çıkarabilecek. Çünkü kendisi kıdem tazminatı ödemeyecek artık. Patronun elini rahatlatacak. Onun için biz kıdem tazminatını sadece bir parasal meblağ olarak görmedik yıllarca. Bunu iş güvencesi olarak da  gördük.” 

 

 

ÇALIŞANLARA YÜKLENİLMEK İSTENİYOR”

Kıdem tazminatı fonu ile işçiler paralarını alabilecekler mi?

Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ayhan Fırtına: “Berat Albayrak’ın açıkladığına göre vergiyi tabana yayacakmış ama refahı sanayiciler, sermayedarlara devredilecekmiş sonucu çıkıyor ortaya. Kıdem Tazminatı ile ilgili düşünülen şey, bir  fona bağlamak. Fon ile ilgili daha önce de çeşitli edindiğimiz tecrübeler var bizim. Özellikle bu tasarruf fonu. Hatırlarsanız ‘zorunlu tasarruf deyip; insanların geçim sıkıntısı içerisinde olan insanlar çok da zor koşullar altında kaldı. Toplanan paralar sermayeye aktarıldı. ‘Konut edindirme’ adı altında bir fon oluşturdular, zaman içerisinde bu da konteyner evler olarak sonuçlandı. Orada toplanan paralar yine sermayeye kaynak olarak aktarıldı. Yenildi, içildi, bir faiz uygulanarak. Bir gecelik faizin yüzde otuzlarda olduğu zamanlarda bu paralara uygulanan faiz 0.1. Yani eritildi. İnsanlardan toplanan paralar başkaları tarafından harcandı. Ben ve benim gibi insanlar buradan toplanan paraların; bırakın faizini, kendisini bile alamadı, alamadım. Şimdi kıdem tazminatı ile ilgili fona devretme ülkenin alıştığı bu durumu demek ki öğrenmişler. Fonla, zaten bu işsizlik fonu ile toplanan paraların sadece yüzde 15-20’si o işsizlere aktarıldıysa ne ala. Yüzde 80’ni yine zenginlere, sermayeye peşkeş çekildi, kaynak olarak aktarıldı. Şimdi zorunlu hale getirmek istedikleri bu sigortayı da herhalde insanları soymak için kullanacaklar. Bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil, sermayeyi beslemek için oluşturacakları yeni kaynak şekli. Ne diyor mesela? ‘Kurumların vergisini azaltacağız.’ Zaten kurumların vergisi az, yüzde 22’den daha az. Türkiye diğer ülkelere bakılırsa kurum  vergilerinin en az olduğu ülkelerden bir tanesi. Sermayenin vergisi yine azaltılacak, çalışanlara yıkılacak ve bu durum çalışanlara  yüklenilmek isteniyor. Bunun için, emek örgütü olarak 1 Mayıs’ta alanlarda en öne çıkaracağımız konu olacak.”

BU PAKETİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”

Kıdem tazminatı fonu ile BES’in entegrasyonu sağlanacağını” ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı neyi amaçlamak istemiştir?

SES Edirne Şube Eş Başkanı Meral Toy; “Paket, Milyonlarca işçinin Kıdem Tazminatı hakkını ortadan kaldırma paketidir.

Bilindiği üzere emeğe hak ettiği değerin verilmediği ülkemizde işçilerin emekçilerin ücretleri, sigortalı olmaları, hep maliyet olarak görülmüştür. Özellikle son yıllarda işgücü maliyetlerini düşürme, emek piyasalarını esnek hale getirme adına hayata geçirilen düzenlemelerle milyonlarca işçinin çalışma yaşamı kuralsızlaştırılmış, iş güvenceleri ortadan kaldırılmıştır.

