FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Güncel 10 Eylül 2019 16 Görüntüleme

Çorlu Tren Katliamı Davası: Sanıktan Şok Eden İfadeler

8 Temmuz 2018’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı tren katliamı ile ilgili davanın ikinci duruşması bugün saat 09.00’da Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde başladı.

Duruşmada Sanık Turgut şok eden konuşmasında “Yol bekçileri hattın hafızalarıdır. Onlar nerede ne olacağını çok iyi bilirler. Bir sorun olduğunda hemen sorumluları ikaz ederlerdi. 2001 yılında bu kadrodan vazgeçildi. Bu kadro yıllardır boş duruyor. Ben yıllarca yazı yazdım ancak bilirsiniz bizde bu konularla ilgili yazı yazmak hoş karşılanmaz. Yol bekçisi olsaydı o kaza olur muydu olmaz mıydı bilemiyorum. Zamanında 9 yol bekçisi vardı şimdi ne yazık ki yok. Ek önlemler alınmadı. Teknolojik destek verilmedi. Uyarıcı sinyaller konulmadı. Herhangi bir çalışma yapılmadı. Bununla ilgili çalışma yapacak genel müdürlüktür. Ben sadece bakım personeliyim” diye konuştu ” dedi.

Hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralılarla dayanışmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Candan Yüceer, İlhami Özcan Aygun, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ahmet Şık ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işine son verilen Veli Saçılık da duruşmada bulundu.

Adliye binasına girerken mağdur ve müştekilerin kapıda kimlik kontrolü yapılması istendi. Avukatlar, bu duruma tepki gösterdi.

Avukat Gökmen Yeşil, “Mahkeme heyetiyle görüşmeden bir yargılama yapılamaz. Mahkeme heyeti tarafları karşısına alacak, verdiği karar neyse bizim de itirazlarımızı dinleyerek bu yönde bir karar verecek. Adliye binasının giriş kapısında yurttaşların, mağdurların kimliği kontrol edilerek binaya alınması diye bir karar söz konusu olamaz. Mahkeme heyeti “İddianamede isimleri yazılan mağdur ve müştekileri alacağım” diyor.

Biz de bütün mağdur ve müştekilerin isminin iddianamede yer almadığını söylüyoruz. İsim isim sayabilir, örnek verebiliriz. Sadece iddianameye dayanılarak mağdur müşteki tespiti yapılamaz. Adliye binasının bahçe dışında kimlik kontrolü yapılamaz. Duruşma salonunun yönetimi mahkeme başkanına aittir tamam, ama burada hazır bulunan tarafları duruşma salonuna almalı, kimlik tespiti yapmak istiyorsa duruşma salonunda yapmalı” dedi. Mahkeme heyetiyle konuşan katip, kendisine mahkeme heyeti tarafından cevaben “Bu bir kimlik tespiti değildir, kimin geldiğini tespit etmek amaçlıdır. Girmeyenler kendisi bilir, duruşma başlayacaktır” dendiğini söyledi.

Avukatların, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve yaralıların tamamının içeri alınmadan duruşmanın başlayamayacağını söylemesi üzerine, müştekiler duruşma salonuna alınmaya başladı.

Ailelerin salona alınmasının ardından, mağdur ve müştekilerin isimleri okundu. TCDD personeli olan sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Celaleddin Çabuk ve Çetin Yıldırım da duruşma salonunda yerlerini aldı.

İddianamenin kabulü okundu. Duruşmanın yürütülmesi ilişkin avukatlar talepte bulundu. Öte yandan, baroların davaya müdahillik talepleri kabul edildi.

Avukat Hayrettin Çil, iddianamede ismi olmayan müştekilerin tespit edilmesini istedi.

Avukat Can Atalay, verilen tensip-i itiraz dilekçelerinin işleme konulmasını isteyerek “Ailelerin acıları etrafında örgütlenmesi suç değildir, her aileye 3 avukat sınırlaması 149/2 ‘e aykırıdır ve bu karardan rücu edilmelidir” dedi. Atalay, Çorlu emniyet müdürü başta olmak üzere ilk duruşmada ailelere saldıran polisler hakkında işlem yapılmadığını belirtti.

Avukat Mürsel Çoban, iddianamenin iade edilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. Gerekçeleri özetle; katliamdaki ihmaller, soruşturma sürecindeki aksaklıklar, bilirkişilerin kanuna aykırı atanması, sanıklara yöneltilen suç isnadı, yargılanmayan üst düzey bürokratlar olarak sıraladı.

Duruşmaya verilen 20 dakikalık aranın ardından sanıkların savunması istendi.

Sanık Turgut Kurt savunmasında şu ifadeleri kullandı: TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görevli olan sanık Turgut Kurt savunmasına tren faciasında hayatını kaybeden isimlerin yakınlarına sabırlar dileyerek başladı.

Olayın gerçekleştiği gün Haydarpaşa’da bulunan evinde olduğunu belirten Kurt, “Olay yeriyle evimin arasında 130 KM. vardı. Bizim orda hava açık ve güneşliydi. Şiddetli yağıştan hiç haberim olmadı. Bana meteorolojiden, sorumlulardan herhangi bir haber verilmedi. O gün yol bakım onarım şefimiz Çerkezköy’de makas değişimi yapıyorlardı. Onların yağış anında müdahale etme yetkileri vardır. Ancak onlara da yağışa dair bilgi verilmemiş. Savcının üzerime attığı suçlamaları kabul etmiyorum. Bana yöneltilen suçlamalar asılsızdır. Ben görevimi yerine getirdim” dedi.

Suçun kendilerinde değil üst yönetimde olduğunu ifade eden Kurt;“Yol bekçileri hattın hafızalarıdır. Onlar nerede ne olacağını çok iyi bilirler. Bir sorun olduğunda hemen sorumluları ikaz ederlerdi. 2001 yılında bu kadrodan vazgeçildi. Bu kadro yıllardır boş duruyor. Ben yıllarca yazı yazdım ancak bilirsiniz bizde bu konularla ilgili yazı yazmak hoş karşılanmaz. Yol bekçisi olsaydı o kaza olur muydu olmaz mıydı bilemiyorum. Zamanında 9 yol bekçisi vardı şimdi ne yazık ki yok. Ek önlemler alınmadı. Teknolojik destek verilmedi. Uyarıcı sinyaller konulmadı. Herhangi bir çalışma yapılmadı. Bununla ilgili çalışma yapacak genel müdürlüktür. Ben sadece bakım personeliyim .İddianamede hakkımda yer alan iddiaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı

Ayda iki kere oto ile bir kez de tren ile yolu kontroller yaptığını aktaran Kurt, “Orda sorun varsa anında müdahalesi yapılır. O tarihe kadar bütün turnelerimi yaptım. Herhangi bir problem görmedim. Biz gözlem yapıyoruz. Gözle gördüklerimizi onarıyoruz. Yol ölçüm aletlerimiz var. Bölge müdürlüğünün emri ile sene de 2 defa gelir elektrik ölçüm yaparlar. Kaza yerindeki son kontrolü yaptığımızda herhangi bir sorun görmedim” dedi. Makbule TUNÇ

Tema Tasarım | Osgaka.com