Açıklanan paketle işçiler açısından sadece parasal bir konu değil,  iş güvencesinin son kalesi olarak ifade edilen 44 yıllık bir hak,  kıdem tazminatı hakkı,  bir kez daha hedefe konmuştur. “Tüm paydaşların katılımı ile kıdem tazminatı reformu gerçekleştirilecek” diyen Hazine ve Maliye Bakanı sürecin nasıl işleyeceği konusunda bir bilgi vermemiştir. Ancak sunumu sırasında söylediği “Kıdem tazminatı fonu ile BES’in entegrasyonu sağlanacak. Sistemde biriken fonlar reel sektöre ve ülkemizin büyümesi üzerinde kanalize edilmesini sağlayacağız. Şirketlerimiz böylece daha ucuz finansmanla yatırımlarını yapabilecekler. Ek kaynak da oluşturacağız”  sözleri niyeti açık olarak ortaya koymaktadır.

Hazine ve Maliye Bakanı’nın bu sözlerinin halk dilinde tercümesi;  kıdem tazminatı bir fona devredilecektir. Kıdem tazminatı fonu ile BES fonları birleştirilecek,  muhtemelen işsizlik sigortası fonu birikimleri de eklenerek patronlara ‘kanalize edilecektir’, yani aktarılacaktır.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri olarak bu paketin karşısında olacağız.”

İŞ GÜVENCESİNİN GASPIDIR”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 10 Nisan 2019 tarihinde Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında “Yapısal Dönüşüm Adımları” paketini açıkladı. Bu açıklamalardan işçileri en çok ilgilendiren husus ise işçilerin alacağı kıdem tazminatları ile alakalı bir “kıdem tazminatı fonu” kurulmasıydı. Kıdem tazminatı hakkın bir tür fona bağlanarak işverenlerin üzerinden Kıdem Tazminatı yükünün alınması gündemdedir. Kıdem tazminatları ile alakalı bir kıdem tazminatı fonu kurulması idi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşçi Koralp Selçuk; “Kıdem tazminatlarımızın üzerine dönen çıkar tartışmalarını hayret içerisinde takip ediyorum. Krizin halka fatura ediliyor olması, işçi sınıfı için kabul edilebilir durum değil. Kıdem tazminatının fona devrediliyor olması, çalışanın en temel hakkı olan iş güvencesinin gaspıdır. Yeni Ekonomik yapısal dönüşüm programı ile sunulan paket, İşçinin hakkını fonlara devretmektedir. Ekonominin dönüşümü için yapılan çabaların en düşük maaş birimi olan asgari ücret üzerinden planlanması, halkın büyük çoğunluğunu oluşturduğu çalışanın yani işçi sınıfının cebine göz dikmektir. İşçi sınıfının maaşları üzerine izlenen politikalar tartışılırken, sınıf örgütlerinin ve emek sınıfının temsilcilerinin hiçbir tanesinin muhattap alınmaması da izlenen politikanın samimiyetini sorgulatmaktadır. Tüm meslek örgütleri ve sendikaların karşı çıktığı fon ve “iyileştirme” paketleri, oldu bitti şeklinde önümüze sunulmaktadır. Asgari ücretin, işçinin işsiz kaldığı koşulların üzerine dönen planların, ekonominin ilk adımı olması şaibedir. Ülkemizin ekonomik krizi derinleşmekte, şirketlerin küçülmeye gitmesi ve işçi çıkartılmalarının artacağı beklenendir. İşçinin, güvencesini ortadan kaldıran bir paketin ortaya sunulması da, Kriz’e karşı Sermayeyi korumaktan başka bir sonuca yaramaz.

Gelir vergisinin dolaylı yoldan artmasına sebebiyet verecek olan ve kurum vergilerini düşüren planlamanın sonucu emekçi halkımızın ezilmesi, fakirleştirilmesi olacaktır. Emekçiler olarak, sermayenin krizine dair bir pay kabul etmiyoruz ve krizin sorumluları da bizler değiliz. Kıdem tazminatları, emekçinin iş güvencesidir ve en temel hakkıdır. 1 Mayıs’a yaklaştığımız bu günlerde, bu tartışmaların son bulmasını ve yönetenlerin emekçi halkımızın cebinden elini çekmesi gerektiğini düşünüyorum.” Makbule TUNÇ

 

Tema Tasarım | Osgaka.com